• BIST 95.020
  • Altın 254,615
  • Dolar 5,7314
  • Euro 6,4714
  • Trabzon 27 °C

GENÇ YAŞLILAR VE YAŞLI GENÇLER!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

   31 Mart yerel seçimleri için partiler adeta yarışır oldu. Sözler, vaatler, yaptıklarını anlatanlar. Herkes bir şeyler söylüyor.
Hele bir tanesi var ki dillere destan. O da “ücretsiz ulaşım” konusunda söylenen.
  “Biz 65 yaş üzerini bedava yaptık. 65 yaş üzerindeki vatandaşım neredeyse elden ayaktan kesiliyor. Onlar bedava kullanıyor. Ve bunlar sırtında küfe yok “
   Acaba diyorum, 65 yaş, elden ayaktan düşme yaşı ise, emeklilik için o yaşa kadar insanları süründürmek niye?
  Eskiden yaşlılarımızı çalıştırmazdık. Onları nimet bilirdik. Hayır dualarını alırdık. Yaşlılık ömrümüzün son demleri ise 65 yaşında bir insanı neden elden ayaktan kesiyorsunuz?
   İnsan yaşlansa da geleceğe dair umutlar besler. Bu umutları neden insanların elinden alıyorsunuz?
  İnsanlar dünyaya işkence çekmek için değil, mutlu olmak için geliyorlar.
   65 yaş, elden ayaktan kesilme yaşı ise siyasette neden bu kadar yaşlı var?
   Siz yasa belirleyiciler, sahi yasaları bu yaşlarda nasıl çıkarabiliyorsunuz?
   Neden siyaset yapmanın yaşı yok? 
Sizler insanları otobüse bindirip sanki Ay’ı yeniden keşfediyormuş gibi bir haber verme yerine neden onlara daha iyi bir yaşam sunmuyorsunuz? Onlara yaşamda mutlu olma hakkını neden tanımıyorsunuz?
    65 yaş elden ayaktan kesilme yaşı ise TÜİK verilerini nasıl açıklarsınız?  17 kat artan 65 yaş üzeri çalışma rakamlarını nasıl değerlendirmek gerekir?
   İhtiyar gençler var diyerek işin içinden mi sıyrılacağız.
Önce gençlere iş diyerek emeklilik yaşı düştü, sonra da 48 yaşında emekli mi olurmuş diye yaşı yükselttiniz. Şimdi de elden ayaktan kesilmiş diyorsunuz.
   Bu kadar geç yaşta emekli edilen insanlardan ihtiyar delikanlı mı olmasını bekliyorsunuz? 
Ülkemde genç yaşta yaşlananlar var; Bu da başka bir konu.
Maddi endişeden uzak, emeklilik geçirmeyi kim istemez ki? Oysa her gün kat be kat artıp azalmayan endişe her yaştaki insanı telaşlandırır oldu. Benim 90 yaşındaki babam bile  “Biz geldik gidiyoruz diyor. Endişem sizler ve gençler. Onları ne bekliyor acaba” 
Evet! Sizler çocuklarınız için on yıl sonrasının hayalini kurabiliyor musunuz?
   On yıl sonra nasıl bir Türkiye var olacak bunu düşleyebiliyor musunuz?
   Küfelerimiz bom boş. Ama sırtımızda çok büyük yük var; Görünmeyen bu yük,  her gün bizi aşağıya çekiyor.
   İnsanların küfelerinde sadece “stres, üzüntü, tasa, endişe” var.
Hastalık ve ölüm ile mücadele ederken üstüne bir de güvencesi olmayan insanlara yapılan bu davranışın açıklaması nedir? 
İnsanların belini büken yaşlılık değil geçim derdidir.
   Soykırım çocukları adlı kitapta “Hiçbir şey düşünemiyorum. Ne yitirdiklerimi, ne yitireceklerimi ne de geleceğin benim için neler gizlediğini. Yürüdüğüm sokakları, yanımdan geçen insanları görmüyorum. Yalnızca bu hayattan bıktığımı hissediyorum. Bize yapılan hakaretlerin içimi yakıp kavurduğunu hissediyorum”
Bugün huzur içinde sıcacık yuvasında güvenle yaşamak isteyen insanlara vaat edilecek şey yoktur. O yüzden önce huzur sonra güven istiyoruz.
  İnsanı ayakta tutan hayaller ve umutlardır. Nerde onlar?

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.