• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Trabzon 7 °C

FOUCAULT ve HIRSIZLIĞIN TARİHİ

FOUCAULT ve HIRSIZLIĞIN TARİHİ
„Tımarhaneler ve hapishaneler iktidarın sopası olmuştur tarihte!“ Foucault

 

Fransız filozof Michel Foucault, el atılmamış bir çok alanı deşerek, sürekli iç içe olduğumuz ama hep kıyısından geçtiğimiz gerçeklerle baş başa bırakır bizi.

 

“Hapishanenin Doğuşu”,“Cinselliğin Tarihi”,“Deliliğin Tarihi” ondan bize kalan özel araştırma alanlarıdır. Foucault, eğer “Hırsızlığın Tarihi”ni yazmaya kalksaydı, soluğu Türkiye’de alırdı hiç kuşkusuz. Çünkü; hırsızlık hırsızlık olalı böyle bir pişkinlik görmemiştir.

 

Türkiye bu gün; “Adaletin bağlandığı; hırsızların serbest bırakıldığı” bir üke durumuna düşürülmüştür.

Türkiye bu gün; “Ahlakın, erdemin, onurun bağlandığı; namussuzluğun serbest bırakıldığı” bir ülke durumuna düşürülmüştür. Çok yazık! Hırsızlık demişken; günümüzde hepinizin bildiği, bazılarına göre “Günah işleme hakkı” olarak kutsanan güncel konulara girmeden, kendi hırsızlık tarihimle ilgili iki küçük hikâye anlatmak istiyorum. Bakın ben ne büyük bir hırsızmışım meğer...

 

YUMURTA HIRSIZLIĞIM: ACEMİDÖNEMİM!

 

Çocukluğum, Trabzon’un dar sokaklarında geçti. Bir bakıma, gerçek okulumuz bu sokaklardı da diyebilirim. Bir gün anneme, komşunun kümesinden bir yumurta çaldığımı söylerken, hayatımın bu kadar değişeceğini bilemezdim.

 

Sokağımızın başından deniz görünüyordu. Ben elimde yumurtayla denize bakıyor ve öteki dünyada bu yumurtanın kabuğuyla bu denizin suyunu nasıl boşaltabilirim, diye düşünüyordum.

Çünkü, yumurta çalmanın karşılığında alacağım cezanın tanımlaması buydu annemce. Anneme göre bir yumurta çalmanın günahı, o yumurta kabuğuyla denizin suyunu boşaltsam da giderilemeyecek kadar büyüktü. Allahtan dünyada tek deniz olarak Karadeniz’i biliyordum o zamanlar.

 

İktisadi olarak açıklarsam: Bir yumurtanın alternatif maliyeti, önümde duran denizi bu yumurtanın kabuğuyla boşaltmak olacaktı.  Çok ağır bir cezaydı bu! Gidip yumurtayı yerine koyarken yaşadığım hayıflanmak acısı, daha fazla katlanabileceğim bir şeydi. Bir ara, yumurtanın tereyağındaki kokusu denizin suyunu boşaltmaktan daha ağır bastıysa da, suyu boşaltırken “Ya yumurtanın kabuğu, suyu boşaltırken kırılırsa o zaman ne olacak?” Bu soruya annemden aldığım cevap beni hepten ümitsizliğe düşürmüştü: Cehenneme gidecektim! Aman Tanrım! dedim, bir yumurtanın başıma açtıklarına bakar mısın?  Yumurtayı götürüp yerine koymaktan başka çarem kalmamıştı. Teslim olmuştum. Bütün hayatım bir şeyleri çalamamanın tatsızlığıyla geçti. Hiç değil kleoptamani olsaydım bari diye de çok istedim, ama olamadım.

 

Oysa çevremdeki çocuklar hem çalıyor hem de bundan rahatsızlık duymuyorlardı. Ben içimden “mahfoldunuz oğlum” desem de dilim bunu söyleyemiyordu. Söylesem de hiçbir tesiri olmuyordu. Sonra, davranışlarını o çocukların cahilliğine veriyor, ama çekecekleri cezayı düşündüğümde de, gene de onlar için bir şeyler yapmak istiyordum. Yumurta hırsızlığım böylece başarısızlığa uğradıktan sonra; bu işe ara verdim! Biraz daha büyüyünce bu sefer de ayva hırsızlığına başlayacağımı nereden bilebilirdim?

 

AYVA HIRSIZLIĞIM: USTALIK DÖNEMİM!

Trabzon Lisesi'yle, Cumhuriyet Ortaokulu'nun önünde toprak bir alan vardı. O alanın tozunu yutmuş olanlar iyi bilir. Okuldan çıkışta sağda bir bisikletçi vardı. 5 liraya 5 dakka turlar atılırdı. Bir de o alanda seyyar arabalar olurdu. Mevsime göre değişik meyveler satarlardı. Ama sonbahar-kış arası muhakkak ki ayva satılırdı. Ortaokuldaydım o zamanlar. Okuldan çıkışta (sene 76-77 olmalı)  çocuklar 2 ayva çalar, birinin parasını verir giderlerdi. Biri satıcıyı konuşmaya tutarken, diğeri çalardı. Bazen satıcı dikkatsizse ikinci ayva için de para vermezlerdi. Onların arasında kalıp da onlar gibi davran(a)mamak o yaşlarda alay konusu olurdu. Bu durum insanda durup dururken hırs yapabilirdi.
İşte hırsıma yenildiğim bir gün ben de bir ayva çaldım. Oysa, ne ayva yiyesim vardı, ne de ayvayı elime aldıktan sonra yiyebilmiştim. Ancak bir tür „mahalle baskısı“ sayılabilecek, arkadaşlar arasında racon edinebilmek duygusu beni bu duruma itmişti. Pişman olmuştum. İçim yanıyordu. Seyyar satıcının bir ayvasını çalarak, belki de evine bir ekmek götürmesini engellemiştim.
 

