• BIST 108.869
  • Altın 271,535
  • Dolar 5,7701
  • Euro 6,3816
  • Trabzon 11 °C

Gazeteyi kullanarak şekil vermek!

Yer KULAK

  Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, dün işadamı Selahattin Bahadır’ın gazetesi Sonnokta’yı ziyaret etti. Gazete yöneticileriyle görüştü. 
Başkan Zorluoğlu, ‘Trabzon’da gazeteyi kullanarak bize yön vereceklerini düşünen arkadaşlar yanıldıklarını anladılar. Gazete üzerinden belediyeye tabiri caizse şekil verme alışkanlığı var. Haber olacak, ancak yorumlara bakıldığında niyetleri görebiliyoruz’ dedi.
 gazeteyi.jpg Bir gazeteci, yazar; Belediyenin faaliyetini veya vatandaşın şikayetini haber yapar. Haberi de objektif bir şekilde sunar. İş yoruma gelince; eleştirir, görüşlerini aktarır, öneride bulunabilir, şu doğrudur, bu yanlıştır, diyebilir. Ve demelidir de! Hatta yön vermeye de çalışabilir… Belediye Başkanı da, yorumlardan, haberlerden faydalanır veya gale almaz. 
Bu yazdıklarımız, olması gerekenler…
Başkan olması gerekenlerden farklı bir şey söylüyor ve diyor ki: ‘Gazeteyi kullanarak bize yön vereceklerini düşünenler yanıldılar. Gazete üzerinden belediye şekil verme alışkanlığı var’.
Trabzon’da belediye başkanına şekil vermeye çalışan veya az da olsa veren gazeteci, gazete sahibi yok mu? 
Güçleri ve siyasi birliktelikleri olsa bir kaçı hariç hepsi vermeye çalışır! 
Başkan, bu ifadeleri tüm gazeteciler için söylemiyor, nokta atış yapıyor ve birilerini kast ediyor… Ve başkanın bu söylemleri, önceki dönemden bu döneme yansıyan gelişmeler…
Başkan Murat Zorluoğlu, bir durum tespiti yapıyor, gazetecileri eleştiriyor ancak bize göre yanlış yapıyor! Çünkü burada öncelikli olarak eleştirilecek kişi veya kişiler, gazeteciler değil belediyeyi yönetenlerdir.
Belediye Başkanı ve yönetenler; siyasi ve ekonomik birliktelik içerisinde olmadıktan sonra gazeteciden neden çekinsin, neden korksun ki!
Başkan, yasadışı iş yapmadıktan ve oyunu kurallarına göre oynadıktan sonra gazeteci ne yazarsa yazsın! 
Gazeteci, çizmeyi aşarsa başkan mahkemeye gider, tekzip yayınlatır, tazminat alır vs.
O nedenle, gazetecinin başkanın söylediği anlamda şekil verdirme işi, gazetecinin başarısı, gücü değil belediye başkanının siyaseten teslim olması, korkaklığı, açığının olması vb.dir… 
Murat Zorluoğlu’nun, senetle, alım-satımla işi ve de siyaseten de bir sıkıntısı olmadığına göre, başkanlığına ve yönetimine yön ve şekil verme eyleminde olanlara pabuç bırakmaz, bırakmıyor da…

                                            ********************

Benim derdim Mümtaz Soysal'la değil ki! 

