• BIST 115.147
  • Altın 163,214
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Trabzon 8 °C

GÜVENLİK GÜÇLERİMİZ OLAĞANÜSTÜ FEDAKAR!

Hasan Kurt

GÜNEYDOĞU İZLENİMLERİ -3-

Güneydoğu’da karda kışta, soğukta ıssız bucaksız dağlarda, gece gündüz olağanüstü fedakarlıkla, ailesinden, sevdiklerinden uzak görev yapan güvenlik güçlerinin menüleri iyi. Ancak, zaman zaman askerin dağ şartları ve zorluklara direnmeleri için menüde değişiklik yapılıyormuş. Soğan ekmek yenmesi gerekiyorsa onu yiyorlar!

****

DAĞDA NE TV NE RADYO!
Hava karardıktan sonra, ‘üs’teki brandadan kaplanmış yarım silindir şeklindeki çadırda işçilerle ve nöbetçi özel harekatçılarla ve askerlerle sohbet ettikten sonra yatma zamanı gelmişti.
Yatakhaneler, şantiye konteynerleri denilen kutu gibi tek katlı prefabrik yapılardı. Bazılarında küçük elektrik sobaları vardı. Çoğu sobasızdı! Benim kaldığım oda üç kişilikti. Diğer konteynerler koğuş gibiydi. Bitişik odada Binbaşı Alican komutan kalıyordu.
Alican komutan Trakya’dan bölgeye gelmişti.
Elinde erikten yapılmış bastonu ile sabah akşam çevreyi geziyor.
Şantiyede ve siperleri inceliyor. Binbaşıya iyi geceler dedim ve odaya geçtim.
Şantiye de ve dağda ne tv ne de radyo var. İrtibat telsiz ve telefonla… Herkes, dünyada ve Türkiye’de olup biteni cep telefonlarından takip ediyor.
İşçilerin ve askerlerin en fazla yakındıkları konu, internete ödedikleri para.
Bir uzman çavuş ile işçi ‘abi internete para yetiştiremiyoruz’ demişti. Asker ve işçi haksız da değildi!
Oda korunaklı olmasına rağmen soğuktu…
Ayrıca, öğle sonrası ve akşamüzeri, yediğim rüzgar ve soğuktan oldukça etkilenmiştim.
Kalın iki battaniye örtünmeme rağmen, soğuktan tir tir titriyordum. Kafamın her tarafına ağrı girmişti. Yataktan kalktım, gömlek ve üzerine kazak giydim… Tekrar yattım. Elektrik sobası bile konteynerin içini ısıtmıyordu! Veya bana öyle geliyordu!
Serkan, bir ağrı kesici verdi. Biraz rahatladım. Ama sabaha kadar gözüme uyku girmedi.

img_4033.jpg

TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN İŞÇİ
Gün açarken yataktan kalktım.
Dışarısı buz gibi… Şantiyenin dört bir yanında güvenlik güçleri, ustalar ve işçiler…
Şantiyede ağırlıklı olarak Trabzonluların dışında Gümüşhane, Bayburt, Amasya, Ankara, Kırıkkale, Kırşehir, Şırnak, Diyarbakır, Batman, Mardin, Van’dan ustalar, dozer, ekskavatör operatörleri, kamyon şoförleri, elektrikçiler, betoncular, kalıpçılar işçiler vs. çalışıyordu. Kato dağındaki şantiye ve askeri birliklerde görev yapanlar Türkiye’nin dört bir yanından gelenlerden oluşuyordu.

img_4055.jpg
Serkan Kılıç’ı; o ıssız, kervan geçmez, iki bin rakımlı dağın zirvesinde Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan insanlara iş verdiği için ve insanları orada çalışmaya ikna ettiği için ayrıca kutluyorum.
Bu arada bir ayrıntıyı da daha belirteyim. O bölgede askerlik yapan Ordulu bir genç. Birkaç gün önce terhis oldu. Memleketine gitmedi ve şantiyede iş başı yaptı. Bir de Deniz Kuvvetlerinden emekli bir astsubayın orada çalışması geçim sıkıntısının ötesinde vatan sevgisiydi.
Bir süre şantiye içerisinde gezindim… Çadırda kahvaltıdan sonra Binbaşı Alican ve Serkan Kılıç ile şantiyeyi birkaç km. uzaktaki diğer mevzilere gittik…