Atapark'a doğru gidiyordum. Ama içimden ayvayı bir türlü ısırmak gelmiyordu. O zaman kendime dedim ki: Ben bu ayvayı neden çaldım? Neden çaldığımı biliyordum. Ayvayı ısıramadan boş bir arsanın önünden geçerken büyük bir kızgınlık ve vicdan azabıyla fırlatıp attım. Ancak durumu kurtarmıyordu ayvayı fırlatıp atmam. Bu hatamı mutlaka telafi etmeliydim. Yoksa çok rahatsız olacaktım.
 

Ertesi gün ayvacı gene oradaydı. Ona hiç çaktırmadan arabaya yaklaşıp, o zamanlar yeni çıkmış demir 5‘liklerden birini tablasına bırakıp uzaklaştım. Bir ayva 2.5 liraydı. Demirlik 2.5 liraların üzerinden Atatürk'ün Kocatepe'de çekilmiş resmi vardı hiç unutmam. Ben bir gün önce bir ayva çalmıştım ama ertesi gün iki katını tablaya bırakmıştım. Vicdanımı temizlemeye gene de yetmedi bu olay. Ama yapacak bir şeyim yoktu.


Bu davranışımı çok sorguladım. Bu; gruba-arkadaşlara uygun davranma psikolojisinin çoğu zaman insanı istemediği şeylere yönelttiğini gördüm. Yıllar sonra vardığım bu sonuç, o zamanki yaşımı ve davranışımı da göz önünde bulundurarak kendimi affetmemi sağladı. Ama bu kötü davranıştan çok şey öğrendim. İnsan zaten çoğu zaman kötülüklerden arınarak kendini geliştirmiyor mu? O zaman kötülük yaptığımızda o kuyudan çıkabilmenin yollarını da bulabilmeliyiz. İnsan vicdan sahibiyse bazen kötülükten de yeni bir hayat doğabilir. Hırsızlığımın acemi ve ustalık dönemlerini de böylece geride bırakmıştım. Ustalık dönemim bile işe yaramamıştı!

 

Ben ve benim gibi insanlar, hırsızlık yapmadıkları için mal mülk sahibi olamamış yoksullar, soysuz  siyaset yapmadığı için kendisine tapınacak kitleler bulamamış dürüst insanlar, hak etmedikleri bir yumurtanın ya da ayvanın kursaklarına inmesinden rahatsızlık duyarlar. Bu rahatsızlığı duymak için; ne müslüman olmaya ne de Allah‘a inanmaya gerek vardır. Bunun için gerekli olan en önemli şey: Vicdandır. Bu gün Türkiye’de hem iktidarda hem de peşinden koşanlarda vicdani hiçbir olay kalmamıştır.

 

DİN AFYON MUDUR!

 

Yukarda da belirttiğim gibi, bildiğiniz yolsuzluklara değinmeyeceğim.

Türkiye’de o derece bir „Akıl Tutulması“ yaşanıyor ki, başbakanın yüzde 50’si için; hepsi de „Stockholm Sendromu“na tutulmuşlar diyebilirim.

Her şey ayan beyan ortada. Öyle ki; Burhan Kuzu denen adam çıkıp: „Kasetlerdeki konuşmalar doğru olsa bile, kimse bunlara inanmaz!“ diyerek, ruhu satın alınmış bir kitlenin varlığını ispat etmiştir.

Marks’ın aşağı yukarı söylediği bir söz vardı: „Din afyondur!“

Bu sözün de bu iktidarca doğrulandığına bir kez daha şahit olduk.

Burhan Kuzu’nun açıklaması tam da bu cümlenin sağlaması olmuştur. Kendi kendilerine Marks’ı da doğrulamışlardır.

İnsanın içinden; „Bunlar da Marksist mi acaba?“ diyesi geliyor.

 

Gene rahmetli Foucault’yla bağlayalım:

„Tımarhaneler ve hapishaneler iktidarın sopası olmuştur tarihte!“

 

İyi Pazarlar…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Talipoğlu'nun ölümünde krem şüphesi!22 Mart 2017 Çarşamba 09:32
  • Bugün hava nasıl olacak?22 Mart 2017 Çarşamba 09:30
  • Dink davasında tutklama talebi!22 Mart 2017 Çarşamba 08:52
  • Tayfun Talipoğlu hayatını kaybetti!21 Mart 2017 Salı 09:23
  • Akar, İtalya’ya ziyarette bulunacak!21 Mart 2017 Salı 09:22
  • Polis önemli bir detayı atlamadı!18 Mart 2017 Cumartesi 20:42
  • Türk askeri o ülkede!17 Mart 2017 Cuma 09:46
  • Bugün hava nasıl olacak?17 Mart 2017 Cuma 09:44
  • Ali Fuat Yılmazer'in kızı gözaltına alındı16 Mart 2017 Perşembe 10:07
  • Ekranlara veda ediyor!16 Mart 2017 Perşembe 10:03
  • YERİN KULAĞI
    • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
    • Birinci yalnız kaldı!
    • İnternet sitesinin anketi!!
    • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
    • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
    • Evde yatıp para kazanacaklar!
    • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
    • MHP’de iki çift bir tek!
    • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
    • Fevzi Hoca’nın misafirleri!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.