• BIST 94.082
  • Altın 189,854
  • Dolar 4,7932
  • Euro 5,6125
  • Trabzon 24 °C

GÜNEYDOĞU’YA HUZUR GELİYOR

Hasan Kurt

GÜNEYDOĞU İZLENİMLERİ -1-

Güneydoğu’da güvenlik güçleri yıllardır bölücü terör örgütüne karşı amansız mücadele veriyor. Bu süre zarfında binlerce insanımız şehit oldu. Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanı olması ve 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrası terör olaylarında büyük azalma oldu. Güvenlik güçlerinin inanılmaz fedakarlığı ve İHA’ların devreye girmesiyle gördüğüm kadarıyla gerçekten teröristlere büyük darbe vuruluyor. Güneydoğu dağları birkaç yıl öncesine kadar teröristlerin yuvasıydı. Şimdilerde ise her bir dağın zirvesi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üssü veya karakolu oldu. Ben de Güneydoğu’da son durumu yerinde görmek için, komutanlarla ve güvenlik güçleriyle görüştüm. Güneydoğu’da hele dağların zirvesinde görev yapanlar olağanüstü bir iş yapıyorlar. Yerleşim yerlerinde pek sıkıntı yok. Sınır hattında olup bitenleri, merak edenler için bölgeye gittim, gezdim, gördüm ve sizler için yazdım…

img_3907.jpg

 
***

Güneydoğu’da, Türkiye-Irak sınır boyunda olup bitenleri görmeye, oralara gitmeye karar verdiğimde, ailemin, çocuklarımın ve yakın çevremin tepkisi ile karşılaştım. ‘Aklını mı üşüttün? Deli misin? Ne işin var oralarda? Baksana her gün bir şehit geliyor, bu yaştan sonra macera mı arıyorsun?’ şeklinde onca soru ve telkin aldım.
Ama bir kere karar vermiştim! Ömrümün son demlerinde de olsa, oraları bir kez daha göreceğim, dedim. Geçmişte de Kafkasya’da, Gürcistan’da, Azerbaycan’da şiddetli çatışmaların yaşandığı savaş bölgelerine gitmiştim…
1990’lı yılların başıydı…
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılmaya başlamıştı.
O yıllarda Tercüman Gazetesi’nde çalışıyordum.
Yanılmıyorsam hafta ortasıydı. İstanbul’dan gazeteden Nazlı Ilıcak aramıştı…
‘Hasan, hazırlan yarın Abhazya’ya gidiyorsun’
-‘Nazlı hanım, ne işim var Abhazya’da’
‘Hasancığım, Abhazya Trabzon’a yakın. Sen de oraları iyi biliyormuşsun. Orada bir savaş var. Takip etmeni istiyorum’ dedi.
Sonradan öğrendim ki, İstanbul’dan Suhumi’ye kimse gitmek istememiş!
Ertesi gün, gemi ile Soçhi’ye gittim ve Adler tarafındaki Sputnik Otele yerleşmiştim…
Otel, deniz kenarında ve cıvıl cıvıl… Kumsal ile otel arasında tren yolu…
Havanın kararması ile birlikte, tren yolunda büyük bir sevkiyat… Vagonlarda askerler, tanklar, araçlar, toplar…
Gece sabaha kadar uyuyamamıştım!
Abhazya’nın başkenti Suhumi; Soçhi’ye 40-45 dakika mesafede!
Rahmetli Dr. Numan Gül ile Soçhi’ye giderken bir iki kez Suhumi’den geçmiştim… Bir keresinde yol kesikti, dağlardan Soçhi’ye ulaşmıştık.
Sabah, otel lobisinde Tas ajansa çalıştığını söyleyen bir Azeri gençle tanıştım.
Suhumi’ye savaşı takibe gidecekti… Önce onunla gitmeye karar verdim sonra kendi kendime, ‘Oğlum Hasan, Suhumi’ye gittin, kör bir kurşunla mefta oldun. Cesedini bile alamazlar. İstanbul’dakiler zevk-ü sefada… Senin için bir iki gün ağıt yakılır. Sonra unutulursun! Azeri gazeteciye üç- dört slayt film ver. Çeksin birkaç resim. Anlatılanları derle, işi gör’ dedim ve öyle de yapmıştım…

