• BIST 91.589
  • Altın 214,044
  • Dolar 5,3345
  • Euro 6,0837
  • Trabzon 13 °C

HAİNLERE GİTSİN

Osman Necip SEVİNÇ

Düşman gibi davranan düşmanımın, kendi devletinin yararına yaptıkları normaldir, yadırgamam. Osmanlı’yı yıkan Teodor Herzl de, Emmanuel Karasso da, İngiliz ajanlar Gertrude Bell de Lawrens de kendi ırkları, kendi ulusları için büyük bir azim ve mücadele örneği sergilemişlerdir. Kendi uluslarından takdir almışlardır. Biz de onların azimli çalışmalarına tiksinti duyarak da olsa kerhen saygı duymuşuzdur.
Ancak içimizden birileri olan, içimizden biri gibi gözüken, ama ruhunu, beynini düşmanına satmış, midesinden düşmanının kölesi olmuş, düşmanımın karakterine kişiliğine bürünmüş, onlardan biri gibi olmuşlara ise, tiksintilerin en büyüğünü duyar, onları affetmeyi asla düşünmem.
Kahraman ordumuz Suriye’de Afrin’e karşı sadece Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve sınırlarımızdaki PYD–YPG–PKK gibi terör örgütlerine karşı vatanımızı korumak adına bir hareket başlattı ve başarı ile devam ediyor. Rabbim devletimize, milletimize zeval vermesin ve kahraman Mehmetçiğimizi tüm cephelerde muzaffer etsin inşallah.
Ama sosyal medyayı takip ettiğinizde, kimlerin kaç karat olduğunu, kafasının, beyninin, midesinin kime, kimlere çalıştığını, kimlerin emrinde olduğunu çok net bir biçimde görüyorsunuz. Kahraman ordumuz için bir tek kelime ile olsun dua ve iyi dilek temennisinde bulunamayan bir yığın insan müsveddesi var. Ordumuzun olası bir mağlubiyeti için ABD yağcılığı ile ellerini ovuşturanlar da mevcut… Yuh! Evet bu aydın, cahil tüm hainlere yuh! Bu aşağılık yaratıklar ABD otuz bin kişilik ordu hazırlıyor, onların karşısında göreceğiz sizi diyorlar. Bre hıyarlar 1000 tanesi geberdi. Geri kalanını da aynı akıbet bekliyor bilesiniz.
On bin kilometre uzaktan gelip sınırlarımıza beş bin Tır silah yayan ABD’ye tek kelam etmeyen ama hükümete saymadık laf bırakmayanlar, PYD’ye de terör örgütü diyemiyor. Bu insan müsveddelerinin kimlik ve aidiyetleri ile tasnif ettiğimizde bir kısmının Marksist Ateist PKK’lılar, bir kısmının da FETÖ denen insana ruhunu satmış olan aptallar ve diğer bir kısmının da akıl tutulmasına uğramış zavallılar olduğunu görürsünüz.
***

