• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Trabzon 17 °C

Hami Bey’in bahçesi Artaki’nin plakları!

Hasan Kurt

Bugün biraz nostalji yapalım..

Trabzon kent merkezinin  batısında en son mahalleler eskiden İmaret (Gülbahar) ve Faroz ‘du.. İmaret mahallesinden sonra Kavakmeydan düzlüğü ve Ayasofya  gelirdi.. Sonra bugünkü Toklu  (Gavziya) ve Beşirli (Holomana)..

Mustafa Kemal Sayıl, anılarında Trabzon’u batıdan Ayasofya ile başlatır… Ki doğrudur!

Sayıl, o bölgeyi anlatırken şöyle diyor;

‘Trabzon’a batıdan varış Ayasofya ile başlar. Eski bir kilesi olan Ayasofya, bizim  gençlik yıllarında depo idi. Bir de öğrencilere yönelik askeri kamp faaliyetleri Ayasofya’  nın etrafında yaptırılırdı…..

Ayasofya’nın en güzel yönlerinden biri de, Trabzon’daki ilk kırmızı süs balığının oradaki havuzlarda yetiştirilmesidir. Ayasofya’yı sağımıza alınca karşımıza iki yol çıkar. Biri liseyi güneyden teğet geçen yol, diğeri kuzeyden… O zamanlar sahil yolu olmadığı için, kullanılan iki ana yol bunlardı.

Liseyi güneyden teğet geçecek yoldan gidersek, bu yolun başında Hami efendinin bahçeli kahvesi vardı. Hami Efendi,  fevkalade zarif, kibar, enedi bir adamdı. Kendisini tanıdım. O mahallin tanınmış ailelerinden birinin oğlu idi. Fakat bilinmeyen flu bir hapis olayından sonra kendisini inzivaya çekerek, o bahçeyi yaptırdığını duymuştum..

Bahçede müşterilerin rahatsız olmaması için tavla oynamak yasaktı. Domino, aznif, ve bir takım kağıt oyunları, dama ve satranç oynanırdı. Kahvenin bahçesi nadide çiçeklerle donatılmıştı. Vahran Cesaar firmasının köpek marka (sahibinin sesi) gramafonların Türkiye distribitörü Artaki Candan, Hami beyin asker arkadaşı idi..…… Bir gün Artaki, Hami beye ‘Bahçen çok güzel burada neden müzik çalmıyorsun’ diyor.. Bunun üzerine Hami bey, yazlık bahçesinde müzik çalmaya başlıyor. Trabzon’da o vakitler böyle bir yer yoktu….

1940’larda Artaki efendi, Hami beye, ‘Çok güzel alafranga plaklar var. Çalman için gönderiyorum’ diyor. Hami bey biraz tereddüt ediyor, Fakat teklif hoşuna gidiyor… Plaklar gelmeye başlıyor… Bu dönem harbin başladığı yıllar… Lisenin ilk sınıfında burayı keşfettik. Zaman zaman mektepten kaçtığımız olurdu.. Tatillerde gider, Hami beyin plaklarını dinlerdik. Meşhur laaloma plağı çalardı. Ünlü İtalyan Tinö Rossi’nin jatandre şarkısı, Johny Gitar müzik yayınında çok tanınmış parçalardı… Başta Faik Dranaz olmak üzere buraya müzik dinlemeye giderlerdi..

Trabzon’dan ayrıldıktan sonra duydum ki, Külhanbeyi geçinen bir takım insanlar, Hami beye hakaret edip biraz da hırpalıyorlar. Hami bey bunun üzerine bahçeyi kapatıyor.. Son gidişimde Akçaabat’tan o yola saptığımda o güzel yerin orada olmadığını gördüm…

Bu yoldan ilerleyince Kavakmeydan’a gelinir.. Kavakmeydan ile Hami beyin kahvesinin arasında birkaç mahallelinin oturduğu taş evler vardı. Dış cepheleri kalıp taşlardandı. Arkaları boştu…

Kavakmeydan’ın en meşhur yerinde top sahası vardı (bugünkü orman lojmanlarının yeri) ….. Kavakmeydan’ın girişinde önce boş bir mekan vardı.. Burada bayramlarda eğlence yerleri kurulurdu…. Kavakmaydan’da Lise ile Şadırvan arasında 5-6 ev vardı. Altlarında bir de kahvehane.. Ötede lise vardı.. Daha ileri gidince (karşı tarafta) askeri tesisler. Askeri tesislerin önünden geçen yol Ayasofya’ya uzanır. Ballıca denilen mevkiiye giderdi…..’

Yukarıdaki metni Mehmet Akif Bal’ın yayına hazırladığı Mustafa Kemal Sayıl’ın, Trabzon’u ışık tutan anılar, adlı eserinden aldım.

***

Sayıl; Liseyi güneyden geçen yolun başlangıcında bahçeli bir kahvehaneden bahsediyor. Bu kahvehanenin muhtemelen İncirlik mahallesinde kavşaktaki caminin güneydoğusunda olması gerekir. 50 yıl kadar önce orada bahçeli bir kahvehane olduğunu hatırlıyorum.

Ayasofya Kilisesinin bahçesinde bir kaç küçük havuz vardı. Sayıl o havuzları mı yoksa, Ballıca deresi (bugünkü Ziya Hatipoğlu yolu) kenarında ve o bölgedeki küçük havuzlardan bahsettiği belli değil.

Bir ara Yenimahalle’deki bahçeli evlerin bulunduğu bölgenin Mekke vakfına ait olduğunu yazmıştım. Yanılmıyorsam Cahit Hacısalihoğlu bu bilgileri vermişti. Hatta orada bir de yatır olduğunu söylemişti.

Ayasofya Kilisesinin deniz tarafındaki müzikli mekanları 50-60 yaş sınırını aşanlar bilir. Trabzon’da Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk çeyrek yüzyılına hatta 1960’lara kadar çok sayıda müzikli eğlence mekanı vardı. Müzikli mekanlarda her tür müzik çalınırdı. Mustafa Kemal Sayıl,  60-70 yıl önce Trabzon’un kenar mahallesinde alafranga müzik çalındığını belirtiyor..

***

Bugün bırakın kenar mahalleri, kentin merkezinde alafrangayı bir yana bıraktık canlı-cansız müzik yok.. Müziği de bir kenara bıraktık, kentin en büyük parkı müdahale edilmeseydi neredeyse haremlik- selamlık olacaktı.

Trabzon, dünden bugüne büyüdü, gelişti… Merkezin nüfusu 30 binlerden 300 binlere çıktı.. Dünün otlaklarının, tarlalarının, oyun alanlarının, ormanlarının yerinde bugün binalar yükseldi..

Trabzon, fiziki olarak ne kadar gelişmişse kültürel ve sosyal olarak da o kadar geriledi. Bu görüşümüze çokları karşı çıksa da, maalesef gerçek bu!

Trabzon’da yaşayanlar olarak yapmamız gereken, bu kentin kültürü, sosyal yaşamını daha üst seviyelere çıkarmak, hiç değilse 50-60 yıl öncesinde yaşananlarla eşdeğer yapabilmektir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.