• BIST 97.610
  • Altın 145,173
  • Dolar 3,5733
  • Euro 4,0106
  • Trabzon 16 °C

FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Hafta sonunda yapılacak olan milletvekili genel seçimleri ile yeni bir döneme daha adım atacağız. Bütün partilerin adayları canla başla çalıştılar ve kendilerince belirlemiş oldukları hedef için varlarını yoklarını ortaya döktüler. İktidarıyla muhalefetiyle parlamentoda üstünlüğü ele geçirmek adına oldukça büyük bir çaba sergilendiğini gördük.

Peki, bu yüksek tempolu çalışmanın halktaki karşılığı ya da halka olan yansıması acaba ne kadar oldu? Doğrusu dağda, bayırda, sokakta belirgin bir seçim havası oluşmadı. Sadece siyasilerin seçim ziyaretlerinde yaşlı, kasketli dedelerimizle köy kahvehanesi önünde çektirdikleri fotoğraflar ile sembolleşen bir çalışma ortamına tanık olduk. Açıkçası toplumun siyasilerden olan beklentisinde önemli düzeyde bir gevşeme olduğu gözlenmektedir.

İşin psikolojik açıdan bakıldığında nedeni bellidir. Halk büyük ölçüde seçim yorgunu olmuştur. Herkes “seçim bir an önce bitse de şu vaatlerin uygulanabilirliğini görebilsek” moduna geçmiş gibidir. Seçim ortamında iktidar partisinden bile beklenmeyecek şekilde asgari ücret, emekliye destek, öğrenciye destek, bekârlığa veda gibi havada uçuşan vaatler için muhalefete gerçekten çok şey borçluyuz. Muhalefet bu ülkede ne yapar sorusu halen iktidarın seçim programına almış olduğu onlarca vaat ile cevaplanmış oldu. En azından ülkede dar gelirliler adına umut dahi olsa bir şeylerin yapılacak olmasını iktidar partisinin programına sokmuş oldular.

Seçim sonrasında bitecek olan vaat bombardımanından geriye ne kalacağı da ayrı bir merak konusudur kuşkusuz. Zira bambaşka bir atmosfer ya da başlıkta da verildiği gibi fırtınalı bir dönem bizleri bekliyor. Halen halkın yaşamakta olduğu sessizlik, hayra alamet değildir. Yükselen vaat çıtası halkın iktidardan olan beklentilerini de artırmıştır. Toplum artık manevi tatmin değil, maddi destek peşindedir. Bu anlamda iktidara talip olmak birçok zorluğu da beraberinde getirecektir. Tabii ki bu varsayım tek bir partinin iktidar olması koşuluna dayalıdır.

Ancak genel beklentinin iktidar çoğunluğunun tek bir parti tarafından elde edilemeyeceği şeklinde olduğuna bakılırsa ve seçim sonrası tablo da bu şekilde ortaya çıkarsa esas maç o zaman başlayacak. Koalisyon senaryolarının hangi esas dâhilinde gerçekleşeceğini tahmin etmemiz elbette zordur ama kanımca siyasi partilerde önemli çatırdamaların yaşanabileceği bir döneme gireceğiz. 7 Haziran seçim sonuçlarına benzer sonuçların çıkması hem AKP hem de CHP için pek hayırlı olmayacaktır. Böylesi bir sonuç; AKP’yi kendisine en az zararı verecek seçenek olan HDP ile koalisyona bir şekilde zorunlu bırakacaktır. Bu koalisyonun Türkiye için ne kadar hayırlı olabileceği konusunda da pek çok soru işareti vardır. Ülkenin öncelikli gündemi olan normalleşme ve sakinleşme nasıl sağlanacak? Ya çözüm bekleyen diğer sorunlar…

Velhasıl bugünkünden daha iyi günlerin bizi beklemediğini söylemek için kâhin olmaya gerek yoktur. Umarım yanılırız ve ülkede feraset ağır basar.

 

تعلم اللغة العربية

Başlık Arapça olup, “Arapça Öğrenmek” anlamını taşımaktadır. Güzel Türkçemizin yanında oldukça sevimsiz göründüğünün farkındayım. Milli Eğitim programımıza son günlerde dâhil olan bu konuya iyimser bakmayı ne kadar da çok isterdim. Ancak son yıllarda tam bir sorun yumağı haline gelmiş olan Milli Eğitimin içerisine düşürülmüş olduğu karanlık çukuru gördükçe insanın içi ürperiyor. İster istemez sorgulama yapma ihtiyacı doğuyor.

Yabancı dil öğretiminin günümüzde önemi yadsınamaz. Bilgi akışının oldukça hızlanmış olduğu ve sanal dünyanın küçüldüğü bu günlerde, yaygın ve etkin batı dillerini ve özellikle İngilizceyi iyi öğrenmek, en azından okuduğunu ve duyduğunu anlayabilecek düzeyde öğrenmek elzemdir. Bilim ve teknolojideki gelişmeleri takip edebilmek, medyayı izleyebilmek gibi nedenlerle İngilizce öğrenmeye şiddetle ihtiyaç vardır.

