• BIST 115.147
  • Altın 164,243
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Trabzon 11 °C

FİLİSTİN-KUDÜS

Osman Necip SEVİNÇ

Bugün Trabzon’da ilk defa uygulanacak olan özgün bir projeden, Ortahisar Belediyesi’nin Tünel Akvaryumundan bahsedecektim.
Evet, ilk defa güzel şehrimde; Türkiye’de bir ilk olan bu orijinal projeyi tanıtmak ve düşünenlere teşekkür etmek istiyordum ama gündem o kadar dolu ki, bunu şimdilik önümüzdeki günlere erteleyip kanayan yaramız Kudüs’ü yazmak istiyorum.
Bugün aldığım bir maili sizlerle paylaşmak güzel olacak… Öncelikle belirtmeliyim ki, lütfen sessiz olunuz! Dünya Müslümanları uyuyor. Uyandırmayınız!
İletişimin temel ilkelerinden birsidir. Doğru cevabı almak için doğru soruyu sormak gerekir.
Hikaye şu... İki genç İncil okurken sigara içilip içilmemesi konusunda aralarında tartışırlar. Bir sonuca varamayınca papaza giderler. Papaza soruları soran gençlerden biri olumsuz, biri olumlu cevap alır.
Birincisi papaza ‘İncil okurken sigara içebilir miyiz?’ diye sorar. Papaz ‘İncil kutsal kitaptır, saygısızlık olur. Bu nedenle içilmez’ der… İkincisi ise papaza, ‘Sigara içerken İncil okuyabilir miyiz?’ diye sorar. Papaz, ‘İncil hayatımıza yön veren kutsal kitaptır… Her zaman ve her yerde okunmalıdır’ der.
Yani doğru cevabı almak için soruyu doğru sormamız gerekir.
Şimdi gelelim Kudüs mevzusuna... Herkesin kendine sorduğu ‘Kudüs elimizden giderse ne olur’?
Sahiden ne olur? Sadece bir toprak parçası mı kaybetmiş oluruz? Yoksa onlarca mabedimizden biri yıkılmış mı olur? Yahudilerden korkmuş mu oluruz? Veya Amerika’ya gücümüz yetmemiş mi olur? Yoksa evlerimizin duvarlarını süsleyen Mescid-i Aksa kilimleri, tabloları duvarlarımızdan inmiş mi olur? Ya da Filistin’deki Mescid-i Aksa savunucularını yalnız mı bırakmış oluruz?
Cevapların hepsi yanlış olacaktır. Çünkü soru yanlış. Kudüs elimizden giderse sorusu korkaklık belirtisidir. Ve İsrail’in de, ABD’nin de istediği soru şekli de budur… Budur.
Aslında sormamız gereken doğru soru ‘Kudüs elimizde olursa ne olur? Hayatımıza, ruhumuza ne katar Kudüs?
Kudüs bizim olursa Allah Resulünün ilk kıblesi ve Miraca çıkmasına şahit şanlı beldenin tapusuna sahip şerefli bir ümmet oluruz. Selahaddin Eyyubi’nin başına siyah bir başlık bağlayıp ‘gülmeyeceğim Kudüs esaretten kurtulana kadar gülmeyeceğim’ dediği ruhu, kıyamete kadar yaşatıyor oluruz.
Kudüs bizde olursa, Harem-i Şerif kapılarından birine La ilahe İllallah, İbrahim Halilullah yazdığı gibi dünya tarihine hoşgörü mührünü vurduğu kitabeyi akıllara bir kez daha kazımış oluruz.  
Kudüs bizde olursa, Abdulhamid Han’dan Osmanlı’nın tüm borçlarının silinmesi karşılığında Kudüs istendiğinde, “Mekke Allah’ın haremidir. Medine peygamberin haremidir. Kudüs ise bütün Müslümanların haremi ve namusudur” demişti. Haremine ve namusuna sahip çıkanlar olarak tamamlamış oluruz. İşte soru doğru olunca cevaplar da böyle oluyor.
Doğru sorulardan bir tanesi de neden şimdi? Tarihe dikkat çünkü 6 Aralık 1917’de Osmanlı mağlup olup Kudüs’ten ayrılmıştı. 6 Aralık 2017’de yani tam 100.yıl, yarım kalan hesaplarını tamamlamak istiyorlar.
Unutmayalım! Kudüs bir coğrafi mesele değil, imanı bir meseledir. Ve Kudüs meselesinin sahibi Haktır, Haktır. Hak olan davada da zafer muhakkaktır. Bize düşen Kudüs aşkımızı Nuri Pakdil’in şu mısraları ile bütün Müslümanlara hatırlatmaktır;
“Yüreğimin yarısı Mekke’dir,
Geri kalanı da Medine…
Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.”
Teşekkürler Cemal bey, artık hiçbir şüphem kalmadı. Allah-ü Teâlâ neden tüm peygamberleri Arap yarım adasına gönderdi. Sudi Arabistan ve Mısır’ın esir liderlerini, bazı sapmış Arapları görünce bu temelinden bozuk topluma gönderdiği peygamberlere haşa az bile gelmiş.
 
