• BIST 97.988
  • Altın 241,782
  • Dolar 6,2647
  • Euro 7,3604
  • Trabzon 23 °C

Hamit Cihan tercih yapmalı!

Yer KULAK

Trabzonspor’da bir iki istisna dışında ki, o istisnai dönemlerde kulübün girdisi olsa bugün yapılan yanlışlar kesinlikle o gün de yapılırdı. Çünkü yönetim anlayışında dünden bugüne değişen bir şey yok.
İki gündür altyapı koordinatörlüğüne getirilen Hamit Cihan olayını köşemize taşıdık. Burada amaç, Hamit Cihan’ı veya bir başkasını karalama değil. Hamit Cihan, rüştünü ispat etmiş bir akademisyen. Trabzonspor’da genelde bir ila üç yıllık sözleşme yapılırken, Cihan ile neden 5 yıllık yapıldığını ve Cihan’ın çalıştığı kurumdan nasıl izin aldığını sorduk. Burada karşımıza Özkan Sümer faktörü çıktı. Yöneticiler Hamit Cihan ile kaç yıllık sözleşme yapıldığını bilmediklerini, istifa eden koordinatör Özkan Sümer ise 5 yıllık sözleşme yapıldığını söylüyorlar.
Hamit Cihan da, 5 yıllık sözleşme yaptığını, çalıştığı kurumdan izin aldığını ve üniversite döner sermayesine kazandığı paranın bir miktarını yatıracağını söylüyor. 
Üniversitelerde akademik ünvanlı biri, dışarıdan iş alırsa veya danışmanlık yaparsa aldığı paranın en az yarısını üniversite döner sermayesine yatırır. Oran yüzde 40’a, yüzde 60 olması gerekir. Hamit Cihan, Trabzon Üniversitesi rektörlüğünden 5 yıllık resmi izin ve danışmanlık yapacağına dair yazı aldı mı almadı mı bilmiyoruz. ‘Aldığım ücretin bir kısmını üniversiteye yatıracağım’ dediğine göre Üniversite işini halletmiştir. Bu durumda Trabzonspor’dan ayda 15 bin lira alıyorsa, bu paranın yüzde 60’ını Üniversite döner sermayesine yatırması gerekir. 
Bu arada Hamit Cihan gibi Trabzonspor’da görev yapan çok sayıda öğretim görevlisi var. Mesela Ünal’ın yardımcılarından biri, alt yapıda birkaç beden eğitimi öğretmeni vs. 
Bize göre Hamit Cihan, Üniversiteden istifa edip, tüm mesaisini Trabzonspor’a vermeli ve ‘Üniversiteden ayrıldım. 15 değil 20 bin lira istiyorum’ demeliydi.  Çünkü Hamit Cihan, doçent olduğu için ayda 10 derse girecek, ders ücreti almayacak. Maaşı da 5 bin lira civarında. Üniversitede ders vereceği için bir ayağı üniversitede bir ayağı Trabzonspor’da olacak. 15 bin liralık ücretin yarısından fazlası üniversite döner sermayesine gideceği için kendisine pek bir şey kalmayacak. Masa başında çalışmayacağı için iki taraf içinde pek verimli olamayacak. O nedenle, Hamit Cihan Trabzonspor yönetimi ile yeniden görüşüp alacağı ücreti arttırıp tam gün Trabzonspor’da görev yapmalıdır.

Benim de tatil anılarım var


Kitapçı geziyordum. Dükkan turu bitmek üzereydi ve alacak bir şey bulamamıştım.
60'lı yaşlarda bir beyefendi yaklaştı:
- Aradığınız bir kitap var mı?
- Bakıyorum sadece. Önereceğiniz tatil kitabı var mı?
Bir kaç kitap önerdi ve ekledi: - 1967 yılından beri Trabzonsporluyum.
- Nerelisiniz?
- Antalya...
Beni tanıyordu, çay ikram etti ve Trabzonspor'u konuştuk.
Mülkiyeli Mustafa Bey, tanığım Trabzonsporlu yöneticilerin çoğundan çok daha iyi ve doğru tanımladı Trabzonspor'un misyonunu. Yolu Bodrum Oasis alış veriş merkezine düşen Trabzonsporlulara tavsiye ederim, İmge Kitabevinde Mustafa Beyi bulsunlar; Trabzonsporun misyonu nedir ve vizyonu ne olmalıdır başlıklı bir sohbet serinletici oluyor. 
(Atilla Dilaver)

*************

Vatan mahsun, ben mahsun... 

yahya-sezai1.jpgyahya-sezai-003.jpg

Babamın bir başka İstiklal Harbi dönemi kartpostalı.
Osmanlı İmparatorluğunda 19’uncu yüzyıl sonlarına kadar ne siyasi merkez kurumlarının ne de Müslüman reaya yığınlarının kültüründe "nation" karşılığı "millet" ve "fatherland" karşılığı "vatan" kategorileri/kavramları yoktu. Millet kategorisi biat etmiş dini nüfuslar için kullanılıyordu, "Ermeni milleti", "Yahudi milleti", "Ortodoks Rum milleti" gibi. İnsanlara memleketin neresi diye sorduklarında, bugün hala çok kere olduğu gibi, doğdukları ilçeyi, bölgeyi söylerlerdi, memleketim "of", memleketim "Ergani" gibi. Millet "kelime"sine "nation" karşılığı bir içerik verilmesi, bu kelimenin bu içerikle kullanılması 19'uncu yüzyıl ortalarından öncesine geri götürülemez. Bunun içindir ki "Türk milliyetçiliği"nin tarihi çok yeni ve sığdır. Türkler ya da kendilerini bir "nation"a mensup olmak anlamında Türk sayanlar milliyetçiliği, Osmanlı İmparatorluğu devleti şamar üstüne şamar yiyerek arazilerini ve nüfuslarını kaybederken, Osmanlı devletini yenerek bağımsızlığını kazanan "Sırp", "Helen", "Romen", "Bulgar" milliyetçilerinden öğrenmişlerdir.
Namık Kemal "fatherland" karşılığı olarak "vatan" kelimesinin mucidi sayılabilir. Vatan Yahut Silistre tiyatro oyunu Türkiye siyasi kültüründe bir dönüm noktasıdır. "Arş yiğitler ars vatan imdadına" ve "Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini / Yok mudur kurtaracak bahtı kare maderini" haykırışları onun, Arap emperyalizmine değil, Türkiye devletine adanmış vicdanlara işlemiştir.
Aşağıdaki kartpostalda kafa ve ruh karışıklığımızın temel çelişkisini yansıtan iki resim var duvarda. Biri "Arabistanı" fethederek "Halifeliği" Osmanlı devletine kazandırdığını sandığımız Yavuz Sultan Selim'in, öteki "ilk vatan şairi" Namık Kemal'in resimleri.
Kartpostalın arkasındaki altında imza olan el yazısı dahil yazıları okutmamıştım. Mükemmel eski yazı bilen arkadaşımdan (arkadaşlarımdan) rica ediyorum. Okurlarsa çok sevinirim. 
(Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel)

koseyazarlaari-icin-001.jpg

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.