Atatürk’ün söylediği politik “Yurtta sulh, cihanda sulh” düsturu, Cumhuriyet tarihimiz boyunca politikada “Yurtta sustur; Dünyada SUS ve SUSTURUL!...” biçiminde tezahür etmiştir. Atatürk bu Cumhuriyeti her türlü tertip ve şeytani planlara karşı uyuyun diye değil, aynen İstiklal savaşındaki gibi vatan topraklarına düşman göz diktiğinde ayağa kalkın, dik durun ve kan ve gözyaşı ile kurulan bu Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı oyunları çelik yürekleriniz ile bozun diyerek kurdu. Hem de bugün olduğu gibi Dünya’ya meydan okuyarak. O bize bu mesajı o büyük istiklal şahlanışında yüreği, cesareti ve milleti ile vermişti.
On bin kilometre öteden gelip Irak’ı işgal edenler, Bağdat’ı, Kerkük’ü yağmalayıp yakıp yıkanlar, biz uslu durmadığımız için mi bunu yapmışlardır? Ya da biz uslu uslu otursaydık Suriye sınırlarımıza silahlandırdığı terörist PKK, PYD’yi yığmayacak mıydılar?
Bir kısım kimselerde kinini, dini haline getirmiş zavallılar grubudur. Sırf hükümete, hükümetin devletin başındakilere uyuzluk olsun, kindarlık olsun diye, bir türlü ağızlarından hayırlı bir söz çıkmaz. Ülkemiz bugün, büyük bir beka sorunu ile karşı karşıyadır. Biz kimseye bulaşmasak da yüz yıllık plan yapan pislikler, gelip bize bulaşacaklardır. En iyi savunma, düşman sana vurmadan onun kafasına balyoz olup inmektir. Atalarımız demiş ki “ Hazır ol cenge, ister isen sulh u salah…
İçimizdeki satılmış, gafil, hain mankurtlara ne demek gerekiyor. Bunlar nasıl bu hale geldiler, getirildiler, cevabını bulmamız gereken asıl sorunumuz budur. Ana muhalefet partisinin başındaki Sn. Kılıçdaroğlu’nun başarı temennisine bile yuh çekebilen bu zavallılar hangi maya ile yoğrulmuşlardır?
Bu sorunun cevabını bulmak için epey bir geri gitmemiz gerekiyor. Ondokuzuncu asrın son yıllarında İngiliz parlamentosunda kürsüye çıkan Müstemlekeler bakanı Gladstone, elindeki Kur’an-ı Kerim’i göstererek şunu söyler:
“Bu kitap, Müslümanların elinde kaldıkça, biz onlara hakiki hakim olamayız! Ne yapıp yapmalıyız; ya Kur’an’ı ortadan kaldırmalıyız veya onları Kur’an’dan soğutmalıyız.”
…Ve bundan sonra bedenimizi biz de bırakmak, ancak ruhumuzu teslim almak için durmadan çalışmışlardır. Gayelerine de bir kısmımızda ulaşmışlar.
Cesedi var ama ruhu çalınmış, İslami kimliğinden uzaklaştırılmış, ruhsuzlaştırılmış bir kısım vatandaşımızdan bizim ordumuz için dua etmesini, PYD’nin bir terör örgütü olduğunu Dünya’ya haykırmasını beklemek safdillik olur.
Ordumuzun zeytin dalı hareketinde, biz zeytin dalını özellikle aldatılmış, gafil, işin aslının farkında olmayan Müslüman Kürt kardeşlerimize uzatıyoruz. Ancak bize dost görünüp her zaman arkamızdan hançerleyenlere, başta ABD olmak üzere Siyonist İsrail’e zalim ve katil Esed’e ve içimizdeki midesinden, beyninden ve ruhundan düşmana satılmış şerefsizlere kripto hainlere ucu sivriltilmiş kalın birer zakkum dalı uzatıyorum. Kıbrıs barış hareketi için de Suriye ve Afrin operasyonları içinde işgal tanımlaması yapanlara bu kalın zakkum az gelecektir biliyorum ama idare etsinler şimdilik!!

DÜŞÜNDÜREN SÖZLER

Bizim asıl sorunumuz büyüyüp yaşlanmak değildir. Sorun büyürken unuttuklarımızdır.
Bir insanı güzelleştiren; malı mülkü değil, kaşı gözü değil, hırkası heybesi hiç değil, merhametidir merhameti.
Bir insanın yaşı değil, yaşadıkları öğretir ona hayatı.
İnsanın süsü yüzdür, yüzün süsü göz, aklın süsü ise dildir, dilin süsü ise sözdür.
Birbirinizi üzmeyin, çünkü birbirimizden çok kalmadı.
Berrak bir gönülden kirli su akmaz, güzel bir ruhtan ise kötü söz çıkmaz.
Bir şey vermiyorsan bir şey alamazsın, iyi insan olmazsan da iyilik bulamazsın.
Eğilirsen basamak, dik durursan sığınak olursun.
Hayat nefestir; aldığın, yaşadığın kadar, hayat kafestir, kaldığın kadar.
Asla mutluluğa giden yol yoktur, çünkü mutluluğun kendisi yoldur.
Sabrı mayalardık Anadolu’da, bir fırın ekmek olurdu, komşuluk diye bir güzellik tanırdık… Nereye taşındı bilen var mı?
Akşam olur, gün eskir, aylar geçer yıllar eskir, eskimeyen birkaç şey vardır hayata dair. Biri yarın, biri umut, biri sevgidir.
Yaşlılık ne saçın ağarması, ne de belin bükülmesidir. Ancak gayesi biten ve ümidi sönen herkes yaşlıdır.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.