img_4070.jpg

SİPERLERDEKİ AĞIR SİLAHLAR
Mevzilerin etrafı taş, kum torbaları ve toprakla çevrili… Bir metre yükseklikteki birkaç metrekarelik sığınıkta uzman asker kalıyor. Sığınağın önünde trübün ve havan topu… Sığınakların içinde küçük tüp, soğan patates, domates, ekmek ve kumanya ve bolca farklı silah, mermi! Askerin biri dışarda, ikisi içerde… Dışardaki açık hava siperlerinde ağır silahlar, havanlar! Dağdaki siperlere, alay komutanlığından hemen her gün ayrıca konserve vs. gibi kumanya geliyor.
Dağın zirvesindeki bu mevzilerin birkaç km. uzağında tepelerde diğer mevziler ve siperler. Oralarda da asker kalıyor. Onlar da gece gündüz nöbette.
Bu üs, güneydoğunun en kritik yerlerinden biri! Karşı tarafta teröristlerin uzun bir süredir sığınak ve ana karargah olarak kullandıkları mağaralar. Sarp kayalıklar içerisinde en az 5-10 km. uzunluğundaki alanda onlarca mağara. Mağaraların birçoğu birkaç yüz metre uzunlukta ve korunaklı. Asker, bir süre önce bu mağaraların her birini temizledi!
Dağın arka tarafında müthiş otlaklık… Bölgenin en verimli yaylası buralarda imiş! Yayla jirki aşiretinin! Yaylanın vadiye inen bölgesinde bir köy varmış. Köy boşaltıldı, teröristlerden temizlendi… Bu köyde teröristler mahkeme bile kurmuş.

img_4021.jpg

GEREKİRSE SOĞAN EKMEK YİYORLAR
12 Eylül 1980 darbesinde Karadeniz Ereğlisi’nde deniz asteğmeniydim… Denizci askerler, özellikle de denizaltında görev yapanlar çok ayrıcalıklı askerlerdi. Yemekleri, 5 yıldızlı otel mutfağından çıkmış gibiydi!

Güneydoğu’da karda kışta, soğukta ıssız bucaksız dağlarda, gece gündüz olağanüstü fedakarlıkla, ailesinden, sevdiklerinden uzak görev yapan güvenlik güçlerinin menüleri iyi. Ancak, zaman zaman askerin dağ şartları ve zorluklara direnmeleri için menüde değişiklik yapılıyormuş. Soğan ekmek yenmesi gerekiyorsa onu yiyorlar!
Siperlerden birine yaklaştım. İçeride yan yatıp yemek yiyen iki asker, ‘Abi buyur, yemek yiyelim’ dediler.
Teşekkür ettim ve afiyet olsun, dedikten sonra çadırın içinde bir fotoğraf çektirelim, dedim.
Bir metre yükseklikteki çadır içinde askerler gibi yan yattım ve fotoğraf çektirdim. Uzman askerlerle vedalaştım.

TAŞ VE TOPRAKLA ÇEVRİLİ SİPERLER    
Zirvenin uç tarafında etrafı taş ve toprakla çevrili bir başka sipere yaklaştım…
Uzman çavuş dertliydi… Sıkıntıları, yaşadıkları zorlukları anlattı. Aldıkları ücretin yetersizliğinden şikayet etti ve ‘Abi ayrılmayı düşünüyorum’ dedi.
Uzman çavuşa moral verdim. İlelebet burada, buralarda görev yapmayacaklarını, bir süre sonra daha güzel yerlere gidebileceklerini vs. söyledim.
Siperde bir iki hatıra fotoğrafı çektirdim ve askerlere veda ettim.    
Karşı mevzilere gitmeye niyetlendim. Patika yol ve tembelliğimden olsa gitmedim. O mevziler de hemen hemen aynı imiş.
Üssün dışındaki şantiye alanını gezdikten sonra karargaha döndük.
Hava kararıyordu…
Serkan’a, ‘Kaymakamı ve alay komutanı Murat Albayı ziyaret edelim’ dedim.
Murat albay, bir gün önce bizi alaya davet etmişti.
‘Dayı gideceğiz ve gece ilçede öğretmen evinde kalacağız’ dedi.
Şantiyede çalışanlara ve Binbaşı Alican’a veda ettik ve Beytüşşebap’a indik.

