• BIST 97.886
  • Altın 276,346
  • Dolar 5,8286
  • Euro 6,4899
  • Trabzon 17 °C

HER DİŞİ KADIN MIDIR?

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Bir varmış, Bir yokmuş; Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde. Bir ülkede çok mutlu, huzurlu ve barış içinde yaşayan kadınlar varmış…

Bir hikâyenin, bir kitabın ya da bir yazının en önemli cümlesi giriş bölümüdür. O cümle yazının anlamı ve ana düşüncesini oluşturur.

Ben bugünkü yazımı tüm kadınlara ithaf ediyorum.

Geçmişten hafızamızda kalan ve zihinde yeniden kendini gösteren her şey anıdır.

Zihinsel görüntülerimiz hafızamızda tasarladıklarımızdır.

Bu belki bir anı, belki bir hayaldir.

Bugün geçmişteki hayallerimi yeniden yaşadım. Hep ya Banu Avar, ya Nursun Erel, ya da Nur Batur olmak isterdim. Yurt dışına gidip orada röportajlar yapmak, ya da savaş muhabiri olmak isterdim. Bazen Atina’dan, Washington’dan… bildirmek, bazen de Afganistan’daki kara gözlü çocukların dili olmak isterdim. O güçlü kadınları hep sevdim. Ruhlarını, akıllarını ve kadına dair savaşlarını sevdim.

Bellekte sakladığımız fikirlerimiz, hayallerimiz ve izlenimlerimiz bazen tedirginlik, bazen sıkıntı, bazen pişmanlık bazen de Victor Hugo’nun dediği gibi “Gölgede uyuyan sensin ey kutsal anı” duygusunu yaşatır.

Anılarımız surlarla çevrili bir kent gibi. Bazen onarılsalar da siluet hep aynı kalıyor.

Ben kahramanım olarak seçtiğim bu üç kadından ikisiyle tanışma şerefine eriştim. Nursun Erel’le iki röportaj yapma sevinci ve kadınsı hallerden konuşma samimiyeti bana Nursun Hanımın aslında kahramandan çok bir kadın olduğunu gösterdi. Nur Batur Hanımla da Kadıköy Kent Konseyinin düzenlediği “Emekçi Kadınlar Günü” etkinliğinde tanıştım. Bir armağan almışçasına çok mutlu oldum.

Ama ikisi de kadındı. İdol değil. Fakat bizim camiada önemli yerleri olan saygı duyulası kadınlardı.

O gün yine beni çok etkileyen ve söylediği her kelimenin altı çizilesi bir kadınla daha tanıştım. Adı Nimet Erenler Gülkökü. Kendisi bir sosyolog ve aynı zamanda bir yazar.

Her kadın bir dişidir. Ama her dişi, bir kadın değildir sözü beni düşündürdü.

Kadın konusunda yaşadığım zihinsel stresim daha da arttı.

Dişi masumiyetten uzak olmaktır. Çekinmeyen aksine çekici olan kadındır.

Dişi olmak cinsiyet meselesidir. Kadın olmak ise şahsiyet meselesidir. Her ne kadar kadının şahsiyeti ayaklar altına alınmaya çalışılsa da o kadar kolay bir mesele değil bu mesele.

Kadın, düşünebilendir diğeri ise düşünmeden eyleme geçendir.

Bir yerde okumuştum o cümleler geldi aklıma. İşte tamda kadın sıfatını anlatacak bir yazı. Dağların yücesine kar yağar diye kadına “kocanın karı” demişler. Siz şimdi evlenenlerin karı-koca olmasına aldanmayın. Aslı koca ve onun karı olmalıdır. Yani adam yüce bir dağ olmalıdır. Kadın ise kar gibi pak, temiz ve masum olmalıdır. Bir ömür boyu süsü olmalıdır kadının örtmeli, açmamalı. Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, ne kadar yüce olursa olsun yarım gözükür.

O yüzden Refik ve Refika olmuş kar ve koca.

Düşünmek bu yüzden işte çok zor bir iş; Çok meşakkatli ve çok sıkıntılı hatta çok kaygı verici bir iş.

Çözüm üretmesi gerekir düşünen insanın.

Arayıp bir yol bulması gerekir.

O kadar çok başlık kullandı ki Nimet Erenler Gülkökü hepsi altı çizilesi önem arz eden başlıklardı. Ve düşündüm. Ortaya bu yazı çıktı. Bu Emekçi kadınlar gününde.

***

Kader dediğimiz şey bence bir yazılım ve bu yazılımda bizlere kadın olma sıfatı düştü. Var olan bu düzende kadın denilen varlık maalesef, Elinin hamuruyla erkek işine karışma denilendir. Eksik etektir. Kadın zayıftır ama analar kuvvetlidir denilerek ana yapılmaya zorlanandır. Kadının karnından çocuğu sırtından sopayı eksik etmeyeceksin gibi nice ayrıştırıcı söze maruz kalandır kadın.

Elinin hamuruyla erkek işine karışma sözü bugünleri anlatan en özlü söz öbeğidir. Bir hikayesi olsa da hikayesinden farklı manada kullanılan bu cümle kadınların erkeklerin işlerine karışmaması gerektiğini anlatır. Hatta ikaz eder ve kadınları beceriksiz olarak yaftalar.

Kadınlar bugünlerde sürekli lekeleniyor, kirleniyor, yaralanıyor ve öldürülüyor.

Kadınlar incinen gururunun ve ruhunun etkilerini kimseye anlatamıyor. Anlatsa da umursayan yok.

Kadının hayatı tek kişilik değil maalesef. Hayatında var olanlar da kadını çoğunlukla inciten oluyor.

Bizler çocukluğumuzdan beri bize tanımlanan rolleri oynuyoruz. Hatta farkında olmadan oynuyoruz. Büyükleri say, küçükleri sev. Anne, babanın, mahallenin, dinin, siyasilerin istediği karaktere uygun biri ol. Bu oyun içinde görevin iyi bir koca bul. Kocanın sözünden dışarı çıkma. Her istediğini yap. Bolca çocuk yap. Sorgulama. Rızkını Allah verir. Kocana teslimiyetini unutma. Allah seni yakar. Kocaya laf denmez…

Gözümden iki damla yaş aktı biri senin için kadın, bir diğeri ise yine başka bir kadın için… Yani tüm kadınlar için.

Hayattaysanız. Dayak yememmişseniz. İncinmemişseniz. Tecavüze uğramamışsanız. Mahalle baskısına maruz kalmamışsanız; Aşağılanmıyorsanız, uydurulmuş din ile aldatılmıyorsanız ve hala ayakta ve sağlıklıysanız ne olur kendinize iyi bakın.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.