• BIST 89.270
  • Altın 146,969
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Trabzon 9 °C

HAYALLERİ ÖRGÜTLEMEK

HAYALLERİ ÖRGÜTLEMEK
Ali Rıza KESKİNALEMDAR

2020 olimpiyatlarının Tokyo’ya “verilmesi” sonrası önümüzdeki “sıcak sonbahar”da ülke gündemi –eğer başka olağandışı gündemler yaratılmazsa- Suriye, Güneydoğu sorunları derken ağırlıklı olarak seçimlerle yoğrulmaya başlayacak.

Olimpiyatlara ev sahipliği yapacak şehrin seçimi sırasında oylamadan İstanbul’un çıkmamasını sırf iktidardaki parti yüzünden istemeyenler, bahis şirketlerinin ülkemize yüksek oranda olasılık yüzdeleri vermeleri de dikkate alındığında, mutlaka terse düşeceklerini pek düşünmüyordu.  “İstanbul’a verirler ama size vermezler” diyenler de “büyük iyimserlik” taşıyanların bu işin sonundaki hüznüne bakıp, hem neden olmadığını sıralarken için için “göbek atacakları tarihî ânı” ıskalamama hem de olur da lafları altında kalırlarsa bırakacakları açık kapının ayrıntılarını kotarma peşinde büyük bir çaba harcamakla meşguldü.

Her zaman olageldiği gibi, olimpiyatların düzenlenmesi işinin ülkemizden çok uzak diyarlara gönderilmesi üzerine “zil takıp oynayanlar” hatta Gençlik ve Spor Bakanı’nın attığı tweette belirttiği üzere “kına stoklarını bitirenler” de dahil ülke muhalefeti bir kez daha karpuz gibi bölünüverdi. Söz konusu kesimde şu kanı yaygındı: “Olimpiyatları da alırlarsa bunları kimse tutamaz”!

Onlara göre, “Olimpiyat oyunlarının düzenlenmesine 7 yıl daha süre vardı ve eğer bu iş ülkemizde yapılsaydı, üzerinden kim bilir kaç seçim, kaç iktidar geçecek; kim öle, kim kala”caktı…

Eleştirinin büyüğü de “bu işleri hükümet adına değil devlet adına kazanıp kaybettiğimiz şeklinde düşünülmesi gereğinin üzerinin örtülmek istenilmesine” yönelikti. Bu bir “gurur” ise, “neden tek başına bunu iktidardaki parti üstlenecekti ki”? Bu “devlet”in, yani herkesin “gururu” olacaktı!

İlk bakışta doğru gibi dursa da, eğrileri muhalefetin kafa karışıklığındaki gel-gitlerin bir yansımasını vermekte… Ülkedeki “değerler aşınması”nın geldiği noktayı da göstermekte aynı zamanda…

Bu “değerler aşınması”,  yakın tarihimizde “anayasa bir kez delinmekle bir şey olmaz” ile çok veciz sözle hız kazanmıştı. Daha önceleri ise birkaç defa aşındırma denemeleri yapılmış; ancak bunlar kanlı ya da kansız “önlenmiş”ti.

“Demokrasinin göz bebeği” olma rolü silahlı kuvvetlerdeydi. “Koruma ve kollama” genelde bazı merkezlerden güdümlense de, “Cumhuriyet’in temel değerlerinin aşınmasını istemeyenler” tarafından “alkışlanma” ve “göreve çağrılma” için hazır kıtaydı. Her “el koyma” sırasında “el koyanlar”a “bizimkiler”  diye dört elle sarılıp sonra yaşanan hayal kırıklıkları hiç bitmemişti; oysa “bizimkiler”in “sin durup cim yazma”sı çok meşhurdu!

11 yıl boyunca iktidardaki partinin temel felsefesinin yönü “Cumhuriyet değerlerini aşındırma” odaklı bulunması, hiç kuşku yok ki, söz konusu değerlere sıkı sıkıya bağlı olan ve 1946’dan bu yana iktidarda yer alamayanların oluşturduğu, geçmişteki “dizginlenebilir iktidarlara" alışkın muhalefeti de darmadağınık hale getirecek noktaya ulaşmasa da içinden çıkılmayacak büyüklükte bir kafa karışıklığı döngüsüne sokmaya yetmekteydi... Bu, esasında ”darmadağınık olmak”tan da beterdi!