  O yaşarken hiçbir zaman dünya görüşünü, siyaset anlayışını saklamadı. Benim derdim Mümtaz Soysal'dan olmadığı bir "dava"nın ahir zaman peygamberi çıkarmaya çalışan Mülkiyelilerin bir kısmının oluşturduğu kilise ile. Bir insanın sıra dışı iyi bir iktisatçı, sıra dışı iyi bir toplum bilimci, sıra dışı iyi bir siyaset felsefecisi sayılabilmesi için yaptığı öngörülerin doğru çıkmış olması gerekir. Ben Mülkiye'ye öğrenci olarak 1960’da girdim. 40 yıllık bir öğretmenlik ve araştırmacılık hizmetinden sonra 2008'de emekli olarak çıktım. Bu 48 yıllık dönemde Mülkiyelilerin bir kısmının oluşturdukları kilisenin "aziz"lerini yakından izledim. İstesem de izledim izlemesem de izledim. Kim bu azizler? Vefat edenleri de katarak bazılarını sayalım. Muammer Aksoy, Bahri Savcı, Sadun Aren, Korkut Boratav, Bilsay Kuruç, Alparslan Işıklı, Tuncer Bulutay... Bu azizlerin hikmeti bütün öngörülerinin YANLIŞ çıkmış olması, dünyanın onların öngördükleri istikamete değil başka bir istikamete yuvarlanıp gitmesidir. Dünyanın yuvarlandığı istikametin bayramı yapmıyorum. Söylediğim şu, Mülkiyelilerin bir kısmının bu kilisesinin "azizleri"nin bütün tahminleri yanlış çıkmıştır. Peki, bu arkadaşlarımızın büyük siyaset bilimcisi, toplum bilimcisi, iktisatçı falan filan olduklarına dair "dinin" inancın delili nedir. Ben emekli olmama yakın bir tarihte, bizim "lak lak" odası dediğimiz, öğle aralarında kahve içip ileri geri nispeten daha rahat konuştuğumuz odadaydım. Emekli olduğu halde Alparslan Işıklı da ders vermeye devam ettiği için odadaydı. Türkiye siyasetiyle ilgili bir yakınma cümlesi söyledi. Tarihin yanlış akmaya zorlandığı gibi bir cümle. Aramız hep iyi kalmıştı. Siyasal'da Üçüncü sınıfta seminer dersi hocam olmuştu. Biz Mülkiye'de bizden büyükse bütün hocalarımıza "Abi" derdik. "Abi" dedim, "merak ediyorum, sen hiç acaba yanlış olan "dünya" değil, belki benim dünya tasarımım diye düşündün mü? diye sordum. Ayağa kalktı. Çok kızmıştı. Bana baktı. "Ben seninle konuşmuyorum" dedi ve odadan çıktı.  Bazı Mülkiyelilerin devlette çalışan kadrolar ve yazarçizerler aracılığıyla bir Jakoben ihtilal yapıp Türkiye'de Baas vari bir sosyalizm kurma projeleri öldü. Ama bunun için oluşturulmuş kilise yaşıyor. Bu kilisenin Türkiye'nin 19'uncu yüzyılı 20'inci yüzyıla bağlayan bir iki kurumundan biri olan Mülkiye'yi ne hale getirdiğini görmüyorsanız bu körlüğünüzü giderecek size verebileceğim hiçbir şeyim yok. 1960'dan sonra Mülkiye'nin hocalarının önemli bir kısmının yapılamayan "sol darbe ve devrim" davasına angaje olmalarının sonucu, Ankara Üniversitesinin bu önemli Fakültesinin Cebeci'nin dar sokakları arasında manen çürütülen bir okula dönüşmüş olmasıdır. 
(Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel)

Türk-Amerikan İlişkileri!

  Size tuhaf geliyor mu bilmem. Ama bana çok tuhaf geliyor, bu ilişkiler.
70 yıldır güya müttefikiz. Ya da stratejik ortak. Ne anlama geliyorsa! Son birkaç yıldır, işler karışık. Sert beyanlar, aşağılayan ifadeler. Tehditler, kopma noktasına gelen diplomasi, aklınıza gelen bütün sorunlu konular vb.
Ama aramızda açıldı derken gülücüklü resimler, samimi ifadeler, başarılı görüşmeler zannı falan.
Şimdi merak ettiğim devletler böylemi yönetilir, ya da iki devlet ilişkisi böylemi olur. Sonrada kendi kamuoyuna dönüp, avantajlı bir görüşme oldu, dersin.
Kusura bakmayın ama sanki bir tiyatro gibi! 
(Süleyman Aydoğdu)

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.