• BIST 108.394
  • Altın 142,809
  • Dolar 3,5301
  • Euro 4,1252
  • Trabzon 30 °C

Hasan Kurt’un kaleminden Trabzonspor ve siyaset!

Hasan Kurt’un kaleminden Trabzonspor ve siyaset!
Trabzonspor üzerine ahkâm kesen bazı gazeteciler, 2013 yılı Mayıs ayında yapılan kongrede İHO’yu destekleyenlerin derdinin Trabzonspor olmadığını, bu kesimin asıl niyetinin AKP’den ve AKP hükümetinden intikam almak olduğunu yazmış…

İHO’ya, o seçimde oy veren belirli grupların AKP karşıtı oldukları ve ağırlıklı olarak CHP ve MHP’li oldukları doğru. Buna itiraz yok. Ancak;  o seçimde bir Metin Atasoy ve Hakan Kulaçoğlu da vardı. Önemli oranda oy aldılar ve bu oyların büyük bir ekseriyeti CHP’li üyelerin oyları idi. O seçimde MHP’li Trabzonspor delegelerinin büyük ekseriyetinin İHO’ya destek verdiği söylenebilir. Bu destek de AKP karşıtlığından değil başka nedenlerdendi. İHO’ya az da olsa AKP’liler de oy verdi!

Ayrıca; İHO ve ekibi özellikle seçildikten sonra AKP ve hükümetler birlikte hareket etti. İHO’ya maddi ve manevi en büyük desteği AKP verdi. İşadamlarından toplanan milyonlarca lirayı, İHO değil siyasi irade Trabzonspor’a ve dolayısıyla İHO’ya kanalize etti.

İHO, o seçimi vaat ile propaganda ile farklı yollarla kazandı, sonra ne oldu AKP; İHO’yu sahiplendi. İHO da bir AKP’li gibi seçim otobüslerinin üzerinde, mitinglerde vs. yerlerde boy gösterdi, destek aldı.

Trabzonspor genel kurullarını, siyasete endekslemek Trabzonspor’u bilmemek anlamına gelir… Trabzonspor genel kurullarında, etkin olan ağırlıklı olarak gruplardır, ilçelerdir, STÖ’lerdir.

Trabzonspor kongresini siyasal bir ortama çekme, öncelikle Muharrem Usta’nın aleyhinedir. Olayı bu havaya sokmak isteyenler, şimdiden Usta’ya zarar vermektedir.

Çünkü Trabzonspor kongre üyelerinin yüzde 60’ı hatta 70’i muhalefet partilerine oy veren kesimdir. Trabzonspor kongre üyelerinden odun- kömür yardımı alan, kırsalda veya varoşlarda yaşayan, kuran kursu hocası veya talebesi, din görevlisi, memur- sen üyesi vs. yok denecek kadar azdır.

Mayıs 2013’te yapılan genel kurulda, Trabzon’da birkaç grubun 150-200 civarında oyla İHO’yu desteklemeleri siyasi bir hamle değildir. Bu oylar bir pazarlık sonucu İHO’ya gitmiştir. Karşı taraf bu kesime evet deseydi, o kesimin oyu Usta’da idi…

Bugün; dün İHO’ya oy veren bu kesimin yarısı Celil Hekimoğlu ile yarısı da Muharrem Usta ile… Pazarlık yaptılar mı, yapmadılar mı, bilmiyoruz. Ama görüntü bu şekilde!

Özkan Sümer ve çevresindekilerin görüşünü çokları bilir. Sümer, Albayrak yönetiminin danışmanı ve çalışanı idi. Hatta AKP’li bakana bile danışmanlık yaptı. Ekibi İHO’ya destek vermiş olabilir. Ama bugün Usta’ya daha yakın görünüyor.

Serdar Bali, Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması için oluşturulan bir heyetin içinde yer aldı. Açıklama yaptı. Bali, daha sonra İHO’yu destekledi. Şimdi Bali ve ekibine AKP karşıtı diyebilir miyiz.

Diyeceğimiz odur ki, Trabzonspor kongrelerini siyasallaştırdığınızda, işin içine siyaseti soktuğunuzda oradan iyi bir sonuç çıkmaz. Çıkmadığını da yaşadık ve gördük.

Özkan Sümer başkan olduğu dönemde, kendisine ve yönetimine en büyük katkıyı MHP’li Koray Aydın vermişti… Sadri Şener’i Faruk Özak desteklemişti..

Trabzonspor’u siyaset üstü, her siyasi görüşün ortak sevdası ve kulübü olarak görmeliyiz. Kulübü eğer iktidar veya muhalefet bir partiye endekslediğimizde, Trabzonspor’un ölüm fermanına imza atmış oluruz.

