• BIST 106.239
  • Altın 160,342
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Trabzon 20 °C

GEÇİCİ HEYECAN VE 2019 SÜRECİ

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

2019’un sembolleşen anlamını bütün kesimler kendince bir şekilde kavrayacaktır kuşkusuz. Nisan referandumunun toplumsal yansıması ve önümüzdeki dönemin tanımlanması üzerine olan etkileri için ortaya atılan bütün fikirler saygıdeğerdir. Açıkçası referandumun meşruiyetinden tutun da YSK’nın bu işteki rolüne kadar ve hatta medyanın ucuzluğu üzerine yapılacak olan bütün tespitler haklıdır ve doğrudur. Ama bundan sonrası üzerinde konuşabilecek sağlam bir zemine de ihtiyaç duymakta olduğumuz açıktır.

Hiç benimsemediğim ve hoşuma gitmeyen şey, her yönü ile sonuca bağlanmış bir konu üzerinde kritik yapmanın kolaycılığını kullanmaktır. Buna her türden seçim ve halkoylamasından çıkan sonuç da dâhildir. Bazı bilmiş medya starlarının seçim sonrasında kullandığı kalıplardan örnekle: “Halk denge dedi…”, “Halk artık uzlaşma mesajı verdi…”, ya da “Halk bir şans daha verdi” gibi sonuç özetleme cümleleri esasında doğrudan siyasi muhataplarına yönelik olmayıp, toplumun gazını almaya yönelik ticari cümlelerdir ve hiçbir değeri yoktur. Zira bugüne kadar halkın seçim yolu ile vermiş olduğu hiçbir mesajın ciddiye alındığı görülmemiştir.  

Konuyu dağıtmadan devam edecek olursak eğer; Nisan referandumunun daha teri bile kurumadan özellikle muhalif tarafta ortaya çıkan ve geçici bir heyecan yaratmayı amaçlayan bireysel ikbal çıkışlarının anlamsızlığı hemen anlaşılmaya başlanmıştır. Oysaki sistemi değiştirme peşinde koşan evet kandırmacılarının referandum sonrasında yaşadığı şaşkınlık ile yapmış oldukları abuk sabuk açıklamalar ve bunun devamında yapmaları muhtemel pek çok hata, muhalefetin “ego baskın ustaları” sayesinde düzeltilmiş; AKP’nin yörüngeden çıkma tehlikesi yaşayan siyasi varlığı yeniden yoluna koyulmuştur.

***

Susmanın ve ağırbaşlı olmanın önemli bir erdem olduğu zamanlardan bir tanesi de bu referandum sonrası süreç olmasına rağmen, işi fırsata çevirme heyecanı ile bilerek ya da bilmeyerek AKP’ye güç desteği sağlanmıştır. Ama bunun uzun soluklu olmayacağı da iyi bilinmelidir. Her şeye rağmen; Türkiye’de artık siyasetin kazananı ve kaybedeni yoktur. Bundan böyle oluşması ve gelişmesi gereken siyaset, 2019’un anlamını iyi kavrayanların yürüteceği farklı bir içerikte yapılacaktır. Buna hazırlanmak kolay olmayacaktır.

“Hayır” ortaklığının sürdürülebilir olması bence sadece iyimser bir beklentiden ibarettir. Hayır diyen kitleyi bir arada tutan temel unsur olan “tek adamlık korkusu” üzerinde korku kaynağı tarafından bertaraf siyaseti mutlaka yapılacaktır ve bu korkunun dağıtılması için her yol denenecektir. Bildiğimiz despot anlayış yerini çok daha yumuşak ve sevecen bir tavra bırakacak, özellikle MHP aracılığı ile toplum mühendisliği çalışması yapılacaktır. Uzlaşma aldatmacasına kuzu kuzu alet olacak olan Devlet Bahçeli ve ekibinin içine düştüğü durumu ibretle izleyeceğiz…

2019 sürecinde muhalefetin önümüzdeki kısa dönemde partili bir aday üretme hatasına düşmemesi gerekiyor. Böyle bir tercih, AKP’nin çalışma alanını daraltmaktan ve işini kolaylaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Muhalif güçlerin rakibin dikkatini dağıtması öncelikli olmalıdır. İktidarın halk ile olan yüzleşmesini mutlaka beklemek, halkın özellikle Erdoğan’a vermiş olduğu kredinin nasıl kullanılacağını görmek gerekiyor. Erdoğan ve halkın arasından çekilmekte yarar vardır diye düşünüyorum. Nitekim 2019’a kadar yaşayacak olduğumuz süreç bu iklimi zaten kendiliğinden sağlayacaktır. Referandumda evet bloğunun malzeme olarak kullandığı bütün gerekçeler ile iktidarın buluşmasına imkân tanınmalıdır. Ülke yönetmede artık aracıların olmadığı, bürokrasinin ve yargının engel çıkarmadığı, dikensiz bir gül bahçesinde yaşam süren partili bir başkanın Türkiye’si koşulsuz bir şekilde yaşanmalıdır. 2019’a kadar…

***

 

Bundan böyle Türkiye’deki her başarı ya da başarısızlık doğrudan Tayyip Erdoğan’ın hanesine yazılacaktır. Artık işi hep yokuşa sürdüğü “sözde iddia edilen” bir yasama, yürütme ve yargı yoktur. Görüldüğü kadarıyla FETÖ kurutulmuş ve devletin kademelerinden temizlenmiştir. Alınacak her kararın sorumlusu artık bellidir. Muhalefetin yapması gereken şey; bir süreliğine sessizliğini korumak ve halkı kendi kaderiyle baş başa bırakmaktır. Başkanlık sistemine geçişin “erdemlerini” görme şansı halka verilmeli ve referandum öncesi dönemde pompalanan umutların takipçisi olunmalıdır.

Örneğin başkanlık sistemi ile 20.000 dolara çıkacak olan ulusal gelir, herkese iş ve istihdam, güçlenen bir ekonomi ve dünyada ilk 10’a girecek olan bir ülke, sıfırlanmış terör gibi konular muhalefetin yakın takibinde olmalı ve güncel tutulmalıdır. Artık başkanın elini ayağını kimse tutmayacak. Dünya rahat durursa tabii…

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.