• BIST 89.930
  • Altın 214,135
  • Dolar 5,3949
  • Euro 6,0832
  • Trabzon 11 °C

GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTEN KORKMAMALI

Rasim EFENDİOĞLU

GERÇEK NASIL GÖRÜLÜR

Gerçeği görmek çok kolay değil. Bakmak ayrı görmek ayrı. Dolap beygiri de görür; neyi görür? Göz siperinin doğrultusunu görür. Neden dolap beygirinin gözüne siper yaparlar? Bizim bölgemizde pek olmaz dolap ve dolap beygiri de filmlerde görürsünüz ya da başka bölgelere gitmişseniz görürsünüz. Kuyudan su çeker at. Dolap denen bir çark var at sürekli dönerek dolabı çevirir ve kuyudan su çeker, akar. Dolabın sahibi atın başka bir yere bakmasını istemez. “Senin işin dolabı çevirmektir, sağa sola bakma aynı çember üzerinde dön. At da dönerken sağda solda olanlardan haberi olmaz. Sadece önüne bakar yürür. O bakışında bir anlamı yok ya çünkü nereye basacağı belli, ne yöne yürüyeceği belli.

Dolap beygirini çok uzun mu anlattım? Doğrudur. Konumuz bu değil. Ancak inanın toplumda dolap beygiri gibi gören ve düşünen birçok insan var. Bu insanlar kendi istekleri ile dolap beygiri olmamıştır. Onların istenen yönden başka yöne bakmalarını istemeyenler, başka türlü düşünmelerini önlemek isteyenler onları dolap beygiri yapar… Dön babam dön. Dünya o göz siperlerinin izin verdiği yöndedir. Başka dünyalar seni ilgilendirmez. Dolap beygiri gerçeği görebilir mi? Hayır… O halde dolap beygiri gibi bakan ve algılamaya çalışan gerçeği göremez.

Gerçeği görmek, doğru duymak ve duyuları ile algıladıkları ile doğru bilgiye ulaşmak ve doğru düşünmek. Çok kolay değil. Eğitim sistemine yine dönmek zorundayız. Eğer sistem neyi nasıl düşüneceğini öğretiyorsa dolap beygiri yetiştirir. Gerçek eğitim doğru bilgiyi verir, doğru düşünebilmeyi öğretir, beynin dostu olur ve masmavi ufka bakar gerçekleri görür. Yoksa istenen renkleri gösteren gözlük, istenen sesleri duymaya yönelik kulaklıkla gerçekler görülmez, gerçekler duyulmaz.

 

GERÇEK ŞİMŞEĞİ, DÜŞÜNCE BULUTLARININ

ÇARPIŞMASINDAN DOĞAR

Bu özdeyişi günümüz Türkçesine çevirdim. Çünkü yazımı genç arkadaşların okuyacağını düşündüğümden. Evet, gerçek bir şimşektir. Gök gürültüsü ile ortaya çıkar. Bu gürültü savaş gürültüsü değil düşünce yarışı, tartışmasıdır. Ancak ne yazık ki günümüzde insanlığın bunca gelişimine karşın uygar bir düşünce tartışması olmuyor. Oysa düşünceyi oluşturan bilgiye günümüzde çok daha kolay ulaşılıyor. Kitaplar, kütüphaneler, her türlü yayın. Düşüneceğiniz alanda önce bilgi edinin sonra bu bilgilerin ışığında gerçeği arayın. Küfürle, sövmeyle, kavgayla tartışılmaz. Olabilir,  biz gerçeği görmemiş olabiliriz. Dinleyelim ölçelim tartalım ve yeni bir ışık bulalım bu karanlığı aydınlatalım.

İnsanın en önemli özelliği düşünebilme özelliğidir. Şu ünlü sözü söylemeden geçemiyoruz… “Düşünüyorum, o halde varım”  Var olmanın ön koşulu düşünmek. Düşünemiyorsan yoksun.  Yo öyle beynini kiraya vererek değil. Öyle hazırlanmış kalıplara bağlı kalarak değil. Özgün düşünceniz olacak. Sizin düşündüğünüzü sizden önce düşünen olmasa çok makbul. Ancak sizden önce gerçekleri ortaya çıkaranların düşüncesinden elbette yararlanacağız, yararlanacaksınız. “Benim düşündüğümden daha doğru düşünen yok, benim gördüğümden daha gerçek gören yok.” bu da gerçeği gizlemek, gerçekten ayrılmaktır. İnsan toplumsal bir varlık. Her yönü ile diğer insanlardan yararlanır, onlardan etkilenir. Ancak kendi beyin süzgeci daima aktif durumda olur. Şablonlarla düşünmez.