 

Git bu şehirden gelme bir daha!

Gazeteci Levent Ustabaşı, Trabzonspor Başkanı Hacıosmanoğlu’nun basın toplantısı sonrası güzel bir değerlendirme yaptı ve Hacıosmanoğlu’na ‘Git bu şehirden gelme bir daha’ dedi.

İşte Levent’in o yorumu;

“Elin oğlu hırsızına sahip çıkıyor. Bizde Hacıosmanoğlu gitsin de bu kulüp batsın diye uğraşıyorlar” diyorsun..

Eee  sen değil miydin;

“Kim olursa olsun hesap verecek” diyerek 2010-2011 sezonu şampiyon başkanı Sadri Şener’i sırf şike davasında avukatlara ödedikleriyle sanık sandalyesine oturtan.

O dönem sana demedik mi; Etme!

Genel Kurul'da hesap sor anladık ama gidip de millete maskara edercesine o sandalyeye oturtma!

Şikeden aklanmış, tek bir leke kulübe sürmemiş, 82 helal puan almış.

Etme!

Millet hırsızına sahip çıkıyor, sen şampiyon başkanı sırf birileri istedi diye veya birilerine inat olsun da ne olursa olsun aymazlığı ile husumet besleyip mahkeme kapılarında süründürmeye çalışıyorsun.

İntikam tutkun kulübümüzün itibarını yerle bir edecek…

Dahası..

Yaptığın vicdana sığmaz!

Yaptığın yürekleri yakar!

Yaptığın Trabzon’a darbedir!

Şike mücadelesine kamburdur!

Bugün de kalkıp, “Vay efendim bana sahip çıkmıyorlar, mağdurum da mağdurum” şekline bürünüp medet umuyorsun.

Samimi ol diyeceğim ama; kendine bile yalan söyleyen birinden bunu talep etmek en amiyane tabirle salaklıktan öteye geçmez!

Senin yolun açık olsun da…

Sana yol verenleri Allah bildiği gibi yapsın..

Ne edeyim..

Ne diyeyim..

Az bordo mavi renklere saygın varsa; git şu şehirden!

Gelme bir daha.’

 

Konuşamıyorsak, bu meseleyi asla çözemeyiz!

Prof. Dr. Yahya Tezel yazdı...

İçimde bir ses, sus ve ölünceye kadar havadan sudan başka bir konuda konuşma diyor.

Ben Müslüman kültür içine doğdum. Kuran'da neler yazdığını ve Peygamberin neler yaptığını bilmeyen Müslüman insanların kültürüne doğdum. Atatürk'ün verdiği fırsatla beynim ilkokul, ortaokul ve lise yıllarında iğfal edilmedi. Gölpınarlı'nın Türkçe Kuran'ını lisede iken satın aldım. Baştan sona okumadım. Kuran’la ilgili ilk hımm duygum, Cambridge'e gittiğimde Koleji'in rahibinin yeni gelen öğrencilere sırayla verdiği bir akşam yemeğinde bana dostça verdiği bir bilgiyi kaynağında denetlediğimde oluştu. Demişti ki adam, Hristiyanlık İslam'la uzlaşır. Çünkü Hristiyan doktrinin temelinde üç kabul vardır. Bunlar Bakire Meryem'in İsa'ya Tanrı'nın (Baba) Kutsal Ruhunu Meryem'e göndermesiyle hamile kaldığı, İsa'nın Çarmıha gerildikten sonra yeniden dirilip göğe yükseldiği kabulleridir. Kuran'ın Meryem suresi Hristiyanlığın bu temel akidesini içerir. Ertesi gün gidip Avery'in İngilizce'ye çevirisini satın aldımdı. Bende hala durur.

İslamın tarihi ile Fatih’ten sonraki devlet geleneğinin Kuran ve Peygamber örneğinden türetilemeyeceğini idrak ettiğimde ciddi bir akademik ilgi ile çalışmaya başladım. 1979-1982 arasında Harvard'da iki eksen üstünde iki buçuk yıl uğraştım. Birinci eksen devlet felsefesi-siyaset felsefesi-siyasi kurumlar tarihi idi. İkinci eksen ise İslam’ın tarihi arka planı ve erken İslam Tarihi idi. 1982'de Türkiye'ye döndüğümde İktisat Tarihi derslerimde dünyanın bu bölgesinde iktisadi tarihi büyük ölçüde etkilemiş olan devlet geleneği vesilesi ile çalışmalarımı öğrencilerime aktardım. Ahmet'i ve Gülbahar'ı öldürmekle tehdit eden telefonlar gelmeye başladı. Ve düşündüm ki Müslümanlar henüz kendi tarihleri ile yüzleşecek olgunluğu kazanmamışlardı. Ders müfredatını değiştirdim. Osmanlı iktisat tarihi anlattım.

