• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • Trabzon 24 °C

HAZIR ELİNİZ DEĞMİŞKEN!

Ali Rıza Keskinalemdar

Ali Rıza KESKİNALEMDAR

1984 yılının sonlarında havalimanının altındaki tesisleri açıldığında, Trabzonspor Futbol Takımı’nın Süper Lig’deki 6. ve son şampiyonluğunun üzerinden 6 ay kadar geçmişti.

Trabzonspor, Süper Lig’deki 10 yıllık varlığına 6 şampiyonluğu sığdırırken, kulüp binasının bulunduğu yerde, bir futbol sahasının beşte biri kadar büyüklükte bile olmayan beton sertliğindeki Ziya Bey Sahası dışında antrenman yapacak sahası yoktu.

İşin ilginç tarafı, modern tesislerine kavuştuktan sonraki 29 yıl içinde Trabzonspor’un şampiyonluğu yaşayamaması dışında alt yapıdan bir elin parmağı kadar da oyuncu yetiştirememiş olmasıdır.

Şimdi Trabzonspor için yeni bir dönemin başlangıcındayız. Yaklaşık 7 yıldır bazen Trabzonspor başkanlığı seçimlerine çoğu zaman da iktidarın birkaç seçim yatırımına malzeme olan Akyazı Tesisleri ‘nin temeli pazar günü atıldı.

Temel atma töreninde Başbakan ve özellikle Trabzonspor Başkanı’nın yaptığı konuşmaların içeriği ile kritiklerimizi şimdilik bu yazının dışında tutarak başka konulara değinelim.

Akyazı’da asılan tabelada, işin adı olarak “Trabzon Akyazı 40,000 Seyirci Kapasiteli Stadyum ve Spor Tesisleri İnşaatı İşi”, işin miktarı olarak “193,061,000 TL + KDV”, Yer teslim tarihi olarak “28.06.2013”, işin süresi olarak da “700 Gün” yazılmış.

(“61” simgesi iliklerimize kadar işlemiş; baksanıza ihale bedelinde bile mutlaka “61” var, tıpkı stadın kapasitesinin sonuna da “61” eklenmeye çalışılması gibi… Stadın kapasitesi 40,061 mi olsun, 41,061 mi olsun tartışmaları başladı. Bence hazır eliniz değmişken, yapacaksanız 61,061 kapasiteli olsun; nasıl olsa Başbakan “40,061 kapasiteyi yapan 41,061’i de yapar” dediğine göre, sorun olmaz.)

Yüklenici firmalar, dolgu alanını 28.06.2013 tarihinde teslim almışlar ve yaklaşık olarak da iki yılda (proje tanıtımda bitiş tarihi 29.05.2015) tamamlamaları gerekiyor. Kısaca, stadın bitirilme tarihi en iyimser 2015 yılının haziran ayı olarak görülüyor. Bu durum gerçekleşirse Trabzonspor maçlarını ancak 2015-2016 sezonunda yeni statta oynayabilecek.

Akyazı dolgu alanında yapılacak stat ve Trabzonspor kamp tesislerinin maliyeti 230 milyon TL olarak açıklandı. Açıklandı açıklanmasına da bu maliyetin içinde nelerin yer aldığı hala çok net değil.

Mesela proje tanıtımında stat, İl Gençlik Spor Merkezi binaları, kamp eğitim merkezi binaları, 2 adet 68 m. X 105 m. boyutunda çim saha, 5 adet 60 m. X 90 m. boyutunda halı saha yanında bu bölgeye gelişler için yan yol ve raylı sistemin de içinde olacağı alanın arsası 418 dönüm olarak gösterilmiş… Dolgu alanın yaklaşık 800 dönüm olduğu düşünülürse, kalan 400 dönüm kadar alanın ne olacağını ve 230 milyonluk maliyetin tam olarak hangi harcamalar için bütçelendiğini anlamak, eldeki bilgilerle zor görünüyor.

Kaygananın kaç yumurtadan yapıldığı bize sorulmadığı ve yerel çevresel oluşumların hiçbirinde görüş alınma gereği duyulmadığına göre nasıl ki dolgusunun doğru olup olmadığı tartışmasına görüşlerimiz konu edilmediyse bu projede de nelerin, nasıl yer alması konusunun da sorulmamasını “olağan” sayıp, hayal kurmaya başlayalım.