SERKAN KILIÇ İLE BULUŞMA

Güneydoğu’ya giderken önce bu olay aklıma geldi. Sonra, ‘Suhumi ile Güneydoğu’nun ne ilgisi var. Üstelik orada iş yapan arkadaşlarımız, dostlarımız ve dağlarda 7/24 nöbet tutan Mehmetçiklerimiz var. Ve o bölge vatanımızın bir parçası. Hatta oradan Musul ve Kerkük’e de inebilirim’ dedim ve yola koyuldum…
Güneydoğu’yu karış karış gezmeme sebep olan ve beni oralara davet eden 1461 Trabzonspor eski başkanlarından işadamı Serkan Kılıç’tı.
Ankara’da, Beytüşşebap’ın bir dağının zirvesinde, geçmişte PKK’nın karargahı olan Irak sınırına yakın bir bölgede askeri üs inşa eden Serkan Kılıç ile buluştuk.  
Serkan Kılıç, bölgede orta büyüklükte bir kaç askeri üs daha yapmıştı…

img_3936-(1).jpg

CİZRE’DE İNSANLAR RAHAT

Etrafı dağlarla çevrili bir ovanın ortasındaki Şerafettin Elçi havalimanına indik.
Havalimanı Cizre’ye yakın… Havalimanı ile Cizre arasındaki yol oldukça geniş!
Cizre; Şırnak’ın ilçesi ama Şırnak’tan çok daha kalabalık! Nüfusu 100 binin üzerinde… Habur sınır kapısına yakın bir yerde… Irak’a Habur’dan girecek olanlar genelde bu havalimanını kullanıyor…
Cizre; bir dönemler kaçakçılığın da merkezi sayılırdı… Cizre’ye giriş ve çıkışta, kimlik kontrolünden geçtik…
Cizre’nin kenar mahallelerine girmedim. Merkezde bir iki tur attım. Trabzon’da olduğu gibi insanlar kahvehanelerin ve dükkanların önünde alçak bir sehpa etrafında sohbet ediyorlar. İlçe merkezinde asker ve polis çok sayıda güvenlik mensubu gözüme ilişti.
Cizre’de gözlemlediğim kadarıyla insanlar rahat dolaşıyor.
Cizrespor kulübüne uğramak istedim… Cizrespor’u Trabzon Yenimahalle’den İsmail Batur çalıştırıyordu.
Serkan, ‘Dayı hava kararıyor. İleride bir şeyler atıştırırız. Geceye kalmayalım. Yolda ne olur ne olmaz. Dönüşte İsmail’i görürsün’ dedi.
Cizre’den ayrıldık, Şırnak’a yöneldik…

img_3900-(1).jpg

KASRİK BOĞAZI TABİAT HARİKASI

Cizre- Şırnak yolu üzerinde, Cizre’den 5-6 km. uzakta Kasrik boğazı denilen yerde dere kenarında, ağaçlar arasında çok güzel bir açık hava restoranı var.
Kasrik boğazı; Cudi ile Gabar dağlarını birbirinden ayıran boğaz! Derenin iki tarafında yükselen dağlar… Cizre’nin Şırnak’ın kavurucu sıcağından kaçanlar soluğu bu boğazda alıyor.
Küçük bir köprüden geçtik ve Kasrik boğazındaki tesise girdik… Tesis bakımsız ama gerçekten tabiat harikası… Her tarafta ağaç… Her şey doğal…
Dere kenarına indik… Suyun üstünde, sabit sal üzerinde art arda sıralanmış, kilim ve sırtını yaslayacağın minderlerle tefriş edilmiş, kenarlarında tahta korkuluklu, 8-10 metrekarelik mekanlar… Altta dere, üstte sohbet ve yemek yenilen mekan!
Su üstündeki mekanların hemen hepsi kadınlı- erkekli… Hatta bir ikisinde yalnız kızlar sohbet ediyor. Dağa yaslanmış alanlarda ağaçlar arasında tahta masalar! Dağdan gelen su küçük akarlarla dereye akıyor…
Ayakkabılarımızı çıkardık, Bağdaş kurduk, zaman zaman ayaklarımızı uzattık. Yan yattık… Üç beş dakika sonra, genç acemi garsona sipariş vermeden birkaç tepsi ile yakarlı ve yeşil ağırlıklı, yoğurtlu ön menü getirildi…
Ardından daha küçük tepsi içerisinde et çeşitleri…
Kasrik boğazındaki dere okyanustaki gel-git olayında olduğu gibi yazları alçalıyor; kışın ise, oturduğumuz mekana kadar yükseliyor… Sal, sular altında kalıyor…

