• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Trabzon 12 °C

HAİN İÇERDE OLUNCA!

Miraç ÖZAĞCI

Zor bir zanaattır gazetecilik be gülüm.

Öyle bir meslektir ki gazetecilik be gülüm, bu meslekte ne İsa ya ne de Musa’ya yaranırsın!

Yazdıklarınla ister istemez kimileri mutlu ederken, kimilerini ise mutlaka üzersin.

İşte mesleğin en kötü tarafı da bu be gülüm.

Yine bir şekilde bunlara göğüs gerip aşmayı başarsan da, bir başka taraftan bir başka mihrakların hedefi olursun.

Gerçi gülüm mihraklarda, elle tutulur gözle görülür mihrak olsalar!

Ha de be gülüm geçilmez de, bu mihrakları da gecelim dedik.

Ya merkezi ispiyonculara, hayatlarını yalan dolanlar üzerine kuran sürüngenlere ne demeli?

Bu asalaklarla savaşmak, baş etmek o kadar kolay mı be gülüm?

Ah gülüm ah.

Öyle omurgasız, kemiksiz, onursuz asalaklar, sürüngenler var ki, yalamak yutmak onlar için adeta sanat olmuş be gülüm.

Hayatları dümen, düzen üzerine kurulmuş.

Hani ‘yiğit bir namerdin elinden gitti’ derler ya.

Bizlerin de gazetecilikteki yaşamsal serüveni, ne hazindir ki gülüm, bu gibi namertlerin arkadan hançerlemeleriyle zaman zaman kesintiye uğramaktadır.

E yapacak bir şey de yok be gülüm.

Dede Korkut’un güzel bir sözü vardır ya, gülüm şimdi tam sırası değil mi yazmak: ”Hain içerde olursa, kapı kilit tutmaz oğul..”

Hakikatten gülüm, hainler yüzünden, mesleğimizde kapımız bir türlü kilit tutmadı.

Evet, be gülüm, bu güne değin sürdürdüğümüz meslek hayatımız da, bizler her türlü hainlerle aynı ortamı paylaştık, bırakın aynı ortamda olmayı, bir birimize selam verip hal hatır sorduk.

Meğerse hepsi filim icabıymış.

Gülüm be, bu konularda zaman zaman yazacak olduğum çok anılarım, çok yaşanmışlıklarım var.

Zamanı gelince be gülüm bunları okuyucularımızla paylaşırız he, ne dersin?

Paylaşırsak herhalde kimselere ayıp etmiş olmayız!

Bundan dolayı diyorum ya gazetecilik zor bir zanaattır.

Hainler, yalakalarla bir kelime bilmeyen, bir söz söyleyemeyen, konuşma özürlü olanlarla baş etmek, kolay olmasa gerek.

Ama her zaman olduğu gibi bizler bu zorlukların üstesinden yine de gelmeyi başarmaya çalışacağız.

Sonuç olarak, üstelendiğimiz görevden bu güne değin hiçbir zaman sapmadık.

Yine üstlendiğimiz davaya ihanet etmedik, üstelik İhanete uğrayan bizler olduk.

Biz buçuğuz derken, söylemlerimiz ve icraatlarımızla asla imtina edip, evirip kıvırmadık.

Olsun be gülüm, zaman her şeyin ilacıdır diyerek, ilahı adaletin bir gün kahpe ve hainlerden bunun hesabını soracağına inanıyoruz.

Evet, gülüm yeni bir serüvene Kuzey Ekspres gazetesiyle çıkıyoruz.

Öncelikle gazetesinin sayfalarını bize açan Kuzey Ekspres gazetesinin imtiyaz sahibi Hasan Kurt’a teşekkür ediyoruz.

Sevgili Hasan Kurt ile birlikte Ekspres gazetesinde güzel bir yolculuk yapacağımıza inanıyorum.

Bir nebzede olsa, yazdığımız yazılarla ekspres ailesine bir katkımız olursa bundan da büyük mutluluk duyacağımızı buradan belirtmek istiyorum.

