• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 17 °C

GRUPLAŞMALIMI, GRUPLAŞMAMALIMI?

Gürsel ÖZGÜR

Yıllardır duyarız, hizip, hizipçi diye… Türk Dil Kurumunun(TDK) toplum bilimi açısından tanımlaması şöyle: ’’ bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup.’’ Bu tanıma uyan Partilinin olması esasen düşünülemez, çünkü ana siyasi çizgiye karşı savaşacaksa başka Partide olması daha akıllıcadır. Bu yüzden hizipten ziyade daha masumane olan gruplaşma üzerinde duracağım.
Gruplaşma, kişisel çıkarlardan ziyade parti yararına olursa fayda sağlaması kaçınılmazdır. Örgüt seçimlerinde iddia; görevi daha layığı ile yapabilme, daha iyi temsil edebilme, daha faydalı olabilme, Partiye daha çok güç kazandırma inancı temelinde olmalıdır. Yoksa ‘’O gitsin, ne olursa olsun illa da ben geleyim’’ zihniyeti çerçevesinde yürüyen yarışmanın faydadan ziyade zararı olacağı muhakkaktır. Tabii bu zihniyet farkını anlaması ve sorumluluk duygusu ile hareket etmesi gereken de aslında üyenin kendisidir, üyelerin oylarına sıkı sıkı sahip çıkarak ‘’bana bunlar iş bulur, tayinimi bunlar yapar’’ gibi bireysel düşünceden ziyade toplumsal bakış açısı ile bakması o partiyi ileri götürür. Bu yüzdendir ki Partili üyeler birbirlerini mutlaka iyi tanımalıdır, bu ortam değişik şekillerde fırsatlar yaratılarak sağlanmalıdır.
Gruplaşmanın duygusal kırılmalara sebebiyet vermemesi için de çaba sağlanmalıdır. Grupların, birbirlerinin eksik yönlerini anlatmaktan ve birbirlerini incitmekten ziyade kendi yapacaklarına yoğunlaşması ile bunu sağlamak mümkündür. Yoksa gruplaşmanın derin ayrılıklara yol açması da kaçınılmazdır. Kaybedenler, bunun mağlubiyet anlamını taşımadığını sakince kabullenerek henüz kendilerine görev sırasının gelmediği olarak algılamalı ve sonuca saygı duymalıdır, tabii hileden uzak seçimler içindir bu söylemim. Yoksa Narlıdere ADD’nin seçimi gibi hile karışırsa ayrılıkların olması da çok doğaldır. Yani yarış mutlaka ve mutlaka ahlaki kurallar içinde gerçekleşmelidir. Vazgeçilmez olan, tüzük ve yönetmeliklere uygun şeffaf, adil, dürüst olmaktır. Tüzük ve Yönetmelikteki boşluklar ahlaki düşünce tarzı ile doldurulmalı ve kesinlikle istismar edilmemelidir. Her türlü usulsüzlüğü yaparak seçim kazananları kucaklamak ta ahlaki değildir. Ayrıca kimsenin yazılı kuralları yorumlama, değiştirme, yapmama, ilave yapma lüksü ve hakkı da yoktur. Bu çerçeve dâhilinde yapılan seçim sonucunda gruplaşmanın kısa sürede dağılacağı ve bütünleşmenin sağlanacağı unutulmamalıdır, zira gruplaşma uzun süreli olursa partinin zarar göreceği de mutlaktır. Yani, gruplaşmanın uzun süre devamı düşünülemez, çünkü parti bütünlüğü zarar görerek il/ilçe örgütünün enerjisini bu çekişmeye ayırması ile ana konulardan uzaklaşmasına sebebiyet verebilir. Hâlbuki seçim sonucunda, stratejik ve taktik alanlarda bütünlük içinde çalışarak ve günün koşullarına uygun olarak dinamik ideali hedefleyecek güçlülük esas alınmalıdır. Yıkıcı etkilerinden uzak kalmak için zıtlaşma ve inatlaşmadan kaçınılmalıdır. Bu ortam sağlanamazsa tarafların birlikte zarar görmeleri kaçınılmazdır. Önümüzdeki kongre süreci bu anlamda çok iyi değerlendirilerek soru işaretlerine imkân tanımamalı ve geniş katılımın sağlanması hedef alınmalıdır.
 O zaman sizce gruplaşmalımı, gruplaşmamalımı?
İl/İlçe Yönetimleri bu süreç sonunda seçildiğinde güçlü olur ve toplumsal düşünme ve çalışma yeteneğine kavuşur. Yönetim; dürüst, güven verici ve inandırıcı bireylerden oluşan bir yapıda olmalıdır. Teklif alma, eleştirilme konularında açık olarak toplumun sürekli içinde bulunarak bütünleşme sağlanmalı, eleştiriler ve teklifler değerlendirilerek dersler çıkarılmalıdır. Hiçbir konu ortada, havada bırakılmamalı ve mutlaka sonuç alınmalıdır. Çıkar gruplarının değil toplum yararına faaliyet düzenlenmelidir.
İl/İlçe Yönetim kurullarının görev süreleri dâhilinde yapılacak Genel veya yerel seçimlere girmemeleri hususu Tüzüğe ithal edilerek makamın kullanılmasının önüne geçilmelidir. Böyle bir hedefi varsa görev süresinin bitiminde görev almayarak hedeflediği seçimlere kişisel olarak hazırlanmalı ve seçimler öncesinde Yönetim kadroları boşaltılmamalıdır.
Özgürlüğümüzü sayesinde kazandığımız ve her daim yolundan yürüdüğümüz Atatürk ve Silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyorum. O ‘’Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır(yaşayacaktır)’’ demişti, ancak toprak olsa da yaşadığını her zaman hissediyor ve bataklığa batmış ülkeler yanında sağlam kalıyorsak senden kaynaklandığını biliyoruz.Hiçbir zaman milletin bağrından bu sevgiyi koparamayacaklar ve karşıtları nihayetinde gereken dersleri alacaklardır.
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.