Milli Eğitim sistemimiz öğrencilerimize 12 yıllık zorunlu eğitim dönemi boyunca maalesef basit birkaç sözcükten oluşan bir yabancı dil bilgisi kazandırabilmektedir. Günümüzde özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde İngilizce öğretimi temel eğitimde büyük bir başarıyla tamamlanmakta ve üniversite düzeyindeki öğrenciler tarafından yabancı dilde fikri ve edebi eserler üretilebilmektedir.

Halen böylesi bir sistemin çok uzağında olduğumuz gerçeği gün gibi ortada iken Arapçayı ne yapacağımızı anlamakta çok zorlanıyorum. Gelişmiş dünyayı izlemenin en temel yolu olarak yaygın ve etkin bir yabancı dili çocuklarımıza öğretmek dururken, uygar dünya kültürüne hiçbir katkısı olmayan Ortadoğu dili ile bu ülkeye zaman kaybettirmek nasıl bir politikadır?

Arapça dersinin zorunlu olmayacağı, dersi isteyen öğrencilerin seçebileceği savı öne sürülebilir. İlk bakışta dil seçim özgürlüğü gibi görünen bu yaklaşım doğru değildir. Öğrenim hayatını; geleceğinde hiçbir işine yaramayacak olan bir dili yarım yamalak bir yabancı dil öğrenimi ile geçirme tercihini yapmak, dünyayı yeterince tanımayan öğrenci velilerine bırakılmamalıdır. Türk insanı için sembolik bir değeri olan fakat pratik hiçbir değeri olmayan Arapça ile gençlerimizi oyalamak, bu ülkeye iyilik yapmak değildir.

Yapmamız gereken esas şey, herkesin de beklentisi olan ciddi, donanımlı ve etkili yöntemlerle temel eğitim süresince çok iyi düzeyde İngilizce öğretebilmek olmalıdır. Bu satırları 7 ve 10 yaşlarındaki iki Çinli çocuğun kusursuz bir İngilizce ile söylediği Josh Groban’ın ünlü “You raise me up” adlı şarkısını dinleyerek yazdığımı da söylemeliyim.

 

OTOMOBİL UÇAR GİDER…

Seçim öncesi dönem diye ciddiye alıp almama konusunda kararsız kaldım. Yerli otomobilin yola girdiğini bizzat bakanlık düzeyinden duyunca durumu tekrar ele almaya karar verdim. Konu ile ilgili birkaç yıl öne yazmış olduğum bir yazıda şu görüşü dile getirmiştim:

“…Dünya piyasalarında yerini almış bir markaya ulaşılabilecek bu sürecin çok iyi analiz edilerek yönetilmesi gerekmektedir. Zira dünya piyasalarında zaten yüzlerce tür ve özellikte üretilmekte olan otomobillerin yerini alabilmek için ya da alternatif olabilmek için mutlaka bir “farklılık” yaratmak gerekmektedir. Yerli markanın hedef kitle tarafından tercih edilebilir kılınmasını gerektirecek birkaç parametre iyi analiz edilmelidir. Bunlar “fiyat”, “kullanım kolaylığı”, “estetik”, “ekonomik kullanım” ve “çok yönlülük” gibi tercih nedenlerinin bir ya da birkaçına sahip olan bir otomobil üretmek anlamına gelmektedir.

Öncelikle yabancı lisans altında ülkemizde üretim yapmakta olan otomobil fabrikalarının mevcut üretim bantları ya da platformlarının yerli bir marka oluşturmak için kullanılabileceğini ifade etmek bu işin özüne uygun değildir. Bu yaklaşım; geleceği ve farklılığı olmayan ürünler için devletin desteğini birilerinin cebine aktarmak demektir. Zira mevcut bir fabrikanın platformundan farklı bir konsept ile tasarlanmış yeni bir otomobilin çıkması imkânsıza yakındır. Günümüzde otomotiv sektöründe milimetrik hassasiyetle çalışan robotların, yeni bir gövde üzerinde montaj yapabilecek duruma getirilmesinin maliyeti yenilerinin tesis edilmesinden daha pahalıdır. Bu nedenle bu görüşü dile getiren tarafların yeni bir otomobilden kastettikleri şey ancak mevcut bir otomobilin görünümünde bazı küçük değişiklikler yapmak suretiyle piyasa bir ürün sürmektir. Herhalde yerli otomobilden beklenen bu kadar basit bir hedef değildir.

***

Gelinen noktada yurtdışında tasarımı yapılan birkaç modele ait prototipin Türkiye’ye getirildiği ve elektrikli versiyon hariç diğerlerinin çalışır durumda olduğu ifade edilmektedir. Ancak üretimin nasıl ve nerede yapılacağı konusunda tam bir netlik yoktur. Görünen o ki; daha çok almamız gereken yol var. Nasrettin Hoca hikâyesinde olduğu gibi yerli otomobil konusunda halen, borç ödemek için yolun kenarına diken dikme aşamasındayız anlaşılan.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.