ÖĞRETMENEVİNDEKİ KURŞUN DELİKLERİ
İlçeye bizimle bir de işçi geldi. Delikanlı midesini üşütmüştü… Önce onu hastaneye bıraktık ve hastanede yatarsın, diye tembihledik… Delikanlı muayene oldu, gecenin geç saatlerinde öğretmen evine geldi. ‘Abi, Hastane kapandı’ dedi. Hastane gece kapalı mıydı yoksa delikanlı hastanede yatmak mı istemedi, bilemiyoruz. Öğretmen evinde kaldı ve sabahta dağa şantiyeye çıktı.
Beytüşşebap Öğretmeni evi, ilçedeki Jandarma birliğinin yanında ve kaymakamlığın da yakınında. Hastanede zaten 50 metre ileride!
İlçeye hakim tepenin birinde alay komutanlığının karargahı diğerinde ise üs…
Öğretmenevinin kapısında İlçe Jandarma Komutanı yüzbaşı Erhan… Erhan yüzbaşı Samsunlu ama aslen Oflu! Ailesi yıllar önce Of’tan Samsun’a göç etmiş. Erhan yüzbaşı ile öğretmenevinin girişinde ayaküstü sohbet ettik. ‘Sabah kahvaltıya bekliyorum’ dedi ve ayrıldı. Komutan ilçe merkezine gelmeden önce dağda idi…
Beytüşşebap’ın tek oteli, öğretmen evi. İlçede görev yapan öğretmenler, devlet memurları ve güvenlik güçleri burada kalıyor. Öğretmenevi tam kapasite dolu. Kaymakam Murat Şener, üç yatak bir de kanepeli bir odayı davetli ve davetsiz misafirleri için rezerv tutmuş. İyi ki tutmuş, yoksa gecenin o vakti yatmak için tekrar dağa çıkacaktık.
Odaya çıktık. Elimizi yüzümüzü yıkadık. O sırada gözüm perdeye ve pencerenin üstüne ilişti. Perdede ve üst pervazda kurşun deliği vardı. Serkan, ‘Dayı, yeni değil. Birkaç yıl önceden kalma’ dedi.
Öğretmenevinde restoran ve lokal var. Lokalde Digitürk’te maç izlemenin bedeli 5 TL. Toplanan para, digitürke yatırılıyor. Öğretmen evi yönetimi eksik kalan parayı ödüyor. Bir iki masada okey oynayanlar…
Üç beş dakika sonra Kaymakam Oflu hemşerimiz Murat Şener geldi. Üç-beş metrekarelik misafir odasında bir şeyler atıştırdık ve Şener ile uzun uzadıya sohbet ettik.
OFLU KAYMAKAM ŞENER’LE SOHBET
‘Ne olacak Trabzonspor hali’… Kaymakam Murat Şener’in ilk sözü bu oldu… Dünden bugüne yaşananları kısa özetledik ve ‘Trabzonspor’u gerçekten zor günler bekliyor’ diye ekledik.
Beytüşşebap ve bölge, sınıra yakın ve dağlık.
Alay Komutanı Yozgatlı Murat Albay ve Kaymakam Oflu Murat Şener, çok iyi anlaşıyorlar. Murat Albay, namazında niyazında ve oruç tutuyordu.
Serkan’a, Ankara’dan Şırnak’a hareket etmeden önce ‘Koyun mu kestireceksin, Keçi mi bilmem’ demiştim. Meğer Serkan, Cevizağacı muhtarına telefon açmış, iki koyun kesmesini söylemişti.
Şantiyenin aşçısı da kavurma yapmıştı. Yemek salonuna geçtiğimizde Albay Murat, ‘Ben oruçluyum’ demişti.
Albay, gerçekten dinamik ve işin ehli… Her işe dört elle sarılan, fedakar bir komutan, çevrede olup biteni de en ince ayrıntısına kadar takip ediyor ve biliyor.
Kaymakam Murat Şener, Erzurum’da eski İçişleri Bakanı Trabzonlu hemşehrimiz Sebahattin Öztürk’ün Erzurum valiliği döneminde kaymakam imiş. Eşi Erzurumlu. Beytüşşebap’a eşini ve çocuğunu da götürmüş. Kaymakamın çocuğu, Beytüşşebap’ta anaokuluna gidiyor.
Murat Şener, 10 yılı aşkın süredir Kaymakamlık yapıyor. Hemen her gittiği ilçede güzel işlere imza atmış. Müfettişlik beklerken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından Beytüşşebap’a, kaymakam ve belediye başkanı olarak gönderilmiş. Şener; Bakan Soylu’nun en güvendiği mülkü amirlerden biri.
Şener, gerçekten çalışkan ve üretken bir isim. İlçede açtığı beceri kurslarına çok sayıda kız katılıyor ve meslek sahibi oluyor. Şener ile birlikte ilçedeki sosyal yaşamda da gözle görünür bir değişim olduğunu öğrendik.
Ertesi sabah İlçe Jandarma komutanı Erhan Yüzbaşı ile kahvaltı yaptık.
Serkan’ı Beytüşşebap’ta bıraktım. Elemanlarından bölgedeki hemen hemen tüm güvenlik mensuplarının tanıdığı Arsinli Ufuk Memişoğlu ile birlikte  Yüksekova’ya doğru yolu çıktım…
>> Yarın: Askerleri kurtaran Trabzol'lu ve Yüksekova

009-013.jpg

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.