• BIST 91.627
  • Altın 213,832
  • Dolar 5,3165
  • Euro 6,0577
  • Trabzon 12 °C

HAMAM SEFALARI

Osman Necip SEVİNÇ

                    Osmanlı yönetimleri nereyi imar etmeye kalksa, ilk icraat olarak öncelikle Cami ve Hamam yapardı. Avrupa’da tuvalet bulunmazken ecdadımız temizlikte onlara nal toplattı.
     Eski kültürlerimizin başında hamam kültürü gelir. Temizlik amacı ancak eğlence ve zevk alemi olarak da hamam sefaları Türk kültüründe yerini almıştır.
Hoş kokulu sabunlar, nalınlar, peştamallar, keseler, hamamda bize has araç gereçlerdi. Keselenme en çağdaş gençleşme metodu olarak Dünya da kabul görmüştür.
Şimdiki modern gençler duş alamı temizlendim olarak algılamaktadır. Neredeyse sabun, sabunluk, keselenme duş alırken veya daha ileri safhada banyo yapıp yıkanırken unutulmaya başlanmıştır. Kötü kokular; parfümler ile baskılanmakta, bu kimyasallar ile gerek derimiz, gerekse akciğerlerimiz zarar görmektedir.
Gelelim bizim ve bizden önceki atalarımızın hamam sefalarına. Öncelikle hamamlarda kadınlar günü eğlenceleri, ziyafetleri, dedikodu fasılları, göbek taşında def çalıp çiftetelli oynamalar, gelin hamamları (gelin banyoları) dillere destandı. Göbek taşı üstünde yalancı dolmalar, sarmalar yenirdi.
Biz 170 yılın üstünde bir süreçtir Gülbahar Hatun mahallesi Zağanos meydanında ki şuanda da aynı yerde mevcut evimizde yaşıyoruz. Tabii eski bahçeli evimizi 1988yılında yıkıp yeniden yaptık. Karşımızda İmaret hamamı vardı. Mahallelinin adı da eskiden yanılmıyorsam İmaret idi. Rahmetli babam 15 Haziran 1914 doğumlu. Sık sık bize muhacirlik da çekilenleri ve diğer hatıralarını anlatırdı.
Babaannemin her hafta aileyi toplayarak kadınlar günün de İmaret hamamına götürdüğünü, yanlarında yiyecek ve içecek bulunduğunu ve genellikle İmaret hamamının sıra sıra kurnaların ve göbek taşının bulunduğunu daha büyük kısmı yanımda ki küçük bir oda şeklindeki kısmında ailecek yıkanıp, keselendiklerini anlatırdı. En son hamama yine kadınlar gününde babaannem tarafından götürüldüğünde hamam sahibinin kapıda babaanneme babamı göstererek, “hanım hanım birde kocanı getirseydin, bu artık çocuk değil “diyerek içeri girmesini önlediğini nakletmiş idi. Benim artık büyüdüğüm hamam kapısında tescil edildi derdi rahmetli.
Birde bizim gittiğimiz meydan hamamını çoğumuz biliriz. Oranın tellaklarından Kurban Ustayı bilmeyen azdır! Şimdiki adı 24 Şubat kulübü olan, bizim futbol oynadığımız ve kaptanlığını da yaptığım o zaman ki adı Yıldızspor (Holomana spor) kulübünden 1966 yıllarında Ayasofya ile Beşirli arasında gece koşusu antrenmanları yapardık. Kulübün her şeyi rahmetli Gümrükçü Kemal abimiz bizi bir kamyonet ile takip eder koşu bitince terli terli kamyonetin arkasına doldurur, arada sırada da meydan hamamına götürürdü. O sırada bizde hamam sefası sürer, arkadaşlıklar pekişir, göbek taşında yatar, şarkılar söylerdik.
Sonraları 1967’lerde Maraş Caddesi’nde ‘Pir Pak Banyo’ açıldı. Küçük odalar halindeydi. Sadece yıkanana ait tek kapılı bir banyo, kurnalı olmasına rağmen o yıllarda bize çok modern olarak geliyordu.
Son zamanlarda ise Pazarkapı’daki tarihi 8 direkli hamam, 0rta yaşlılarımız tarafından çok tercih ediliyor. Hamam sonrası terleme durunca kadar, tarçın içme faslı eskiyi yad etmek acısından mükemmel.
Biliyor musunuz, anneler oğullarında gelini iki yerde ararmış eskiden. Hamam ve kız sanat enstitüsü kapısında! En çok dedikoduda hamamlarda yapılırdı. Hamam da çok yuva yapılır, yuva yıkılırdı. Anneler müstakbel kaynana olarak genç kızları hamamda süzerdi. Oğlundan önce kocasına söyler, genç kızlar kısmetlerine hamamda nail olurlardı.
   Yaşlı dostlarımız hatırlarlar. Ünlü gazetecimiz Burhan Belge, eskinin ünlü aktristi Zsa Zsa Gabor ile evlenmişti. İstanbul’a geldiğinde Galatasaray Hamamında yıkanmak istemiş, natırlar (kadın keseciler) Gabor’u bacaklarının arasına sıkıştırıp keselemelere başlayınca, Gabor beyaz teninden çıkan kirleri görünce “Derimi yüzüyorlar” diye başlamış çığlık atmaya… Evet aslında gerçekten keselenirken önce ince kese, sonra orta kese derken, sonunda kaba keseyle dökülen kirin yanında ölmüş deri parçacıkları ve en çağdaş gençleşme metodudur. Gerçekten vücut temizliği; sıcacık hamamdaki sabunlanma ve keselenmeyle çok farklı sağlanmaktadır. Bu konuda Türk hamamları dünyada birinci… Ama biz tarihimizi yıkmakla birinci olduğumuzdan Trabzon’umuzda bile birçok hamamımızı diğerleri gibi yerle bir ettik.
Bu arada unutmadan hamamda yıkandınız, kurulandınız, dinlendiniz, tarçınınızı da içtiniz çıkıp gideceksiniz. Hamam parasını ödeyin sonra havlu getirenlere ve tellaklara vereceğiniz bahşişler, hamam parasını geçecek. Sıhhatler olsun.

