• BIST 101.892
  • Altın 190,254
  • Dolar 4,6043
  • Euro 5,3842
  • Trabzon 20 °C

FİGÜRAN

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Çocukların mutlu olmasını sağlayan ve onların haklarını koruyan herkese yürekten selam olsun.

Dünyanın adalete ihtiyacı var; En çokta çocuklarımızın.

Bizler gelecek planları yaparken başımızdan geçen haksızlıkların ve geçmişin hesabını soracak hiçbir yetkili bulamıyoruz.

Haklarımız birey olarak nedir bilmiyoruz.

Sağlık, eğitim, daha iyi bir hayat ve istediğimiz işte çalışabilme sigortamız yok.

Anlayacağınız hiçbirimizin sigortası yok.

Bizlerin bu dünyada hiçbir şey istemeye hakkı da yok. Verilene boyun etmekten başka çaremiz ise yok gibi.

İş bile iki dudak arasına sıkışmış.

Okul yani eğitim de belli bir puanı alamazsan yine iki dudak arasında. Eğer puanın düşükse en yakın imam-hatip lisesine yönlendiriliyorsun. Sonuçta hakkı oyun olan çocukları birer yarış atı gibi koşturuyoruz.

Hepimiz bir hikâyeye başlıyoruz. Ama nasıl biteceğini kurgulayamıyoruz. İlâhi gücün yazdığı çizgi dışında akıl ile yapığımız şeylerin de sonu maalesef bizim elimizde değil.

Hak arayamıyoruz.

İstemeye hakkımız var mı? Bilmiyorum.

Kendisini pazarlamaya çalışan kocasını öldüren Çilem Doğan’ın savunmasında, “Hayatta kalmanın inanılmaz sevinci var içimde. O ölmese ben ölecektim. O size beni pazarlayacağını söylemeyecekti. Başka adamların koynuna beni sokacağını anlatmayacaktı. Benim patlıcan fazla pişti diye, perdeler azıcık kirlendi diye, masada kırıntım kaldı diye yediğim dayakları da söylemeyecekti. Kaç kere hastanelik olduğumdan da bahsetmeyecekti. Bir fotoğrafım var. Biraz gülmüşüm beklide o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış falan deyip karısını başka adamlara satan o değilmiş gibi “namusumu temizledim” diyecekti. Siz o gülüşümü tahrik sayıp 3-5 yıl yatırıp iyi halden salacaktınız. Oysa namus benimdir Hakim bey, bir kağıda imza attık diye kimselere bırakmam” diyor…

Peki! Hak mıdır birinin canına kast etmek. Bu kadar mı haksız muamelelere maruz kalıyoruz da hak aramamız gereken yerler yerine kendimiz hakkımızı alıyoruz. Ne oldu bu dünyaya? Neden bu kadar kirlendi?

Bizler şehirde çocuk pornocularının, hırsızların, ırz düşmanlarının, katillerin arasında çelik kapıların ardında kilitlerle yaşıyoruz.

Ruhunu şeytan satanların arasında yaşamanın ağır yükünü yaşıyoruz. Hep beraber.

Oysa hakkımız değil mi özgürce nefes almak.

Artık haberler, romanlar, diziler, gazeteler namus, inanç ve tecavüz kaynaklı yazılarla başlıyor.

Önce tutuklanan insanlar sonra ceza verilen ve sonrada yanılmışız denilip salıverilen bir sistemden geçiyoruz.

Yaşam bize ne getirirse kabul eder olduk. Hakkımız ve özgürlüğümüz çiğnense bile.

Kim bilir beklide hak ettiğimiz yaşam budur; Sorgusuz ve sualsiz yaşamak.

Tıpkı ABD’nin bilim kurgu filmlerindeki gibi, Çipli ve sürekli gözlenen olduk ABD önce senaryolaştırıyor sonra tatbik ediyor. Bizlerde onların figüran oyuncuları olarak yaşamda yer arıyoruz.

Ama kasırga ilahi adaletten geldiği zaman, ABD bile eli, kolu, kanadı kırık sadece bakıyor…

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.