Olimpiyat oyunları; resmi 13,5, gayrı resmi 17,5 milyon kişinin (Bizzat Başbakan Erdoğan’ın 6 Nisan 2013 tarihinde İstanbul Gaziosmanpaşa'da katıldığı kentsel dönüşüm töreninde yaptığı konuşmada aktardığı sayıdır) yaşadığı İstanbul’un güneyi Tuzla’dan Silivri’ye kadar adım atacak yer kalmayıncaya kadar betonla doldurulduğundan olsa gerek, orta kuşakta yer alan bölgede hızlanan beton saldırılarına şehrin su ve oksijen kaynaklarını oluşturan kuzeydeki yaşam alanı kuşağına doğru ivme kazandırarak, 2050 yılında 25 milyon olması tahmin edilen şehir nüfusunu 30 yıl öncesine çekmenin aracı haline getirilen acil bir planlama hedefiydi.

Olimpiyat oyunları “alınabilseydi”; “bundan iyisi Şam’da kayısı” olacaktı!

Olamadı. Avuçlarında olduğunu düşündükleri yaklaşık 31 milyar dolarlık ihale “bereketi”, bir sihirbazın abradakabrasına gerek kalmadan uçup gidiverdi.

Kuzeydeki yaşam alanı kuşağı, denizin, ormanın, temiz havanın, yeşilin, kuşların, çiçeklerin, suyun, insanlarla buluştuğu yerdi.

Kent, 150 milyon yolcu kapasiteli devasa 3. havalimanı (Atatürk Havalimanı büyük bir olasılıkla konutlar yapılmak üzere kapatılacağından, neden 3. Havalimanı diye dillendirilmektedir acaba?), 3. Köprü ve çevre yollarıyla katledilen 1.7 milyon ağacı (bir o kadar daha katledilecekler) ile ortadan kaldırılan eko sistemiyle birlikte kalan özelliğini ve güzelliğini kaybetmişti zaten...

Artık Avrupa ve Anadolu yakası olmak üzere mantar gibi bitecek yerleşim yerleriyle birlikte o yerler 2-3 milyonluk nüfuslarıyla, İstanbul içinde yeni İstanbullar olacaktı.

Bu yağma ve talanın sonucu, Anadolu’dan “çiftini çubuğunu satanlardan” tutun paralarını nereye harcayacağını şaşırmış önceden ve sonradan görme zenginlere kadar herkes buralardan yatırım yapma adına arsa ya da bina satın almaya çalışacaktı.

Kent, bu saldırı altında daha da kaotik bir hale dönüşürken, hızla yönetimsel ve yaşamsal anlamdaki bunalımların birbirini izlemesi kaçınılmaz olacaktı...

Olimpiyat oyunlarının “alınamaması” bu süreci belki biraz kesintiye uğratacak ama sonuçta bu kent kendi tabutunda yaşayacak hale gelecek. Belki ranttan, gayrı menkulden yeni yeni zenginler türeyecek ama bön bön bakan mutsuzluklar saçılacak her yana.

2020 Olimpiyat oyunlarını “kaybeden” iktidarın kapıldığı hırsla bu sefer 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın yarı final ve final maçlarını İstanbul’a “aldırmaya” çalışması şaşırtıcı olmamakla birlikte; şike ve dopingin tepe yaptığı ülke sporunda 4 milyon lisansa rağmen lisanslı sporcuların yarısının emekli yani gayrı faal olduğu, futbolunda şikenin cirit attığı, kendi futbol arenasındaki pisliği temizlemeyen böylesi bir ülkenin uluslararası futbol düzenlemesine ev sahipliği yapmasını kim kabul edebilir, tartışmaya gerek bile yok!

Şimdiye kadar “kurtlar sofrası”nda hep meze ya da garnitür olmayı kabullenmiş, ensesine tokat patlatılıp ağzındaki lokmasının alınmasına karşı sessiz kalmış, kendisine gelen zarar karşısında “yeter ki devlete zeval gelmesin” endişesiyle yaşatılmış, hot zotlarla hizaya getirilmeye alıştırılmış, demokrasinin “devlet büyüklerinin” naraları ya da parti liderlerinin efelenmeleri arasında sıkışmış seçim sandığından ibaret olduğu benimsetilmiş, aklına gelenleri dillendirmek istediğinde mutlaka bin kere yutkunması kendisine telkin edilmiş, hak ve adalet arayışında zora düştüğünde de tek çaresinin “öbür dünya” olduğu öğretilmiş, içine kapatılmış, kendisini geliştirmekten ve kuşku duymaktan çok uyuşturulmaya ve uyutulmaya “layık görülmüş”, yetinen ve sorgulayamayan halkın bundan sonra da aynı çizgide yürümeye karşı herhangi bir direncinin olup olmayacağı, oldubittilere eyvallah deyip demeyeceği, gelecekte ülkenin “yazgısı”yla birlikte kendi yazgısını da belirleyecektir elbette.