                                           NOSTALJİ
       Eskiden neler yapılırdı… Televizyon yok, bilgisayar yok, telefonun akıllısı-ceplisi yok… Neler yapardık o günlerin çocukları bizler…
         Çember çevrilir su musluktan içilir, ağaçlara çıkılır. Ceviz misket oynanır. Çelik-çomak oyunu ve Teksas Tommiks çizgi romanları okuyarak vakit geçirildi. Bebekler bezden, silahlar tahtadan, resimler kömür karasından yapılırdı.
   Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin ismi konulur, saatli maarif takvimi okunurdu.
 Komşuda pişen bize, bizde pişen komşuya düşerdi. Sokaklar karanlık olurdu. Turşu, salça, mantı, sucuk evde yapılır, karpuz kuyuda soğutulurdu.
 Kardan adam yapılır, evlerde soba yakılır, kış gecelerinde masal anlatılırdı, gece en geç saat 10 da yatılırdı.
  Evler badanalı sokaklar lambasız mahalleler bekçili olurdu. Ajans radyodan dinlenir, çizgi roman ses ve hayat mecmuaları okunur, kitaplar kaplanır, defterlere kenar süsü yapılırdı.
 Hayat arkası yarın gibi kesintisizdi. Her gün yaşanacak bir şey vardı. Bir dilim reçelli, yağlı ekmek ziyafetti. Herkes kendi hayalini kurar kendi hayatını oynardı. Zeki Müren dinler, Ayhan Işık, Türkan Şo9ray filmleri seyredilir. Kovboy filmleri ile avunulurdu.  Şimdi nasıl, şimdi herkes yoğun, yorgun ve tek başına…  Ne güzel günlerdi ya rabim, yaşı 50’nin üzerinde olanlar.. Duygulandınız mı? Benim gözlerim yaşardı, çocuklarımın ve torunlarımın bilgisayar ve cep telefonu esiri olup bu güzellikleri yaşayamadıklarına üzüldüm. Modern dünya çok acımasız. Bolluk içerisinde tatmin olamayan mutsuz bir toplum geliyor gibi!

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.