• BIST 100.001
  • Altın 235,832
  • Dolar 6,1117
  • Euro 7,1864
  • Trabzon 26 °C

GÜLEN’İN İADESİ İSTENİYOR MU?

Ö. Faruk Altuntaş

            Fethullah Gülen’in iadesi uzunca süredir bir sorun olarak Türkiye’de tartışılır durur. Ama sadece tartışılır durur!

            Küçük Amerika olma iddiası ile övündüğümüz müttefikimiz Amerika, stratejik ortağımız Amerika, NATO’da ortak savunma amacıyla askeri ittifak yaptığımız Amerika, her nedense Gülen’in iadesi konusunda bugüne (15 Temmuz’a) kadar hep suskun kaldı. Tayyip Erdoğan dahil politikacıların iç kamuoyuna yönelik yüksek perdeden ifade edilen sözleri de hep ortada kaldı.

            Pensilvanya’ya o denli fazla atıf yapılır oldu ki, çoğu kişi artık Pensilvanya’yı Amerika’da değil de Türkiye’de bir yerleşim yeri sanır oldu.

                                                           ***

            Her şey Amerika Dışişleri Bakanı J. Kerry’nin Darbe Girişiminden bir gün sonra 16 Temmuz’da Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklama sırasında sorulan bir soruya verilen cevapla gün yüzüne çıktı.

            Kerry, gazetecilere yaptığı açıklamada; Fethullah Gülen’in iadesinin istenmediğini, bu konuda Türkiye’den Amerika’ya resmi talep gitmediğini söyledi!

            Hoppala!

            Bu da nereden çıktı?

            En başta ve en çok Erdoğan’ın ağzından olmak üzere Türkiye’deki siyasetçiler, yıllardır Pensilvanya Pensilvanya diye kükreyerek onlarca kez kamuoyu önünde yüksek sesle Gülen’in iadesi gerektiğini söylemediler mi?

            “Ey Pensilvanya, Ey Amerika, sen neden iade etmiyorsun; madem stratejik ortağız, ya deport (sınır dışı) edin, ya bize verin!..”

            2013 yılı 17-25 Aralık Büyük Yolsuzluk Operasyonundan sonra, Tayyip Erdoğan’ın ağzından en çok duyduğumuz sözler, meğer bir aldatmacaymış! Meğer yıllardır kamuoyu önünde haykırılarak onca söz edilen F. Gülen’in iadesi için resmi hiçbir talep gitmemiş Amerika’ya.

            J. Kerry açıklamasa, yılardır tiyatral hale gelen bu gerçeği hiç öğrenemeyecektik.  

                                                                ***

            Daha sonra Gülen’le ilgili evrakların ABD’ye gönderildiği açıklandı. Kamuoyuna Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılan açıklamada 85 koli belgenin gönderilmiş olduğunu öğrendik.

            Heyhat! ABD. Dışişleri Bak. Sözcüsü Mark Toner, 23 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, gönderilen 85 klasör belgenin darbe girişimiyle ilgili olmadığını açıklamaz mı?

FETÖ/PDY Terör örgütü elebaşısını darbeye kalkışmaktan istiyoruz; ancak gönderilen evraklar arasında darbe girişimiyle ilgili evrak yok!

            Bu Amerikalılar da çok hoş insanlar doğrusu; (duruma göre işlerine gelen ya da gelmeyen!)her şeyi hemen açıklayıveriyorlar!

            Tiyatral koşuşturma devam ediyor. Bu kez Hükümet yetkilileri aceleyle, darbeye ilişkin evrakların da hazırlanmakta olduğunu, kısa sürede gönderileceğini açıklıyor…

                                                                ***

            Kitle içinden birkaç meczupun bağrışmasından ilham alınarak Erdoğan tarafından başlatılan “idam” tartışması da yukarıda özetlenen tiyatral gelişmeleri destekler nitelikte.

            Sanki her şey, Gülen’in iadesinin istenip de yapılmamasını sağlamaya yönelik gibi…

            Bu konuda bilinmesi gereken birkaç temel husus var: Türkiye ile ABD arasında 1979’da imzalanan Suçluların İadesi Anlaşması’nın 3. maddesine göre siyasi suçluların iade edilmesi istenemiyor.

            Diğer bir husus, idam cezası geri gelirse, Gülen’in iade edilmemesi olasılığının bir hayli yükseleceği. Pek çok devlet örneğin AB ülkeleri, sadece bu nedenle pek çok suçluyu iade etmiyordular.

            Yine bilinmelidir ki, dünyadaki en yaygın ceza kanunu ilkelerinden birincisi, yeni kabul edilen daha ağır ceza hükümlerinin geriye yürümezliği ilkesidir. Sanığın yararına olan hükümler uygulanır, ancak zararına olan hükümler uygulanmaz. Yani Gülen (iade edilmez ama) iade edilse ve şu anda idam cezası tekrar kabul edilse dahi F. Gülen idam cezası ile yargılanamaz. Kabile devletlerinde dahi bu gerçeklik böyledir!

            Gülen’in iadesini engelleyebilecek diğer bir gerçeklik, kamuoyunda idam tartışmaları ile Gülen’in iadesi birlikte tartışıldıkça, oluşan baskılama nedeniyle “Adil yargılama” olamayacağı düşüncesiyle iadenin engellenebileceği gerçekliğidir.

            Kısaca özetlemek gerekirse söylenebilir ki; ağzından salyalar akarak slogan atan bazı meczuplar bilemiyor olabilir; ancak bu tartışmaları kamuoyu  önünde yapan devlet ve siyaset adamları, Gülen’in iade süreci ile birlikte yürütülen idam tartışmalarının, iadeyi sağlamaya katkısı olmayacağını ve iadeyi engelleyebileceğini bilirler.

            Özetin özeti; kanaatim odur ki, gerçekte Gülen’in iadesi istenmiyor. Komünizmle Mücadele Derneği’nin kuruluşu ile başlatılan ve Devlet himayesinde sürdürülen “Ilımlı İslam” ve “yeşil kuşak” projesi kapsamında himaye edilen Gülen’in faaliyetlerine verilen özel devlet desteği ve çok sayıda devlet yetkilisi ile sürdürülen özel ilişkilerin mahkemeler önünde açıklanması ve bilinir hale gelmesi devletlular katından istenmez.                                                              

 

              

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.