• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Trabzon 26 °C

GEMİLERİ KARADAN YÜRÜTMEK!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Ne sıklıkta kitapçılara uğrarsınız?

Tarihi kitaplar ne kadar ilginizi çeker?

5-6 yıl önce bir kitabın editörlüğü bana verilmişti. Kitapta tarih profesörü birçok hocanın tebliğleri vardı. Konu Osmanlıdan günümüze birlikte yaşama kültürüydü… Onların yazdıkları yazıların editörlüğünü yapmak ise benim işimdi. Bu iş benim için bir onurdu. Fakat o kadar çok Osmanlıca kelime vardı ki ne yapacağımı şaşırmıştım. Benim için gerekli miydi; Tabii ki hayır.

Bir tarih profesörü belki Osmanlıcayı bilmeli ama inanın bizler için hiçbir önemi yok.

Okullar ne işe yarar.

Daha çok geleceğimizi garanti altına almaya yarar. Okullar egemenliğimizdir; Aydınlanmamızdır. İlim, irfan sahibi olmamızı sağlar. İçinde bulunduğumuz dönemde maalesef okullarımızın anlamı da farklılaştı.

Türkiye’de yaşayan bir insan için, Osmanlıca ne kadar gerekli ve de önemlidir.

Arapçayı öğrenmek, algılamak, anlamak başka, Osmanlıcayı bilmek başkadır.

Herkes Tarih mi okuyacak?

Fransızca ya da Osmanlıca ne kadar makale vardır. Onları Türkçeye çevirmek kaç kişinin ilgisini çeker.

Var olan tarihimize sahip çıkamazken, Osmanlıca ile neyi keşfe çıkacağız?

Kültür tarihi, sosyoloji, iktisat tarihi gibi konularda kaynak metinlerden yani Osmanlıca metinlerden ne kadar faydalanabiliriz?

Osmanlı şehzadeleri eğitimlerinin çoğunu sarayda alırdı. Dönemin alanlarındaki önde gelen bilginleri şehzadelere hoca olarak tutulurdu. Derslerin çoğu sarayda verilirdi.

Sarayda ata binmeyi, kılıç kullanmayı, ok atmayı öğrenirlerdi.

Koca saray her avlusunda farklı bir işlev yapılırdı.

Şehzadeler sarayda “Şimşirlik” ya da “Kafes” denilen yerlerde yaşarlardı.

Padişahlar bayram haricinde “şimşirlikte” yaşayan şehzadelerle görüşmezdi.

Dolayısıyla şehzade saray kültüründen gelirdi.

Osmanlı şehzadeleri yabancı dil olarak Arapça ve Farsçayı mutlaka öğrenirlerdi.

Ama onlar Osmanlı Devletinin padişah adayları idi.

Bugün Osmanlı hayranı olanların ve de Osmanlı gibi yaşamanın özlemini çekenlerin çocukları yabancı dil olarak İngilizce, Fransızca, Almanca öğrenip batıda yüksek öğrenimlerini tamamlıyorlar. Hatta batıda kalıp, çalışıyorlar. O zaman “bizim çocuklarımıza Osmanlıcayı öğretme isteğinizi kime sordunuz” diye sormadan edemiyor insan. Şimdi seçmeli sonra mutlaka zorunlu.

Kürtçe eğitimi hatırladınız mı? Çok eskiye gitmeye gerek yok. Bir yandan Türk okullarını yakan yıkan bir zihniyet; Diğer yandan yine bu zihniyetin, Hakkari'de açtığı bir okul var. Hatırladınız mı? Kimsenin sesi çıkmadı hani. Bu da bizim eğitim anlayışımızın bir parçası maalesef.
Eğitim ve öğretimde işi geliştirmek, anlamlı kılmak ve de güzelleştirmekten çok yokuşa sürenler sanırım boyut değiştirdiklerini sanıyorlar. Ama hep yanlış yapıyorlar.

Yıl 2014 Türkiye Cumhuriyetinin resmi dili Türkçedir.

Fakat bundan tam 138 yıl önce yani 23 Aralık 1876 yılında ilan edilen ve Osmanlı İmparatorluğunun ilk anayasası olan Kanuni Esasinin 18. maddesinde devletinin resmi dilinin de “Türkçe” olduğu belirtilmiştir.

Türkçe bilmeyenlerin de devlet memurluğuna alınmayacağı bir başka başlıktır.

Elbette çok gezen, çok okuyan hatta çok yaşayan insanlar farklıdır. Çünkü çok bilirler. Ama Osmanlıcayı bilmek ne kazandırır diye düşünüyorum. Hatta çocuklarımıza ne kazandıracak diye de günlerdir düşünüyorum.

Kendi ülkelerinde değil batıda eğitim görmeyi amaçlayan gençler için Osmanlıca ne ifade eder?

Osmanlıca Farsça ve Arapçanın karışımı bir Türk dilidir.

Osmanlıca yerine herkes Arapça öğrenecek denilseydi daha rahat ve daha doğru olurdu. Çünkü temelde yatan düşünce zaten Arapça.

Birbirine yabancılaşmış bir toplum Osmanlıca ile mi birbirine kenetlenecek acaba?

Dünya tarihi yeniden mi yazılacak da bizde Osmanlıyız diyerek allı şanlı bir Osmanlıca tarih yazacağız.

Bu ne ya…

Saçmalıklara saçmalıkla cevap verir olduk.

Aklın yolu bir midir?

Son dönemlerde istedim yaptım mantığı bana aklın yolunun bir olmadığını gösterir oldu.

Osmanlı medeniyetinin ilmini, irfanını ve medeniyetini bilmeyen Osmanlıcayı okuyamaz demişti değerli bir hocam.

Neden soruma ise; İslam kültürüne yeterince hâkim olmayan bir insanın Osmanlıca bir metni okuyup anlama olasılığı çok düşüktür hatta yoktur.

Önümüzdeki günler bakalım daha neler gösterecek bizlere. Merakla, şaşkınlıkla ve endişe ile bekliyorum. Dileğim geleceğin, geçmişi aratmamasıdır.

Sarayımız oldu. Arapça öğreniyoruz. Ama Arapçanın daha ilk harfi Elif’in sırrını bilen yok. Ezberletiliyor. Çünkü öyle buyrulmuş. Hatta Osmanlıcada öğreniyoruz. Şehzadeler de var. Sırada ne var? Destur Ya Allah Viyana’ya sefer mi var? Ya da gemileri karadan yürütmek mi var?

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.