Hazır bu ülkede mevcut iktidar tarafından “her hayalin gerçek olma” olasılığının çıtası çok yükseltilmişken…

***

Akyazı Projesi’nde şimdiye kadar benim gördüğüm dört değişik sunum oldu.

Dolgu başlamada önce Karayolları tarafındaki dönel kavşağa asılan afişte de yer alan helikopterli proje resminde tam aralanmış bir istiridye kabuğunu andıran oval görünümlü bir stat ve önünde geniş bir kruvaziyer limanı yer alıyordu.

İkincisinde stat yuvarlaktı ve fabrika bacaları gibi yüksek binalar vardı.

Üçüncü resimde stat 30’luk karton yumurta kutularını andırır şekilde tasarlanmıştı ve çevresinde lunaparka benzeyen eğlence merkezi yanında ayrıca palet şeklinde bir yat limanı bulunuyordu.

Son gördüğüm proje resimde ise stat aynı olmakla birlikte bu kez yat limanının yerinde düz ve geniş bir kumsal yapılmıştı.

***

Yat limanı projesi hoşuma gitmişti doğrusu. Mevcut iktidarın “yarattığı nimetlerle” iyice zenginleşen esnaf, tüccar, sanayici ve iş adamları özellikle yaz bahar aylarında deniz kenarındaki villalarından çıkıp yat limanındaki teknelerine gelecekler ve sosyal tesislerde vakit geçirip yemek yedikten, çocukları, torunları lunaparkta vakit geçirdikten sonra maça gidecek, sonra yatlarında dostlarıyla eğlenmeye devam edeceklerdi.

Bilet fiyatları neredeyse bir paket sigara parasına düşürüldüğü halde Avni Aker’in tribünlerinin yarısını bile doldurmakta güçlük çeken taraftarlar, Başbakan’ın talimatını da unutmadan, yat limanlı, lunaparklı yeni sosyete yerinden kim bilir ne dedikodular çıkar umuduyla yeni stadı dolduracaklardı.     

15 günde bir maç oynanan yeri canlı tutmak kolay değildi elbette. Bu nedenle yat limanı yapılırken tıpkı Yalıkavak’ta olduğu gibi çevresine yurt dışındaki ünlü markaların da bulunduğu mağazalar ile yine çok ünlü restoranların serpiştirilmesi sonucu yaratılacak şık ve bohem bir havanın atlanmaması beklenir. Gıda, yapı ve teknoloji marketleri de arka planları süsleyen müşteri çekici unsurlar olarak düşünülebilir hiç kuşkusuz.

Kulağımıza geldiği kadarıyla dolgu alanının batı tarafında yapılmasında belediyenin ısrarcı olduğu otogar çok banal kalır, değil mi? Dahası böyle bir hayal projeye fazlasıylaavam kaçmaz mı? Trabzon’un elde kalan en güzel koyunu hadi doldururken kantarın topuzunu kaçırdınız diyelim, bari daha güzel şeyler için kullanın.

Otogardan vazgeçseniz de hazır eliniz değmişken, şu delme-doldurma işinde müthiş uzman olunduğu bir dönemde hayırlı bir işe daha imza atsanız, nasıl olurdu acaba?  

Mesela yat limanının tam karşısına dolgu alanı kadar bir ada kurulması ne hoş olur değil mi? Hem dalgakıran görevi görürdü hem de akşamları ışıl ışıl süslerdi şehri. Yıllardır hayıflanıp durmuşumdur, Trabzon’un niye şöyle sahile yakın 3-5 irili ufaklı adası yok diye! Fırsat bu fırsat, hazır her şeye muktedir, dağları delme, denizleri tüple geçme, uçan kaçan yol ve denizlere havaalanı yapma ustası bir iktidar baştayken, bu hayalin de gerçeğe dönüşmemesi için bir neden var mı?

Üstelik Hacıbeşir’de “dolgu alanını kirlettikleri” için kayıkhaneleri yıkılan balıkçılara da başka “ekmek kapıları” açılmış olurdu.

Ne demişti şair Yahya Kemal Beyatlı: “İnsan, âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar!

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.