• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Trabzon 23 °C

HAKSIZLIK MI OLUR?

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

İngiltere’nin, İtalya’nın ya da başka bir batılı devletin yönetimini, adaletini sevmek vatanıma haksızlık mı olur?

Ukala gazetecilere, taraf olan gazetecilere, haybeden voleyi vuran gazetecilere, haksızlıklarla bile öğünen gazetecilere kızmak tüm gazetecilere ve gazetecilik mesleğine haksızlık mıdır?

Gerçeklerin gün yüzüne çıkması için uğraşan esas gazeteciler aslında perde arkasında kalan ama isimleri cilalı olarak zikredilenler değildir.

Onlar SSK’lı ve asgari ücretli olanlardır. Ya da az parayla yetinenlerdir…

Yıllar önce Nursun Erel ile “Hamamböceği Sendromu” kitabı için röportaj yapmıştım.

Bir kadın gazeteci olarak ayakta kalabilmenin zorluklarını konuşmuştuk. Çok etkilenmiştim.

Çünkü birikimli, donanımlı ve gösterişten uzak, benim demeyen bir gazeteci ile tanışmıştım. Zamanında Başbakan olan Tansu Çiller’e en ağır eleştirileri getirmiş ama dayak yememişti.

Nitekim kadın gazeteci denince saygı duyduğum ve ilgi duyduğum bir diğer isim Banu Avar’dır. O da araştırmacı ve gerçek gazeteciliğin piri sıfatını almış bir hanımefendidir. Nerede bu iki güzide isim. Bilinmiyor. Çünkü nemalanma gibi bir talepleri olmadı. Bildiklerinden ve doğrulardan şaşmadıkları içinde küçük harflerle bir yerlerde yazmaya ya da konuşmaya çalışıyorlar.

Gün be gün eriyip giden bir meslek gazetecilik; İtibarı ayaklar altına alınan gazetecilik birilerinin kalemini satmasıyla ise, can çekişiyor.

Muhalif olmak, ya dayak yediriyor, ya da ekmeksiz bırakıyor insanı.

Bugün gazeteciler yazdıklarıyla, araştırmalarıyla değil yazmış oldukları methiyelerle gündemde maalesef.

Her dönemin adamı olanlar ise yine dönem adamı ya da dışlanmanın verdiği eziklik ile asıyor, kesiyor.

Bu insanlar konuştuklarında mangalda kül bırakmazlar. Sanırsınız ki kusursuzdurlar.

Bir insanın beğendiği yanları eğer beğenmediği yanlarından çok ise o zaman o insandan uzak duracaksın. İşte bu isimler kusursuz abideler gibi duruyorlar karşımızda.

Oysa içi seni dışı beni yakar, kıvamındadır bu şahsiyetler…

Çoğu boğazda yalılarda oturur. Ya da kirası çok uçuk olan İstanbul’un o malum semtlerinde.

Günümüzdeki ilişkiler hep taktiklerle birilerinin ellerinden tutarak yürüyor. Gazetecilik ise bu işin en yaygın olduğu camiadır.

Yani rol yapma gerekliliğinin en yoğun olduğu yerdir bu günlerde gazeteler ve basın.

Özgür olması gereken gazeteciler. Kurallar silsilesi ile boğuşuyor. Bunlar kalemini satmayanlar.

Diğerleri malumunuz zaten sadece biat ettikleri kişi ya da kişiler dışında sınırsız özgürlüklere sahiptir; Ta ki korumalara kadar.

Bugün basın adam kayırma, adam kollama ve savunma örnekleri ile dolu.

Bazı basın yayın organları sayesinde kültürel değerlerimiz alt-üst olmuş durumda.

Bugün yine bazı basın yayın organlarının görevi, birilerine biat etme, toplumda olup bitenleri halktan gizleme ile sınırlıdır.

Buna ışık tutan köşe yazarları ise bu işin suçlusudur.

Taraf olmayan gazeteciler ya attığı tweet ile, ya da yazdığı yazı ile suçlanıyor, ceza yiyor, dayak yiyor, işsiz kalıyor hatta tehdit alıyor.

Ben bile İstanbul’da açılacak bir TV Kanalının Genel Yayın Yönetmenliğine getirilecekken yazdığım yazılar yüzünden hiç aranmayan oldum. Oysa söz akitti değil mi?

E malum bu işler ekmek meselesi. Büyümek, yürümek, koşmak için tavizler vermek zorundasınız… Hal böyle olunca da size verilen sözün hiçbir bir manası kalmıyor. Aranızdaki bağlayıcı söz uçup gidiyor. Mühim olan güç oluyor.

Ben gazetecilik ile ilgili yazılar yazdığımda meslektaşlarımın bir kısmı nedense rahatsız oluyor. Sebebi insanları deşifre etmemem; Neden bir insanı fişliyor olmak bu kadar kolay ve basit.

Ben ortaya yazıyorum isteyen istediği şekilde yorumlar.

Neden rencide edeyim?

Neden haddimi aşayım?

Gazeteciliğin felsefesi acımasızlık mıdır?

Kalemimle ister göklere çıkarırım, ister yerlerde süründürürüm öyle mi?

Bugün geldiğimiz nokta budur.

Gazeteci biraz toplumbilimci olabilmeli.

Çünkü toplumsal yaşantımızın izini biraz da olsa haklıdan yana sürebilmek adına.

Herkesin bir rolü olduğu gibi, gazetecilerin de bir rolü var elbet.

Gazetecinin rolü belge ve bilgilerini objektif olarak halka aktarabilmektir. Peki kaç kişi kaldık?

Ben öğrendim ki gazetecilikte amacı olan herkes başarıya ulaşmıştır. Bakınız isimleri neon ışıkları gibi parlayanlara ve ne yaptıklarına…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.