• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 17 °C

Hayatta Kalabilmek “Survivor”

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Zor şartlar altında hayatta kalabilenlere “Survivor” deniliyor. Bu kelimeyi son günlerde çok duyuyoruz ama esas anlamı ölümden dönen kimsedir.

Türkiye’de bir yarışma adı altında da yayınlanıyor. Bu yarışma, Türkiye’de ünlü olmak için çok çabalamış ama ismini çok az kişinin bildiği 5-10 kişilik bir ünlüler grubu ve gönüllüler grubu diye karşı grubun yer aldığı iki grup halinde yarışmaların yapıldığı bir komedi. Asıl amaç doğada zor şartlarda ayakta kalabilme mücadelesi olsa da,Türkiye’de ki format tamamen Türkiyelilere göre uyarlanmış. Kavga, geçimsizlik ve dedikodunun tavan yaptığı yarışma programı. Bazen oğlumun ricasıyla izlemek zorunda kaldığım ve sinir harbi verdiğim saçmalık…

Birileri daha zengin olacak, ismi unutulmaya yüz tutmuş ünlümsüler hatırlanacak diye yayında tutulan bir yarışma.

Hep düşünmüşümdür biz Türkler neden hep böyle haybeden gelen ne yediği belirsiz insanlara prim yaptırırız diye... Neden hiç kaliteden yana olmayız. Neden kendini geliştiren, hayatta iyilikler, güzellikler yapan, bilinçli, değerlendirme gücüne sahip, şükretme yetisi olan, derin olabilen, sosyal sınıf, ırk, dil, din ayırımı yapmayan, incitmeyen insanları değil de;  Kaba, özensiz, zevksiz, sakil, görgüsüz, nezaketsiz, kavgayı seven, konuşmasını bilmeyen insanlara prim veririz. Ve kaba insanları da işin komik yanı “doğal” olarak sıfatlandırırız. Neden?

Türk Televizyonlarında son dönemde dizi furyasından çok yarışma programları yayınlanıyor. Bilgiye dayalı, insan aklının ve zekâsının çalışmasını sağlayan programlara amenna; Ama doğruyu işaret edecek programlar yok denecek kadar az maalesef.

Bir de hakaret içeren, saçma sapan bir aile yapısıyla yarışmacı statüsünde olan ve dalga geçilen bir diğer yarışmalar var ki işte bunlar reyting yapanlar. Aslında açık oturumların hali yarışma programlarından çok daha vahim. Ortada sürekli her şeye bağıran bir bayan müsveddesi, ya da kukla gibi oturup sürekli baş sallayan moderator. Bir başka program ise; bu inanın en çok güldüklerimden, sabahları önce zayıflatıp, sonrasında kallavi yemeklerin yapıldığı programlar. Eşlerin birbirine hakaret ettiği saygısız programlar ise cabası. Ya birbirini değersiz gören, küçümseyen gelin-kayınvalidelere ne demeli?

Amaç Türk insanını eğlendirmekmiş. Bu mudur Türk insanı? Türk hakaretten, kabalıktan, aşağılanmaktan, dedikodudan ve hazımsızlıktan mı anlıyor…

Türk insanının ekranına izleyebileceği kaliteyi getirmezsen, onu bir denek gibi ekran karşısında böyle saçmalıklarla oyalarsan, oda kitap yerine seni izlemeyi, ya da ailesiyle geçireceği kaliteli zaman yerine seni tercih ederse, sonuçta sorgulamayan, eleştirmeyen bir takım insanlar türemiş olur. İstediğiniz de; Ekran kurbanları, ekranın köleleri ve beyinleri yıkanmış klonlanmış insanlar değil mi zaten?

Son dönemde Türk olmanın anlamı, Türkiyeli olmak ile yer değiştirince ortaya zaten hayatta kalabilmek için her gün mücadele eden insan modelleri çıktı… Survivor aslında Türkiyelinin ta kendisi.

Sabah evden çıktığında başına nelerin gelebileceğini bilmeden işe giden akşam ya işten atılmış, ya otobüsü arıza yapmış, ya arabasına bir maganda vurmuş, ya da eteği kısa diye tacize uğramış, veyahut başörtüsü yüzünden kınanmış, etnik köken kavgasının ortasına düşmüş, Trafikte belediyenin hafriyat kamyonları ile cebelleşen,   hiç haberi yokken tazyikli su yemiş, biber gazının o acı ve hain darbesiyle karşılaşmış, düşüncesi yüzünden tartaklanmış hatta Suriyeliler tarafından dövülmüş olma ihtimalinin her gün yaşandığı Türkiye ve Türk insanı…

Ekranlar bunlardan bihaber. Her şey güllük gülistanlıkmış gibi hala bizi uyutuyorlar.

İnsanların düşlerini, hayallerin ve doğal olarak ümitlerini çalan televizyon yapımcıları insanlara sadece basit ve kolay programlar dağıtıyorlar. Yani duygudan yoksun kaba, saba ve değeri olmayan abuk sabuk ekran kirliliği sunuyorlar.

Gereksiz zaman kaybından, kendimizi kandırmaktan bir an önce kurtulmalıyız; Dışarıda ki yani ekran dışındaki hayat acımasız ve çok nankör. Kaybedecek zaman yok. Zaman bu depresyondan kurtulma zamanıdır. Zaman bahar ve sonrasında yazdır. Yapılacak o kadar iş var ki. Hadi uyanın uyumayın. Boş verin ekran zenginlerini daha zengin etmeyi. Onların zaten kocaman dağları var. O kadar ki o dağlar sıradan bir sunucuya televizyon kanalı al dediklerinde alabilecek kadar maddi alanda sınırsız insanlar. Bizimle aynı dönemde muhabirlik yapan adamlar Allah tarafından mı yoksa başkaları tarafından mıdır nedir bilinmez, yürü denmiş ve koşmuş kişiler. Geçmişe dönüp programlarını hatta kendilerinin şimdilerde boy gösterdiği programları da izlerseniz ne demek istediğimi daha net anlarsınız. Yani bir yetenek, dahi, nitelikli, kabiliyetli hatta kapasitesi tavan yapmış insanlar değil. Sadece kukla; Ama bugünün ifadesiyle “güçlü” yani paralı kuklalar.

Türkiye haybeden para kazananla emeğinin karşılığını alamayan insanlar arasında sıkışmış kalmış bir yer. En acısı nedir bilir misiniz? Bir tarafta yıllarca emek vererek en iyi okullarda topluma, kendisine ve ailesine faydalı birer vatandaş olsun diye okuttuğumuz, ahlaklı, iyi nitelikleri, güzel huylu ve güzel davranışlı olmasını istediğimiz çocuklarımız, diğer tarafta güçlü (paralı) babaların yine güçlü olacak evlatları. Onların çocukları için zeka, iyi okul, iyi eğitim, düzgün insan, seviyeli insan, toplumun değerlerine sahip çıkmak çok önemli değil. Çünkü o güçlü ve onun bir sürü kuklaları var. Ve ne isterse, ne derse zaten olur. O yüzden de zorluklar için mücadele etmesi gerekmez.

 

 

    

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.