• BIST 110.932
  • Altın 175,003
  • Dolar 4,0605
  • Euro 4,9845
  • Trabzon 14 °C

FABRİKA AYARLARI

Gürsel ÖZGÜR

Bazı aletlerde ‘fabrika ayarlarına dön’ komutu var ve bütün hataları ve yanlış düzenlemeleri tamamen silerek eski ayarlarına dönüyor. Sanırım 14 yılın sonunda en ihtiyacımız olan komut bu; ‘Türkiye’m fabrika ayarlarına dön!’

Büyük bir kırılganlık yaşıyoruz. Kimse mutlu olmadığı gibi derin karamsarlık içerisindeyiz. Herhalde hiçbir ulus bu tür inanılmaz, akıldışı saçma olayları yaşamamış ve duyarsız kalmamıştır. İnsanı, diğer canlılardan ayıran özelliklerden olan; akıl, düşünme, vicdan, empati, sevgi, dürüstlük gibi çok değerli kavramlar ancak tarifleri ile kalarak anlamsızlaşmış. Yakında anlamları da değişirse şaşırmamalıyız. Ama artık bu kadarına izin vermemeliyiz.

Bir ülkede intihar bombacısı olarak masum insanların ölümüne sebep olacaksın ve bu ülkenin Milletvekili katilin cenazesine katılarak ‘Bizim kültürümüzde var’ diyecek, sanki farklı kültürlerdenmişiz gibi. Siz orada öldürenlerin ailelerine gelin bunu anlatın, biz anlayamazken… Bu kadar demokrasi hiçbir ülkede olamaz. Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik kavramlarının yer aldığı ve Türkiye’nin de 1949’da imzaladığı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde ‘Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır’ diye belirtilmiştir. Nerde bizim sorumlularımız, yöneten değil de ölenler mi suçlu, orada oldukları için? Ülkemizde kan gövdeyi götürürken Sykes-Picot’çular ellerini ovuşturarak ve sevinçle izliyorlar. Etnik, mezhepsel ayırımın mimarları yine işbaşında ve açıktan çalışıyorlar. Hala görülmüyorlarsa onların başarısından ziyade bizim aymazlığımızdan ya da hainlikten…

‘Yanıldık, kandırılmışız, açılım sürecinde ülkemize silah, mühimmat yığmışlar, görmemişiz’ şeklindeki sözler devlet adamlığına ve ciddiyetine sığmadığı gibi aynı zamanda suç teşkil eder. Bu görmemezlik sonucu şehit olan insanlarımızın vebalini kim üstlenecek? Ülkemizin bağımsızlığı tehdit altındadır. Şimdiki idarecilerin beğenmediği ama dünyanın takdir ettiği gerçek lider 1920’de ne demiş; ‘Bir Millet, kendi kuvvetine dayanarak, varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz’

Hiç yanılmamış, hiç kandırılmamış bir lideri unutturmaya çalışanlar, yanılmışız, kandırmışlar diye çok söylenirler. Vakit geç değil, çözüm; Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönmekten ve Kemalizm’e sarılmaktan geçer. Yeni Türkiye’ye ve Yeni CHP’ye ihtiyaç yok, ikisi de Atatürk’ten gücünü alarak o ideoloji ile yoluna devam etmelidir.

***

 

Bozulan bir ayarımız da empati (duygudaşlık) yapabilme yetimizin kalmayışı. Bir gün herhangi bir konuda aynı düşündüğünüz kişi ile ertesi gün farklı düşündüğünüzde kırılganlık, tahammülsüzlük gösteriyor, sanki her konuda birebir aynı düşünmek zorundaymışsınız gibi. Bazılarında öyle bir ego oluşmuş ki, Ben bilirim, en büyük benim, en iyi ben konuşurum, en iyi yerlere ben layığım, ben, ben... Biraz empati yapsalar herkesin bir değer olduğunu görecekler. Ama onun baktığı ayna kendisini dev, başkalarını cüce gösteriyor. Bu konuda M.Kemal 1909’da, ‘Büyüklük, memleketin mutluluğu için ne gerektiğini kestirmek ve bu amaca yürümekten başka bir şey değildir. Kendi kendinin büyük değil, küçük ve zayıf olduğuna, ama hiçbir yerden yardım ummadan sonunda bütün engelleri aşacağına inanacak ve arkadan biri çıkıp ta sana büyük adam derse gülüp geçeceksin’ demiş, anladınız mı büyük adamlar, nasıl büyük olunuyormuş.

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.