Bu vesileyle sizlerin huzuruna bu günden itibaren arzı endam ediyorum.

Çıktığımız bu meşakkatli yolda Allah yar ve yardımcımız olsun.

İYİ Mİ OYNUYOR?

İki ayı aşkındır Trabzonspor’dan uzak kaldık.

Haliyle yazmayınca, uzak kalmamız kadar da doğal bir şey olamaz.

Yine de Trabzonspor ile ilgili bir iki konuya değinmek istiyorum.

Bakıyorum, alınan iki maçtan sonra şampiyonluk türküleri söylenmeye başlanılmış.

Bu bana dereyi görmeden paçayı sıvamak gibi geliyor.

Ligin henüz başı…

Bir çiçekle bahar gelirse, iki maçla da şampiyon olunuyorsa, diyecek bir sözümüz olmaz ağalar.

Bugün Kayseri sporla oynanacak olan Trabzonspor’un, seyrettiğim tüm maçlarında sahaya öyle ahım şahım bir futbol koymadığını bana değil olaya objektif bakan kime sorsanız sizlere rahatlıkla söyleye bilir.

Kısacası Trabzonspor ne orta alanda nede hücumda baskı kurup organize olamıyor.

Bunun yanında üretkenliği de yok.

Attığı gollere bakınca, Trabzonspor’un nasıl oynadığını, ne yapmak istediğini daha iyi anlarsınız.

KALİBREDE DEĞİL BANA GÖRE!

Şota Arveladze Trabzonspor’a geldiğinden beri aynı şeyleri söylüyorum.

Gürcü teknik adam zamanında iyi futbolcuydu, eyvallah hem de dibine kadar eyvallah.

Şota’nın o dönemlerdeki futbolculuğuna bizlerde şapka çıkartmıştık.

Avuçlarımız patlarcasına kendisin alkışlamıştık, futbolcu olduğu o dönemlerde.

Ancak Şota’nın Trabzonspor’u çalıştıracak, kalibrede bir hoca da olmadığını da çok açık ve seçik bir şekilde buradan söylüyorum.

Şota’yı sevmek başka bir şey, Şota’nın teknik adamlık yapması ve bundan dolayı da yorumlanması başka bir şey.

 Şota’nın genel durumuna bakıyorum, Gürcü teknik adam, işi tamamen şova döndürdüğünü görmekteyim, üstelik işi de iyi öğrenmiş.

Trabzon’da gitmediği yer, selfie yapmadığı kimse kalmadı neredeyse.

Bunun yanında, kendisine kim akıl vermişse Trabzonspor’un efsanelerini de ziyaretlere başlamış.

Şimdilik işi böyle kurtarmaya çalışıyor sevgili Şota.

Hâlbuki ki kazın ayının öyle olmadığını kendisi de iyi biliyor.

Ne olursa olsun aslı olan skor tabelasıdır.

Orası iyiyse sorun ve sıkıntı yok.

Tabela iyi oldu mu, talk şovunu da yapsa, feyiğine de atsa, tribünlere oley de çekse, kimse gıkını çıkarmaz.

O SULARDA BOĞULURLAR

Trabzonspor’un genel kurul Aralık ayında yapılacak.

Tabi sürece uyulursa.

Bir rivayete göre yönetim kurulu süreci uzatıp, genel kurulu Şubat’ta yapacak.

Bir başka rivayette ise, genel kurul günü ve saatinde yapılacağıdır.

Rivayetlerde kim ne derse desin, önemli olan genel kurulun, tabi yargı şu günlerde bir karar vermez ise zamanında yapılmasıdır.

Trabzonspor sokakta bulunmadı.

Trabzonspor üçüncü dünya ülkesi olan bir yerin takımı da değildir.

Trabzonspor Türk futbolunda devrim ve ihtilal yapan bir ilin takımıdır.

O nedenle beynin arkasında farklı düşünceler olanlar, derin sularda yüzmeye kalkmasınlar.

O sularda boğulurlar haberleri ola.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.