ŞEKER EN TATLI ZEHİRDİR

Bugün sağlık ile ilgili çok önemli bir bilgi paylaşımı yapmak istiyorum. İlerde bu bilgilerin devamı da gelecek. Asla doktorlarımızın sınırlarına tecavüz edecek kadar yeterli olmadığı gibi haddim de değildir. Bizim amacımız hatırlatmak…
Sevgili dostlar bugün piyasada satılan hazır yiyeceklerin büyük çoğunluğunun içine mısır şurubu dediğimiz son derece ucuz bir şeker olan FRUKTOZ katılıp tatlandırılıyor. Meyve şekeri olan FRUKTOZ’un evimizde kullandığımız kristal şeker SAKKAROZ, yani çay şekerinden 7 kat daha zararlı olduğu bir gerçektir.  
İnsülin direncini artıran ve Akciğer için diğer şekerlerden daha zararlı olan früktoz (meyve şekeri, mısır şurubu) bu nedenle karaciğeri aynen alkol gibi yağlandırmaktadır. Karaciğeri yağlı olanla ve daha ileri safhada siroz hastalığına geçip yaşamak istemeyeceğine göre früktozdan başta uzak dursun. Meyveleri bile ölçülü yesin. Piyasa tatlılarını yememeye özen göstersin. Ayrıca kapalı şişelenmiş meyve suları sanırım kola asitli içecekler vs içindekiler okunsun früktoz içerenler içilmesin. Bunlar çay şekerine göre çok daha zararlı olduğu için tercih edilmesin. Tabi bu arada şekerin her türü zehirdir. Ömrü kısaltır. Ölçülü kullanılmalıdır.
Früktoz, alkol değildir. Ama alkol gibi 5 halkalı molekülü olan şekerdir. Taze meyvelerden özellikle en çok meyve olmak üzere muz, üzüm, tatlı kiraz, armut, karpuz ile kuru meyvelerden de başta hurma olmak üzere kayısı, incir, siyah üzüm, kuş üzümü fazla total metabolik früktoz içerir. Çok az yenmelidir veya uzak durulmalıdır.  
Şimdi gelelim sağlığımız ile bilinçli bilinçsiz oynayanlara ve olanlara göz yuman ilgililere… Yani tatlı imalatlarında mısır şurubu yerine ehven-i-şer olan bildiğimiz rafine toz şeker kullanılsa maliyet çok mu artar. Sağlık mı önemli cüzdan mı? İnsanı yaşatın ki devlet yaşasın denilmemiş mi?
Tatlı üreticileri yapınız hesabınızı. Biz tüketiciler doktorlara ödeyeceğimiz ücretin belli bir kısmını daha sağlıklı tatlılara ödemeye hazırız.
Lütfen! Tüketiciye biraz saygı, ihtimam istiyoruz. Kardeş kardeşe yanlış yapmaz. Tabi sözlerim mısır şurubuna yüklenen üreticilere.. Ben inanıyorum ki sağlığını düşünen üreticiler insülin direncini artırarak karaciğerlerimiz için diğer şekerlerden 7 kat daha zararlı olan, früktozu fazlası ile içeren tatlı yiyecekler ve içecekleri tüketmezler. Şekerden uzak duralım. Karaciğer yağlanması, kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalıklardan korunalım. Ve unutmayalım ki şeker sofralarımıza yoğunlukla girmeden önce kanser, şeker hastalıkları bu kadar türememiş hatta yoktu bile.

EKMEĞE SAYGI
İNSANA ZULÜM

Biz insanlar nasıl bir canlılarız anlamak zor. Hz. Allah (c.c) insanın nankör olduğundan alda zulüm sahibi olduğuna kadar anlatır…
Biliyorsunuz ekmek bizim örf ve adetlerimize göre kutsal bir nimettir. Yere düşürdüğümüzde veya yerde gördüğümüz ekmeği hemen yerden alıp üzerine basılmayacak bir yere koyarız. Ama ekmeğe gösterdiğimiz bu saygıyı anadan babadan, öğretmenden, büyüğümüzden esirgeriz. Ekmeğin üzerine doğru olarak asla basmayız. Ancak kardeşimiz olan insanları döver, tekmeler üstüne üstünlük öldürür, sonrada çiğneriz. Vahşeti, zulmü insana layık görürüz. Hırs ve öfke en büyük mutluluğumuz olmuş, gözlerimiz dönünce hiçbir kutsalımız kalmaz.
Yalnız bu arada ayrımsız olarak haramlar ile kazanmış bile olsa zenginleşmiş insanlara boyun eğer saygının en büyüğünü gösteririz. Yani para putuna tapmış oluruz. Karşımızdaki komprador de kendini önemli bir kişilik görür. Hâlbuki gafil bilmez ki gösterilen saygı cüzdanınadır. O cüzdan dolu olmazsa toplumdan selam bile alamaz. Hiç unutulmamalıdır ki sonunda hepimizi bir kefene sarıp çırılçıplak gömecekler. Çok paranın hesabı da çoktur. Hele önden salih amel olarak gönderilmeyen paraların…
Sonunu şöyle bağlayalım… Yılda 1.5 katrilyon değerinde ekmeğim bayat artık, küflendi denilerek çöpe atıldığı ülkemizde… Ekmeğin aynı gramaj ile 5 TL’ye satıldığını düşünelim. O zaman ekmeğin bir zerresi çöpe atılabilir mi? Siz hiç pahalı olan sucuk, pastırma, çikolatanın çöpe atıldığını gördünüz mü? Garibim ekmek, biraz ucuz ya! Az bayatladı mı at çöpe. Müslümanın, bir dilim ekmeğe muhtaç milyonlarca insan dünyada varken israf etmesi ne acı değil mi?


 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.