Olimpiyat oyunlarını spor olarak değil de, “ülkeyi pazarlamakla mükellefiyet” fırsatı olarak kullanmak isteyenlerin kursaklarında kalan ve “kullanamadıkları” yaklaşık 31 milyar dolarlık spor ve alt yapı projesi ihalelerinin hevesi bakalım nereden çıkartılacak? Büyük bir olasılıkla “vaat edilmiş olan ihalelerin” acısı başka projelerin devreye sokulmasıyla İstanbul’a yaşatılacaktır. İstanbul beton paketlerle “pazarlanmaya” devam edecektir.

İktidar tarafından olimpiyat oyunlarının İstanbul’a “taşınmaya” çalışılmasının en büyük kaygılarından biri de hiç kuşku yok ki, son zamanlarda çok sık yinelenen “yerel seçimlerde İstanbul’u alan genel seçimlerde de Türkiye’yi alır”  sözünün gereğine uygun, “İstanbul’u elde tutma” çabalarının bir ürünüydü.

İstanbul’a yapılan yatırım bütün ülkeye yapılmış yatırımdı adeta. Devlet besicilik, dokumacılık, çay ve fındık üreticiliği, vs. gibi katma değeri düşük işlerle uğraşmazdı ama inşaatçılık işiyle bal gibi uğraşabilirdi. Çünkü katma değeri ve istihdamı yanında gözbağcılığı bu kadar yüksek başka bir sektör yoktu!

Mesela Trabzon’un köylerinde yaşayıp fındıktan ve sebze yetiştiriciliğinden başka geliri olmayanlar bile İstanbul’a çakılan her çividen dolayı çok mutlu olabiliyordu. Plansız programsız “büyümelerin” eninde sonunda onulmaz baş ağrıları ortaya çıkıyordu çıkmasına ama “olsun”du: Her şey, “Nerede hareket, orada bereket” şiarıyla biçimlenmeliydi, değil mi?

***

Şimdiye kadar seçim sandığı, siyasi hırslar, palazlanma ve  palazlandırma, semirme ve semirtmenin, yağmalama ve yağmalatmanın dayanılmaz çekiciliğinin karşısında durduğuna inandığım, inşaat mühendisi olmasına karşın çok “müteahhit” havasında görmediğim arkadaşım Aykurt Nuhoğlu’nun 2014 yerel seçimlerinde Kadıköy Belediye Başkanlığı aday adaylığı sırasında kullandığı sloganlardandı “hayallerimizi örgütlüyoruz” sözü. Uzun zamandır bulunduğu siyasette hırsızlıklara, haksızlıklara, yağmaya, talana karşı muhalefet içinde geliştirdiği “Aklımdaki Kadıköy” teması ile sanal ortamda insanlarla kurduğu iletişimi yüz yüze görüşmelerle de hayatın derinliklerine doğru taşırken, hep idealinde yaşattığı kent kültürüne ve onunla oluşacak yeni ama tarihiyle barışık, güzel bir kent yüzünün “hayallerini örgütlediğini” düşünüyorum.

Bu “hayaller”, elbette olimpiyat oyunlarının “alınamamasıyla” birlikte “kaçırılan 31 milyar dolarlık yatırım fırsatı”nın hayallerinden çok farklıdır, diye düşünüyorum. Umarım bu hayaller hayatın “kurtlar sofrası”nda tersine dönmez, değişmez ve dönüşmez.

Bu uğurda yola çıkanların yolu hep açık olsun!

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • GENELKURMAY'DAN İLK AÇIKLAMA!22 Şubat 2015 Pazar 10:40
  • TSK'dan 'Şah Fırat' operasyonu!22 Şubat 2015 Pazar 10:08
  • İstanbul'da kaç Trabzonlu var?13 Şubat 2015 Cuma 14:14
  • O para öğrencilere iade edilecek!12 Şubat 2015 Perşembe 05:49
  • '10 bin lira ver, cevap anahtarını al'03 Şubat 2015 Salı 01:06
  • 2010 öncesi tüm sınavlara inceleme!16 Ocak 2015 Cuma 12:55
  • Canlı bomba Çeçen çıktı!08 Ocak 2015 Perşembe 09:32
  • Dondurucu soğuklar geliyor!04 Ocak 2015 Pazar 14:20
  • Yan bakma cinayeti!02 Ocak 2015 Cuma 09:57
  • Ehliyet alacaklar dikkat!16 Aralık 2014 Salı 17:47
  • YERİN KULAĞI
    • MHP büyüyecekmiş!
    • Meral Akşener’in 17 Nisan iddiası!
    • Trabzon futbolu bitmiş!
    • Koray Aydın’ın ekibi!
    • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
    • Birinci yalnız kaldı!
    • İnternet sitesinin anketi!!
    • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
    • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
    • Evde yatıp para kazanacaklar!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.