• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Trabzon 28 °C

HDP ve SİYASAL GÜNDEM

Ö. Faruk Altuntaş

   Türkiye’nin dört bir yanında, bir merkezden kontrol edildiği belli olan HDP’ye yönelik saldırılar çeşitli yönleri ile tartışılıyor.

         Öncelikle belirtmek gerekir ki, diğer partilerin kullanabildiği seçim çalışması yapma ve kendini anlatma hakkının, bir devlet politikası olarak HDP’ye çok görülmesi “çok manidar”. Bu durum, hukuka uygun değildir; demokratik ilkelere uygun değildir; siyasal hak ve özgürlüklere uygun değildir; adalet düşüncesine ve kamuoyu vicdanına uygun değildir; toplumun birliğine ve dirliğine uygun değildir.

         Saldırıların sürmesi seçimlerin meşruiyetini de tartışılır duruma getirecektir. Özellikle Fethiye’de olduğu gibi, parti tabelasının mülki amir ve yerel yöneticilerin katılım ve talimatıyla itfaiye aracı kullanılarak indirilmesi, uzun yıllar unutulmayacak siyasal bir skandal olarak tarihe geçti bile.

                                                          ×××

         Resmi destekli saldırıların HDP’ye yönelmesi kuşkusuz nedensiz değil. HDP, ortaya koyduğu potansiyel ile bu düzeninin egemenlerinde şimdiden ürküntü yarattı. Aslı astarı olmayan iddialara dayalı kara propaganda ile HDP, vatandaşın gözünde değersizleştirilmek ve düşmanlaştırılmak isteniyor.

         Yanlış kanaatlerin önüne geçmek için HDP’nin dört başat özelliğinin altını çizmek gerekiyor:

         HDP’nin bir temel özelliği, savaşa karşı barışı savunmasıdır. Toplumsal sorunların savaşarak ve silah kullanılarak değil, demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümünü savunur, şiddet kullanımına karşı durur.

         HDP’nin bir diğer temel özelliği, başta Türkler ve Kürtler olmak üzere, çeşitli yönleriyle farklı olan halkların eşit ve özgür olarak bir arada yaşamasını savunur. Bu yönüyle HDP, ırkçıların ve şoven milliyetçilerin yaptıklarının tersine, bölücülüğe karşıdır. Bu yönüyle, Kürt siyasi hareketinin Türkiyelileşmesinin önünü açacaktır.

         HDP’nin bir diğer temel özelliği, gerçek demokrasiyi, yani doğrudan demokrasiyi, katılımcı demokrasiyi savunmasıdır. Bunun için yerel yönetimlerin güçlendirilmesini ve özerkliğini savunur. Bütün demokratik dünyanın kabul ettiği gibi, merkezi yönetimin yetkilerinin azaltılıp, yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılmasının demokrasinin gereği olduğunu savunur.

         HDP’nin sistemin efendilerine korku veren bir diğer temel özelliği, bütün ezilenlerin, emekçilerin, LGBT bireylerin ve ekolojistlerin ortak mücadelesini savunmasıdır. Etnik kimliğinden, inancından, kültüründen, cinsiyetinden ve cinsel yöneliminden dolayı ezilen ve hor görülenleri, kısaca toplumun üvey evlat muamelesi gören tüm kesimlerinin ezilmişliğine son vermeyi, herkesin eşit ve özgür yaşamasını amaçlar. Kadınların erkeklerle eşitliğini savunur, bütün parti kademelerinde kadın ve erkeklerin eşit temsilini öngörür.

         Kısaca ifade etmek gerekirse HDP, sömürüden ve savaştan beslenenlerin bütün ezberlerini bozmakta olduğu için saldırıya uğramaktadır.

                                                          ×××

         HDP’ye yönelik saldırıların zaman zaman linçe dönüşmesinin çirkinliğinden daha çirkini, bu saldırıların iktidar ve muhalefet partilerince kınanmaması ve suskunlukla karşılanıp onaylanmasıdır. İktidar ve muhalefet dilsiz şeytan kesilmiş gibidir. Bu tutum, çok düşündürücüdür ve HDP çatısı altında seçime giren farklı kesimlerce unutulmayacaktır.

         Bu çirkin ve tehlikeli tutum, majestelerinin iktidarıyla, majestelerinin muhalefeti arasında özde fazla bir fark olmadığını, bu partilerin sadece kendilerine demokrat olduklarını açıkça ortaya koyuyor.

         Ancak halk nezdinde durum farklı. Birbiri peşi sıra toprağa koyduğumuz Berkin Elvan’ın, Burak Can Karamanoğlu’nun ve Ahmet Küçüktağ’ın babalarının yaptığı açıklamalar, halkın, çatışma değil barış istediğini gösteriyor.

         Berkin Elvan, Gezi direnişinde polisin attığı gaz fişeğiyle yaralanmıştı, ancak 269 gün direnebildi ve öldü. Burak Can, Berkin’i uğurlayan kalabalığı gece yarısı protesto eden grubun yanında iken “karanlıktan gelen” bir kurşunla öldürüldü. Polis memuru Ahmet, Tunceli’de düzenlenen gösterileri bastırmaya çalışırken aracın içinde kalp krizi geçirerek öldü.

         Bu çocukların / gençlerin babaları, birbirlerine başsağlığı dileyerek aynı şeyi söylediler: O da benim evladımdır.

         Toplumu çatıştırarak, düşmanlaştırarak ve birbirine kırdırarak ürettikleri kontrollü şiddeti, toplumu yönetme biçimi olarak kullanan egemenlerin oyununu, halkın barıştan yana bu tutumu yenecektir.

         HDP, barıştan yana bu tutumun ısrarlı izleyicisi olacak ve ödünsüz biçimde barışı savunacaktır. HDP’ye yönelik saldırıların da asıl nedeni barıştan yana bu tutumdur.

       

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.