• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • Trabzon 25 °C

Hatayoğlu’nun adayı Atay Aktuğ mu?

Hatayoğlu’nun adayı Atay Aktuğ mu?
Merkezi İstanbul’da bulunan 1967 Trabzonsporlular Derneği’nin Başkanı Alaattin Hatayoğlu, Trabzonspor’da önceki dönemlerde yöneticilik, başkanlık yapanlar ve önümüzdeki kongrede başkan adayı olabilecek isimlerle toplantılar düzenlemeye devam ediyor.

Alaattin Hatayoğlu, dün Uzunkum Otel’de TS eski başkanlarından Atay Aktuğ, eski teknik direktörlerden Ahmet Suat Özyazıcı, eski topçulardan Ali Kemal Denizci ve yöneticilerden Ahmet Çubukçu ile bir araya geldi…

Hatayoğlu’nun organize ettiği toplantıda konuşan Atay Aktuğ, Trabzonspor’un kötü yönetildiğini ve bu gidişle Sebatspor gibi olabileceğini söyledi. Aktuğ, Trabzonspor yönetiminin Yargıtay kararı ile düştüğünü öne sürdü.

Düne kadar konuşmayan, Divan Kurulu Başkanlığını kabul etmeyen, Trabzonspor maçlarına dahi gitmeyen Atay Aktuğ’un, Trabzonspor yönetimini eleştirmesi dikkat çekti. Aktuğ’un başkan adaylığı için sinyal verdiği söyleniyor.

Alaattin Hatayoğlu; daha önce de Muammer Usta, Sebahattin Çakıroğlu, Erol Tuna ve Celil Hekimoğlu ile bir araya gelmişti.

Hatayoğlu’nun dün Uzunkum oteldeki sabah kahvaltısına katılanlar arasında yer alan eski topçulardan Ali Kemal Denizci, kongrede Serdar Bali, Hikmet Onur, Hayrettin Hacısalihoğlu, Süleyman Atal gibi isimlerle birlikte İbrahim Hacıosmanoğlu’nu desteklemişti.

Alattin Hatayoğlu’nun, eski başkan ve yöneticilerle yaptığı toplantıyı, biri veya birileri adına mı yoksa 1967 TS’lular derneği başkanı olarak mı yaptığı öğrenilemedi.

 

Teofilo- Burak kavgası TS’yi şampiyonluktan etti!

Trabzonspor’un 2010-11 sezonunun ilk yarısında kadrosunda bir gol makinesi vardı. Adı da Teofilo idi… Trabzonspor’un o sezon ligin ilk yarısında FB’den 11 puan önde olmasının bir nedeni de Teofilo’nun attığı gollerdi…

Geçenlerde Teofilo’nun o sezon Trabzonspor’dan neden gönderildiğini yazmıştık. TS eski yönetici ve hocasından cevap gelmemişti. Çünkü yazılanlar doğru idi.

Teofilo’nun Trabzonspor’dan gönderilmesinin nedeni Burak Yılmaz ile İngiltere’deki Liverpol maçının devre arasında yaşadıkları kavga idi. Küfür ve yumruklaşmaya kadar varan kavga sonrasında, Trabzonspor teknik direktörü Şenol Güneş ve yönetim Teofilo’yu değil Burak’ı tuttular. Takım içerisinde Selçuk’un başını çektiği ekip de haksız olan Burak’ın yanında yer almıştı.

Ve devre arası bir kılıfına uyduruldu, yok eşi istemiyor, yok aile nedenleri var denilerek Teofilo gönderildi…

2010-11 sezonunun ikinci yarısına FB 11 puan geride başladı.  TS ilk maçlarda puan kaybetmeye başladı. FB de, TS puan kaybedince şikeye başladı. Sonunda FB bir gol averajı ile ligi önde bitirdi. Sonra, şike süreci başladı!

Dün internet sitelerine Teofilo dönüyor şeklinde haberler düştü… Teofilo Avrupa’da İspanya’nın güçlü ekiplerinden Sevilla ile anlaşmış… Trabzonspor’un takım içerisindeki bazı topçuların isteği ve teknik direktör Şenol Güneş’in onayı ile gönderdiği Teofilo’nun gitmesiyle aslında şampiyonluğu ikinci yarı başlamadan kaybetmişti…

TS yıllar önce de 1995-96 sezonunda bir başka olay yaşamıştı. Ligin devre arasında bir yabancı futbolcu transfer edilmek istenmiş ve bu oyuncunun alınması halinde Trabzonspor’un kesin şampiyon olacağı söylenmişti. Ama ne ilginçtir ki o gün de maalesef takımın hocası ve başkan bu transfere yanaşmamıştı. O günün hocasını ve başkanının kim olduğunu da siz bulun…

 

25 senedir elektrik kesilmez mi?

Türkiye’de sık sık yaşanan elektrik ve su kesintileri, vatandaşın çok az bir kısmının tepkisine neden oluyor. Vatandaşın önemli bir bölümü elektrik ve su kesintilerine, iktidarı desteklediği için tepki göstermiyor.

