• BIST 91.801
  • Altın 214,232
  • Dolar 5,3608
  • Euro 6,0653
  • Trabzon 11 °C

FANATİZM

Gürsel ÖZGÜR

 Fanatizmi ancak spor takımı taraftarlığında maruz görebiliyorum. Çünkü ‘’yensek de yenilsek de’’ diye tezahürat edilir ya, işte bu dünyaya haykırış iyi günde de kötü günde de yanındayız, taraftarınız anlamını taşır. Doğrusu da budur, Trabzonsporluysan sonuna kadar takımını destekler ve yanında olursun, sevginin tezahürüdür ve paylaşımın bir göstergesidir. Karşılıksız sevgi gibidir, her haliyle seversiniz Takımınızı…
Fanatizm; bir dine, öğretiye, bir kimseye, bir şeye çok aşırı ölçüde coşku ve tutkuyla bağlılık, insanı bu konularda aşırılıklara sürükleyen, körü körüne yandaşlık, bir anlamda bağnazlık olarak tarif edilir. Bu duyguyu yaşayanlara da fanatik denir. 
Aşırı fanatik insanlar, çevresindeki doğru değerleri görememekte, sadece kendi bildiği şekilde hareket etmektedir. Eleştirel olamayan bir davranış ya da takıntılı bir coşku içerir. Spor fanatikliği duyguyu içerdiğinden anlaşılabilir. Ancak Parti veya kişi fanatikliğinin anlaşılabilir olduğunu sanmıyorum. Belki psikolojik bir durum da olabilir.
Hâlbuki fanatizmden uzaklaşırsanız gördüğünüz doğruları söyleme özgürlüğünü de kazanırsınız. Yanlış varsa söylenmeli ki yapan düzeltme imkânını bulabilsin. Aslında lider veya yöneticilerin etrafındaki güçten nemalananlar yüzünden eleştirel yaklaşımların olmamasından kaynaklanan sorunlar yumağı yöneticilerin uzun vadede zararına olmaktadır. Hırslarının ve ihtirasının esiri olarak hükmetme dürtüsü ve zevki yüzünden eleştirilerden yararlanmayanlar mutlaka bunun zararını görür ve etrafındaki avanesiyle birlikte tarih sayfalarında yok olur giderler. 
Eleştirel siyasetten pek yararlanabilmiş bir toplum değiliz. Daha çok, avanenin getirdiği bilgiler ışığında davranıldığından toplumun beklentilerinden uzak politikalarda doğal olarak oluşuma zarar vermektedir. Düzeltmeye yönelik masumane ve samimi eleştirilerden faydalanma faydalı ve yararlanılması gerekli bir davranış biçimidir. ‘’Padişahım sen çok yaşa!’’ zihniyeti gerçeklerin gizlenmesi amacıyla yapılan ve kendine menfaat sağlayan çıkarcıların uyguladığı zararlı bir metottur.
Bir grup da var ki, artık iletişimin en yaygın biçimi olan sosyal medyayı kullanmayalım tarafındalar. Anlık değişimlerin olduğu günümüz koşullarında bu metodu reddetmek ancak aynı grupların kesintisiz iletişiminin sağlandığı ve önemsendiği başka bir alan mevcutsa olması olasıdır.
Eleştiri yapanların karşı taraf yani muhalif olarak algılandığı bir dönemdeyiz. Hâlbuki, eleştirene teşekkür edilerek dersler çıkartılmalı ve sonrasında özeleştiri yapılarak gelişmesinin önü açılmalıdır.
Güncel bir örnekle açıklamaya çalışacağım. Tekirdağ Milletvekilinin haddini aşan sözlerini eleştirince hemen cephe alarak ‘’zaten özür diledi, Diyanet İşleri Başkanının planlı ve yakışıksız ziyaretini niye eleştirmiyorsun’’ diye saldırıya geçerek, en iyi savunma taarruzdur prensibini uyguluyorum sananlar aslında yanılıyorlar. 
Diyanet İşleri Başkanının hareketi zaten şaşırtıcı olmamıştır. Atatürk ile barışık olmadıkları bilinmeyen bir konu değil. ‘’ Din Tüccarları’’ başlıklı yazımda da eleştirerek dini istismar edenlerin en büyük zararı dine verdiğini de yazmıştım. Aslında, Diyanet İşleri Başkanlığı misyonunu tamamlamıştır, kaldırılmalı veya personelinin özlük haklarını takip edecek şekilde bir bakanlığın kuruluşunda Genel Müdürlük seviyesine dönüştürülmeli ve protokolden çıkarılmalıdır.
Hal böyle iken, yanlışı yapan kişiye Trabzonluluk üzerinden tabiri caizse vurmaya kalkmayı eleştirmeyi particilik anlayışı çerçevesinde bağdaştırmak doğru bir hareket değildir. Doğruyu yazabilmeli, çizebilmeli ve savunabilmeliyiz, o zaman yandaşlıktan farkımız kalmaz. 
Gazi Mustafa Kemal, Balıkesir’de öğle namazını kıldıktan sonra minbere çıkar ve:
‘’Dinimiz son ve mükemmel dindir. Camiler birbirinin yüzüne bakmaksızın yatmak sonra kalkıp gitmek için değildir. Camilerimiz din ve dünya işleriyle ilgili meşveret(birleşip görüşme) içindir.” 
Ben yalnız kendi düşüncelerimi söylemek istemiyorum. Milli emanetler, milli irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil, bütün bir Milletin emellerinin sonucundan ibarettir. Benden ne öğrenmek istiyorsanız sormanızı rica ederim’’ diye seslenirken karşılığında eleştiren ve soru soranlar olur.
Sözlerinden eleştiriye açık olduğunu anlamamak mümkün olmadığı gibi iradenin tek kişinin kararı ve düşüncesine de bağlı olmadığını ifade ederek toplumun her bireyini kucaklamıştır.
Ne eleştirmekten korkalım ne de eleştirilmekten, eleştirilmek hata yapılmasını engellediği gibi gelişmenin önündeki engelleri de kaldırır.
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.