CUDİ’YE YASLANMIŞ ŞIRNAK

Tesislerden ayrıldık… Şırnak’a doğru yolu çıktık. Birkaç yüz metre ileride kontrol noktası… Yolda bariyerler… Kimliklerimizi verdik. Askerler, Trabzonlu olduğumuzu görünce, ‘Hayırdır, ne işiniz var’ burada diye sordular… Kısa bir sohbetten sonra yola koyulduk.
Cizre-Şırnak arasındaki yol, dolambaçlı ama düz… Şırnak’a girerken bir kez daha durdurulduk… Kontrol noktasından geçtik ve Şırnak’a girdik… Şırnak, Cudi dağlarına yaslanmış ilçe…
Mitolojide, Şırnak’ın güneyindeki Cudi dağlarının zirvesine Nuh’un gemisi oturduğu söylenir. Hazreti Nuh’un türbesinin de Cizre’de olduğu varsayılır!
Guti, Babil, Asur kitabe ve kabartmalarındaki bilgiler Tufan’ın Cudi noktalandığını işaret ettiği belirtilir.

img_3938.jpg
Kur’an-ı Kerim’in Hud suresinin 44. Ayetinde Nuh’un gemisinin Cudi dağında durduğu bildirilmektedir. Şırnak’ın da bu açıdan insanlığın ikinci kez doğduğu yer olarak nitelendirilir. Cudi dağları için mitolojide; Hz. Nuh’un oğulları Sam, Ham, Yafes ve kızı Güruhu Naci’nin kalp atışlarının attığı yer de denir.
Şırnak’ın batısında Gabar dağları, kuzeyinde Namaz dağları, doğusunda ise 3358 metre yüksekliğinde Altın dağları var.
Şırnak işte bu dört dağın arasındaki bir yerleşim yeri!

5 YILDIZLI ŞEHR-İ NUR OTELİ

Şehr-i Nur Oteline giriş yaptık.
Şehr-i Nur Otel’i, Güneydoğulu ünlü işadamı Mehmet Emin Acar’ın. Şehr-i Nur Oteli iki bölüm… Bir blok, 1+1’li 98 apart.. Otel ise 172 oda kapasiteli ve 5 yıldızlı… Otelde yok yok! Yüzme havuzundan, tenis kortuna, kapalı salonlarına vs. kadar her şeyi var.
Otel girişinde geniş geniş bir lobiden geçtik ve istirahat için odamıza çekildik.
Kısa bir süre sonra, pencereden sanki Trabzon’daki bir eğlence mekanından yansıyan müzik sesi gelmeye başladı…
Ankara’nın bağlarından, Tokat’ın 15’lisine, Maçka yollarından, Ege’ye, çifte tellisine!
Odamdan çıktım… Resepsiyona gittim. ‘Burada müzik salonu mu var?’ diye sordum. Belboyların biri, ‘abi ikinci katta’ dedi.
Sabahları kahvaltı, gün boyu kafe olarak kullanılan geniş mekanın bir köşesinde orkestra… Önünde sahne… Masaların yarısı dolu! Uçta kadınlı erkekli geniş bir masa!
Kapıda beni gören bir garson, içeri davet etti.
Salona girdim ve bir masada tek başıma oturdum… Garsonu çağırdım ve öylesine ‘İçecek ne var’ diye sordum… ‘Abi, dışarıdan alkol getirirsen içersin, burada vermiyoruz’ dedi. Salonda beş on dakika kaldım ve ayrıldım. Müzik gece 12.00'de karışık halay çekme ile bitti!
Ertesi sabah Serkan’a, ‘Akşam, müzik salonuna indim. Kürtçe bir parça çalınmadı. İlginç geldi’ dedim.
Serkan, ‘Dayı, bu otelin müşterisinin yüzde 90’ı, polis, asker, doktor, hakim’ dedi… Şırnak’taki Şehr-i Nur Oteli, herhalde Türkiye’de tam kapasite ile çalışan ender otellerden biri…
Şırnak, iki üç yıl öncesinde Cizre, Diyarbakır ve bölgedeki diğer yerleşim yerlerinde olduğu gibi ‘Hendek’le gündeme gelmiş ve bölgede büyük çatışmalar yaşanmıştı.
Uzaktan da olsa Şırnak’ın yeniden yapıldığını gördüm. TOKİ burada onlarca çok katlı bina yaptı ve yapıyor…
Otel’den ayrıldık ve Beytüşşebap’a doğru yola çıktık…

>> Yarın: Beytüşşebap, Kato Dağlarında askerlerle…

009-011.jpg

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.