• BIST 97.713
  • Altın 144,103
  • Dolar 3,5652
  • Euro 3,9996
  • Trabzon 17 °C

Ey dünya insanları hepiniz Türksünüz!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Facebook’da son günlerde canı sıkkın, mutlu hissediyor gibi beni güldüren ve eğlendiren durumlar ve haller var.

İnsanları inanın ki hiç ilgilendirmiyor karşısındakinin canının sıkkın olması.

İnsanlar senin için ne yapabilir ki? Senin yapacak hiçbir işinin olmaması karşısında, insanlar seni sosyal medyadan nasıl oyalayabilirler? İçinde bulunduğun bunalımdan seni nasıl çıkarabilirler? Anlamadım gitti.

Ama son günlerde benimde gerçekten moralim alt-üst, canım çok sıkılıyor.

Neden mi? Duyarsızlıklar, eşit olmayan eğitim hakkı, gelir farklılıkları, eşit olmayan sağlık hakkı, Kadının ismini silmeye çalışanlar, Türkçemizin itibarını kaybetmesi ve buna benzer konularda yetkililerinin sessiz ve anlamlandıramadığımız açıklamaları beni çok üzüyor. Tüm olanlar karşısında endişe ve kaygı duyuyorum.

 

Günlük ve önemi

Artık günlük tutmaya başladım. Kim bilir! İleride bu olanları okuyanlar tarihin sayfalarında bu kara günleri nasıl yorumlayacaklardır.

Bugünlerde duygularımı, düşüncelerimi kaybettim maalesef. Şaşkınlık içerisindeyim.

Günlükte kendimi ifade ederken, derin düşüncelerimi, fikirlerimi, hislerimi, kaygılarımı, kuşkularımı da dile getiriyorum. Ama bu günlerde kalemim yazmıyor, düşüncelerim sanki bana küsmüş gibi kağıda da aktarım yapmıyor.

Günlükler hayata dair önemli gelişmelerden, günlük yaşanılanlardan ve o güne ait taze bilgilerden haber verir. Geçmişten haberleri günlük ile alırız. Nazilerden, Osmanlıdan ve yahut Ermenilerle ilgili geçmişe ait notlar birçok konuda ışık tutmuştur bizlere…

Sylvia Plath der ki; “İçimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.”

Bugün konuşturulmayan bizler içinde iyi bir deşarj yöntemi olsa gerek günlük.

Belki de yazdığım bu günlükler zamana farklı bir bakış kazandıracaktır. Ya da Gabrıel Garcia Marquez gibi beni 60’lı yaşlardan sonra aranılan bir yazar haline getirecektir.

Kim bilir bu günlük belki de “hayatımın kitabı” olur. Çünkü günlük benim hayatımı anlatırken, tarihleriyle beraber milletimizin yaşadıklarını da konu ediyor.

Günlükler cep telefonları ve bilgisayarlar artınca önemini ve değerini yitirdi. Artık kimse kaleme ve kağıda dokunmaz oldu. Eski de kalan günlük; Aslında önemli ve unutulmayacak bir dosttur. Sıkıntılarımızın azalması için bile bize yardımcı olandır. Beklentisi olmadan içimizi döktüğümüz, ağladığımız, güldüğümüz, pişmanlıklarımızı, dostluklarımız, belki düşmanlıklarımızı paylaştığımız en sadık dost. Aramızda kalsın sözüne sadık en kıymetli dost.

Bazen sararmış yapraklarıyla hatta küf tutmaya ve kokmaya yüz tutan günlükler yaşanmışlığın olgunluğunu yaşatır ve taşır.

Türkçe bir dil zekasının ürünüdür. Türkçe bizim dilimizdir. Türkçe Türkiye sınırları içerisinde yaşayan herkesin ortak dilidir. Türkçeye sahip çıkalım. Şimdi nereden çıktı bu cümleler diyebilirsiniz. Önemi ve kıymeti yazının devamında belirtilmiştir. Buyurun.

Tüm din ve diller tek kaynaktan çıkmıştır

“Ey dünya insanları hepiniz Türksünüz / Kayıp bir uygarlığın sırları dünyayı nasıl değiştirebilir?” adlı kitabında Gene D. Matlock ilk insanların Türklerle başlayıp daha sonra dünyaya yayıldığını, ilk konuşulan dilin Türkçe olduğunu, bilimin, felsefe ve dinin yine Türklerden doğduğunu söylüyor.

Bir röportajında Matlock, “Dünyanın her yerinde kullanılan dilden, inançlara ve Tanrı isimlerine kadar her şeyin dil olarak aynı kökenden geldiğini görebilirsiniz. Bu tüm dillerin ve dinlerin de tek kaynaktan çıktığını gösteriyor; O da Türklerden. İngiltere’den, Finlandiya’ya insan isimlerinden yer isimlerine Türkçe kökenli kelimelere rastlayabilirsiniz. Finlandiya’da Kırkpınar diye bir yer var. Hintlilerin kutsal kitabı “ Mahabharata” aslında Türklerin tarihini anlatıyor. Yunanlıların büyük Tanrısı Zeus’un ismi Türkçedir. Kudüs ve İsa gibi kelimelerin kökeni de Türkçe. Öte yandan yakın tarihte Keltlerin ( İrlandalılar, Galiler, İskoçyalılar)  DNA’sı incelendi ve Altay’dan geldikleri kanıtlandı. Vikingler, Finikeliler ve İtalya’nın Roma İmparatorluğundan yıllar önce burada yaşayan ve Romanın kurucusu Etrüsklerde Türk’tü. Etrüsklerin DNA’larının % 97 Türklerinki ile aynı olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca Kızılderililer de Türk’tür. Bunu zaten kendileri de söylüyor.”

Tüm bu yazılanları ben değil Meksika’da yaşayan bir Hıristiyan Gene D. Matlock söylüyor.

En can alıcı noktayı şu cümlelerle noktalıyor:

“Hepimizin kardeş olduğuna inanmak, insanlığın sahip olduğu sorunlar ve huzursuzluklar için çözümdür. Bu düşünce ile dünya daha iyi bir yer olur.”

Sizce Türkiye’nin genetik yapısıyla neden oynanıyor? Çünkü Türkler İslamiyet öncesinden beri var olan koca bir deniz. Ama bugün Türk kelimesi çok da ifade edilemez hale getirilmiştir.

Türkiye’de azınlık olarak kendini ifade edenler, bunu da anlamış değilim ya neden azınlık hissi? Neden hep bir kompleks? Sürekli üs kimliğin rahatsızlığını dile getirmek neden acaba? Hep bir şeyler, ispatlama peşinde olma duygusu. Bu tarz psikolojik sorunlar insanı yer bitirir.

Türkçeyi konuşmayarak tepkilerini dile getirenler bugün kendi dillerinde öğretim yapacak okullar açıyor. Ama koskoca neredeyse dünyanın atası konumundaki Türkiye’nin yetkilileri sus-pus. İşte bu manzara bizim canımızı sıkıyor ve acıtıyor. Her konuda bilgisi olan ve konuşan yetkililer iş ülkenin stratejik konuları olunca sus-pus. Gezide ahkâm kesenler, kadınları eşya gibi görenler, çocuklarımız kobay gibi kullananlar, gençleri fişleyenler, sağlık konusunda insanları ti’ye alanlar, Ortadoğu’da kuşun bile uçmasından haberdar olduğunu savunanlar, konuşunca mangalda kül bırakmayanlar, yıkıp-dökenler, can acıtanlar, insanların duygularını hiçe sayanlar, sahi siz neredesiniz konuşsanıza; Konuşmanızın tam zamanı.

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.