Gerçek şimşeğini çaktırmak için düşünce bulutlarını sürtelim. Gök gürlesin şimşek çaksın karanlıklar aydınlansın.

 

AYDIN OLMAK ÇOK ZOR

Aydın, aydınlıktan ışıktan geliyor. Beyni ışıklı insan. Gerçeği gören ve gerçeği söyleyen insan. İlk düşünebilen insandan buyana aydın insan en saygın insandır. Gelenin keyfi için, çıkarı için gördüğünü söylemeyen, düşünmeye zahmet etmeyen, doğru düşünse de doğruyu söylemeyen erdemli insan değildir. Gerçeği söylemekten korkan ya da başka nedenlerle söylemeyenlerin yüzünden dünyadaki, insanlıktaki birçok sorun ortaya çıkıyor.

Gerçekten aydın olmak zor mu? Kişinin beyni gerçekten doğru düşünemiyorsa onu suçlayamayız. Yok, kapasitesi uygun değil almıyor. Buna bir şey denmez de eğer gerçeği görmek için hiç çaba göstermiyorsa ve kasti olarak gerçekleri söylemiyor, saklıyorsa ona saygı duyulmaz

Aydin olmak için beyni çalıştırmak, kimi kez eli taşın altına koymak. Doğru oku, iyi oku, iyi bak iyi gör, doğru dinle iyi anla ve bu bulguları iyi yoğurarak doğru düşünceye var. İşte aydın olmak bu.

 

DEVLET ADAMLARININ DİLİ

Demokrasi çok ileri bir yönetim biçimi. Araç güzel de onu kullanacak şoför nasıl. Bilerek kaza mı yapıyor, becerip süremiyor mu? Sağa sola çarpıyor. Bir kez şu gerçeği kabul edelim. Demokrasi erdemli insanların rejimidir. Ağzından alev çıkan ejderhaların rejimi değildir. Yüzü gülen, yüreği sevgi dolan, gerçeği gören, gösteren ve insanları bir makine gibi değil gerçek insan olarak görüp yöneten. Osmanlının manevi kurucularından Şeyh Edebali hazretleri Osman Gaziye öğüt veriyordu. Onu her yıl utanmadan Bilecik’te anan devlet adamları. Bir baksınlar o nasıl bir devlet adamı öneriyordu. Bugünkü devlet adamları, devletin en doruğunda bulunanlar bırakın gerçeği görüp göstermeyi gerçeği gizliyor, ağızlarından bal değil alev püskürtüyorlar. İyi ki yönetilen yurttaşlar onlara uymuyor, onlar gülümsüyor, selamlaşıyor... İnsan olmaya çalışıyor.

Gerçekten aydın olabilseler, erdemli insan olabilseler ülkemiz de, ülkeler de dünya da daha bir güzel olur ve kuşların çiçeklerin diyarı olur, ozanın dediğince.

 Gelin canlar bir olalım, zulme, yalana, dolana, karanlığa başkaldıralım. Sevelim, sevilelim ki dünya daha güzel olsun.

Tartışma kültürümüz çok zayıf. Zorla kabul ettirmeye çalışırız düşüncelerimizi. Dinleyemeyiz karşımızdakini, okumayız bizden başkasını… Bilgisiz düşünmeye çalışırız da karanlıkları daha da karanlık yaparız. Gülen bir yüz, tatlı bir dil tedavi eder karşımızdakileri. Toplum hasta, gözler kör, kulaklar sağır, bağır bağırabildiğin kadar. Bir kibrit alevi kadar olan ömrümüzü kendimize de etrafımıza da zehir etmeyelim. İyi düşün iyi hisset, yanılma aldanma ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma... Yanımız yöremiz savaş kan, silah sesleri ile çınlıyor, insanlar inliyor... Ne olur gerçek insan olalım.

                                                                                                     

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.