Türkiye'nin bir numaralı siyasi tıkanıklığının Müslüman olma ve dine referans yapmayan ceza ve medeni hukuk kurumunu koruma meseleleri arasındaki gerilimden kaynaklandığını düşünmeye başladım. Nilüfer Arıak, Yusuf Arıak gibi 1977-1979 arasında benim CHP'de resmen danışmanlık yapmamı adeta emri vaki ile sağlamış olan arkadaşlarım başta olmak üzere, koyu mason arkadaşlarım dahil bir çok arkadaşım, ya Arıaklar gibi beni aforoz ettiler ya da bana egzantrik adam muamelesi çektiler. Bir İsveçli Protestan rahibin kızı olan Elizabeth ve kocası Haluk Özdalga benimle arkadaşlığı kesen insanlar arasındaydı. Taha Akyol, Mustafa Çalık'ı da sayabilirim. Hiç unutmadığım bir anım, bir İngiliz diplomatın evinde, Kevin Tebbit ki sonra İngiltere'nin Savunma Bakanlığı müsteşarı oldu, yemek sırasında İslamcı siyasetin Türkiye'de demokrasinin önündeki en ciddi sorun olduğunu söylediğimde, Adnan Menderes'in bakanlarından birinin oğlu Mehmed Arif Demirer, herkesin önünde beni küçük düşürürcesine bunun deli saçması olduğunu söylemişti.

Ben İslamiyetle, din olduğu için gerilim yaşamıyorum. Yaşadığım gerilim, Kuran'ın ve Peygamber örneğinin benim insan olarak beni korumasını istediğim medeni ceza hukuku ve medeni hukuk ilkeleriyle ‘ESAS’ta çelişmesinden kaynaklanıyor.

Bir insan, Tanrı buyruğu olduğuna inandığı kitap ya da gelmiş geçmiş en mükemmel insan örneğini oluşturduğuna inandığı Tanrı'nın Temsilcisi Peygamber'i emrediyor diye cinayet işleyemez ya da dindaşlarını cinayet işlemeye teşvik edemez. Bu bir din hürriyeti değildir. Bu bir dini inanç meselesi değildir. Ceza hukuk meselesidir.

Sevgili arkadaşlarım. Önemli bir kısmınız İslamiyet’in fiili tarihi ve doktrin özelliklerine bir bilgi meselesi olarak yaklaşmaktan çekiniyor, hatta korkuyorsunuz. Bütün dünya korkuyor.

Ama korkunun ecele faydası yok. Dünyada bizim dinimiz bize itiraz edenleri, karşı koyanları, bizim irademize teslim olmayanları öldürmemizi emrediyor, bu bizim vazgeçemeyeceğimiz dini vecibemiz, görevimiz; biz öldürürken ölürsek anında Cennet'e gideceğiz diyen milyonlarca genç insan var. Yabancı dil bilen. Avrupa devletlerinin yurttaşı statüsü kazanmış. Modern teknolojiyi mükemmel kullanan.

Dünyanın başı belada derken bunu konuşmak isteğim hem var hem de her an konuşmama kararı alacak gibi hissettiğim şekilde hem de yok.

Kuran ve Peygamber örneğinde "dinin yayılması için şiddet kullanma mubahtır; bu dinin insanlara verdiği hem hak hem görevdir" diyen çok sayıda ayet, çok sayıda hadis var. Ne yapacaksınız bu durum karşısında değerli arkadaşlarım?

Konuşamıyorsak bu meseleyi asla çözemeyeceğiz. Biliyorsunuz değil mi?

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Havaya sıkılan mermi!22 Temmuz 2017 Cumartesi 11:58
  • Adem Keleş Ankara’ya neden gitti?21 Temmuz 2017 Cuma 12:20
  • Metin Kara’nın ambargosu!19 Temmuz 2017 Çarşamba 10:07
  • 14 milyon dolara satılmış!18 Temmuz 2017 Salı 10:16
  • Kemal Kılıçdaroğlu ve Halkların Cumhuriyeti!16 Temmuz 2017 Pazar 13:58
  • Yeni partinin Trabzon ayağı!13 Temmuz 2017 Perşembe 12:02
  • Şana’daki değişim!12 Temmuz 2017 Çarşamba 11:23
  • Şehir hastanesi ölü yatırımdır!10 Temmuz 2017 Pazartesi 12:41
  • Turan Yeşilbaş08 Temmuz 2017 Cumartesi 12:31
  • İşsizliğin panzehiri olacakmış!07 Temmuz 2017 Cuma 13:02
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.