Almanya’da yaşayan yazarımız Sinan Öztürk, hafta arası sosyal medyada Türkiye’deki elektrik ve su kesintileri ile Almanya’yı karşılaştırdı ve şöyle dedi;

“25 senedir, buradayım. La bir kere elektrik ya da su kesilmez mi?

Gazete yazımı yazacağım; gündem o kadar hızlı değişiyor ve o kadar konu oluyor ki, inanın bazen ne yazayım diye düşünüyorum. 1920’li yılların Almanya’sındaki enflasyona benziyor. Maaşını alan memur bakkala yetişemeden parası yüksek enflasyondan dolayı daha yolda eriyordu.

Yani bolluk içinde yokluk buna denir.

Hangi konuya el atsam diğeri küsecek, hangisine el atmasam eksik kalacak. Alın size Türkiye'de bir gazetede köşe yazısı yazmanın sıkıntısını.

Bu da bir mizah işte!

Oysa Almanya'da insan zorlanıyor ne yazayım diye. Aynı tas aynı hamam burada. Her şey oturmuş, yolsuzluk yok, hukuksuzluk yok, (elbette burada da hukuka uymayan şeyler olabiliyor ama bizimle karşılatıracak olursak, devede bir tüy bile değil.) Kaçak saray yok, Fenerbahçe yok, TFF yok, Tayyip yok, havuz yok, küçük çocuklarla boğuşan bir cumhurbaşkanı yok, yalan yok, hile yok, seçim sandıkları çalınmaz…

 25 senedir buradayım la bi kere elektrik kesilmez mi, su kesilmez mi, inanın o da yok. Zaten nükleer enerjiden 2030 yılına kadar tümüyle vazgeçiyorlar bütün santraller kapatılıyor. Zaten bizdeki köşe yazarı sayısının binde biri burada yok.  Durum budur...”

Sinan’ın bu değerlendirmesine Cemal Verep şu karşılığı verdi

“Sinancığım, çok güzel övgüler düzmüşsün Kapitalizme. Sadece kapitalizm olsa dert değil, Almanya gibi emperyalizm aşamasındaki kapitalizm olunca, işin rengi daha bir değişiyor. Kendi ülkelerinde sana o övgü dolu sözleri yazdıracak düzeni kurmak için dünyamızda çekilen ve çekilmekte olan acılardan sorumlu olduğunu da belirtmek gerekir dimi kardeşim. Bunları sen iyi bilirsin.

Eski ve eskimeyen tüfeklerden olan Sinan, Cemal’ın bu eleştirisine sessiz kalmadı ve şöyle dedi: Cemalim; sen de haklısın. Buna itirazım yok elbette. Lakin şöyle de bir durum var: Almanya bana göre "klasik bir kapitalist ülke" değil. Aynı zamanda sosyal devletin, güçler ayrılığının, basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün de çok korunduğu bir ülke. Bunların güvence altına alınması biraz da Almanya'nın geçmişinden aldığı derslerden kaynaklanıyor. Avrupa’da hiçbir ülke Almanya kadar göçmen almıyor. Elbette göçün nedenlerinden birini de Almanya’nın politikaları sonucuna bağlayabiliriz, ama her şey bu kadar basit değil. Vahşi bir kapitalizmden burada söz edemeyiz. Ben gördüğümü, yaşadığımı yazıyorum. Bunları da yapmayabilirdi. Şimdi burada 25 senedir elektrik ve su kesilmiyorsa, valla Türkiye’de kapitalist olsun ve kesilmesin, ne diyelim... Şunu elbette biliyorum; burada bu düzenin korunabilmesinin muhakkak ki bir bedeli var... Türkiye ile karşılaştırılamayacak derecede hukukun, insan haklarının işlediği bir ülke. Ben şunu diyorum: Türkiye 50 yıl sonra bu seviyeye çıkabilirse en büyük devrimini yapmış olur... ‘”

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • YÖNETİMDE HAREKETLİ SAATLER!..24 Temmuz 2017 Pazartesi 13:54
  • TRABZONSPOR’DA SON DURUM!24 Temmuz 2017 Pazartesi 13:17
  • Kalkınma’dan gelen şikayet!23 Temmuz 2017 Pazar 11:00
  • Havaya sıkılan mermi!22 Temmuz 2017 Cumartesi 11:58
  • Adem Keleş Ankara’ya neden gitti?21 Temmuz 2017 Cuma 12:20
  • Metin Kara’nın ambargosu!19 Temmuz 2017 Çarşamba 10:07
  • 14 milyon dolara satılmış!18 Temmuz 2017 Salı 10:16
  • Kemal Kılıçdaroğlu ve Halkların Cumhuriyeti!16 Temmuz 2017 Pazar 13:58
  • Yeni partinin Trabzon ayağı!13 Temmuz 2017 Perşembe 12:02
  • Şana’daki değişim!12 Temmuz 2017 Çarşamba 11:23
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.