• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 18 °C

GEÇSE DE EVE UĞRAMIYOR!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Biz neden fakir bir ülkeyiz?

Doğa bizi sevmediği için mi?

Doğal kaynaklarımız yeterli olmadığı için mi?

Derimizin renginden mi? Neden fakiriz?

Yükselen bu yoksulluk sınırı kimin eseridir?

Bence en önemli neden kanun ve kuralların yetersiz oluşu ve dürüst olmayışımızdır.

Toplum ve ülke yararını gözetmeden kendi cebimizi düşünmemizdir.

Başkalarının hakkına da saygı duymak gerekir sadece kendi renginde olanları tanımak ve gözetmek bireysel ya da grup zenginliği yapar. Ülke yine fakir olur.

Şans ve talih herkesin kapısının önünden geçmiyor. Geçse de eve uğramıyor

Gelecek arayanlar eğer anne ve babasından herhangi bir servete sahip değilse, doktor, avukat ya da mühendis olmak ister; Geleceğini garanti altına almak için. Gerçi bizim ülkemizde artık bu işler de cazibesini kaybetmiştir.

Çocuklarımıza mutlu olmayı öğretelim. Zengin olmayı öğretirsek mutsuz olabilirler. Çünkü zengin olmanın şartları çocuklarımıza ağır gelebilir. Mutlu olabilen yeterince kazanmasını da bilir. Mutluluğun kıymetini bilir, sahip olduklarının değerini de bilir. Hep benim olsun kaygısını da yaşamaz.

Bugün için ”kolay yoldan nasıl zengin olunur” diye bir kitap yazsam sanırım Best Seller olur. Çünkü insanlık artık çalışmadan kolay para kazanmanın yollarını arıyor. Kolay yoldan nasıl hasılatı kaldıracağını arıyor. Hep bir hazırcılık.

Zengin birçok aile tanırız, biliriz. Dededen ya da sonrasında çalışarak, didinerek bir yerlere gelmiş parasının yanında söz sahibi de olmuş birçok insan.

Bazı insanlar sadece almak ister. Unutmayalım ki para bir enerjidir. Tıpkı enerji gibi de akmak ister. Sadece alıp, vermeyi bilmeyen insan için, para belki durduğu yerde birikim yapacaktır ama istediği gibi yaşayamadıktan sonra neyleyim ben o parayı. Para bize evrenden gelir. Bizde evrene geri veririz. Paranın doğal akışı budur.

Bu yazdığım karşısında birçoğunuzun aklına kimler gelmiştir kim bilir!

Ben parayı taşıyan insanın asalet denilen olguyu da taşıması gerektiğine inananlardanım. Çünkü paraya yön veren kişiler kendilerini düzeltince insanlığın da düzelebileceğine inanıyorum. Yüzlerce insan çalıştıran bir işadamı eğer nezaket sahibi olursa çalışanı da olur. Parası olan insan “büyük insan” sıfatını taşıyabilmeli.

Aç gözlü, kibirli, ukala, görgüsüz ne çok zenginimiz var. Ne yol bilir, ne doymak bilir. Ne gönül bilir ne de halden anlamaz ne çok zenginimiz var.

Usul bilmeyen, adap bilmeyen bağıran ve ekranlarda hayatını anlatırken utandığımız ne zenginlerimiz var. Yazık! Paraya da, sahip olana da, çalışanlarına da yazık ki ne yazık.

Türkiyem bu seviyesizlikle ne yapabilir ki.

Geçenlerde ekranlarda sevgilisiyle poz veren ve ne dediğini anlayamadığım komedyen kıvamında ki bir “işadamı” mızı izledim. 14 yaşındaki oğlum bile bu ne dedi. Bu kim dedi. Sadece gülümsedim.

Bu yazı zenginin parası züğürdün çenesini yorar yazısı değildir. Utandığım bazı zengin profillerin “Allah daha çok versin, ama akıl fikir” de versin dileğidir.

Cenap Şehabettin’in çok güzel bir sözü var. “Nezaket ister iskarpin giysin, ister çarık. Bastığı yeri çamurlamaz.“

Dünya kederle, yolsuzlukla, hastalıkla, savaşla o kadar yoğun ki; dünyanın neşe, barış getirecek insanlara ihtiyacı var. Bu ihtiyacı karşılayacak isimler popüler isimlerdir. Çünkü onlar kitlelere seslenebilir ve selamlayabilir. Popüler insanlar arasında en önemli kitle ise zenginlerimizdir. Onlar ümit ve cesareti telkin edebilirler.

Peki ümit vaat eden tanıdığınız bir zengin var mı?

Yoktur çünkü onlar hep parasızdır, hep mutsuzdurlar ve hep ümitsizdir.

Dolar düştü, altın çıktı, Euro aynı seviyede gibi hep dünya işleriyle meşgul olurlar. Onların umurunda değildir, ülkenin içinde bulunduğu zor durum, tezkere vs. Umurlarında sadece uluslararası piyasaya yansıyacak olan maddi değerlerdir.

Bizim ismini sayamayacağım asalet sahibi zenginlerimiz vardı. Kendi cebini doldururken, bizleri de utandırmayan, konuşmasıyla, hitabeti ile ülkenin uluslararası camiada tanınması için çaba sarf eden, iktidarla iyi ilişkiler içinde olan, hatta uluslararası görüşmelere katılan zenginlerimiz vardı. Sahi ne oldu onlara!..

Bugün baş eğen, boyun eğen ne kadar çok eğersen o kadar çok zengin olursun kıvamındaki zenginlerimizden sanırım çok şey beklememek lazım; Çünkü onların parası gelip, geçici.

Çok şey yapmak istiyorum ama hepsi için para lazım. O da bizde yok maalesef.

Sanırım paraya sahip olmak için beceri, yetenek ve şans sahibi olmak lazım.

Yapılan bir çalışmada; zenginlerin müzakerelerde yalan söylediklerini, rüşvet almak, müşterilere yalan söylemek gibi ahlaki olmayan davranışları, iş hayatının gereği olarak, daha kabul edilebilir buldukları saptanmıştır.

Bu kadar yoğun bir değer kaybına uğramış toplumda bir şeyler yapmak lazım. Paranın değerine kapılmış zenginlerimiz keşke biraz da toplumun değerlerine sahip çıkabilse.

 

    

 

 

  

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.