• BIST 93.616
  • Altın 209,593
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Trabzon 10 °C

HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK

Gürsel ÖZGÜR

‘’Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi’’ sözüyle sağlığın önemini Sultan Süleyman’da ifade etmişti. Maalesef ne zaman hastalanırsak o zaman aklımıza geliyor hayat mücadelesinden uzaklaşarak… Hayatın hızlı akışında sağlığımızı hep ihmal ediyoruz. Belki de ‘’ Tehlikenin büyüklüğü yakınlığı ile ilgilidir’’ deyimine kanıyoruz, hep uzakta sanıyoruz ama hiç kendimize ve etrafımıza konduramıyoruz. Aslında ölümlü olduğunu bilen tek canlı ( biz öyle biliyoruz, belki hayvanlar da farkındadır, nitekim bazı hayvanların öleceği zaman hissederek ortamdan uzaklaştığı da gözlemlenen bir durum) olan insan muhtemelen psikolojisinin de gereği hep kendinden uzak hissediyor. Tabii ki doğrusu da budur, ama ihmal etmemek kaydı ile… 
Aşırı ihtiras sahibi, kindar ve kibirli insanlar keşke ‘’dün sizin gibiydik, yarın bizim gibi olacaksınız’’ yazılarının olduğu mezarlıklara arada sırada uğrasa ve okusa… Hiç kimse vazgeçilmez olduğu gibi, haksız kazanım ve ihtirasın da anlamsız olduğu aşikârdır.
Sanırım, modernleşme ve neoliberalizm (parasalcılık) ile beraber maddi kazanım hırs ve öğretisinin manevi duyguları bu kadar örselediği dönem olmamıştır. Maalesef bu kavga içerisinde insanların sağlıklarının da maddi kazanımlara alet edindiği bir dönemdeyiz. Ne yapmalı? 
Televizyonlarda doktorlar tartışırken ‘’biz bu halkı hep kandırdık, bir gün şöyle, öbür gün böyle dedik’’ derken esasında çaresizliklerini de yansıtıyorlardı. Yani her alanda kargaşa, uyumsuzluk ve güvensizlik hâkim.
O zaman Mevlana’nın 7 öğüdüne kulak vermeli. Bana göre en önemli ikisini yazayım. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. Dünya malı dünyada kalır, aşırı ihtiras sahibi olmadan sağlıklı yaşamaya ve mutlu olmaya bakın.
SOSYAL DEMOKRASİ
Sosyal Demokrasinin bağlayıcı ve açık bir tanımı yok, kalıplaşmış bir ideoloji olmayıp, gelişen ve yaşayan değişimci bir ideolojidir. İnsanın temel hak ve özgürlükleri temelinde yükselen bir anlayıştır. Özgürlük, eşitlik, adalet ve dayanışma olmazsa olmazıdır.
Ülkemizde bu anlayışta Siyasi Parti var mıdır? Her Partinin içinde az, çok kısmen vardır diye düşünüyorum. Katılımcı Demokrasinin yani üyelerinin söz sahibi olduğu bir partinin varlığından söz etmemiz çok olası değil. Bu aksak demokrasinin asıl nedeni, yetki sahiplerinin yetkilerini kullanamaması, iktidarını her ne pahasına olursa olsun sürdürme telaşı ve kaygısındandır.
En zararlı yönetici tipi; yetkisini kullanmaktan imtina eden, korkan ve sorumluluk alma iradesinde olmayan, tabiri caizse suya sabuna dokunmayan bir yapıdaki insandır. Çok var, dediğinizi duyar gibiyim. Bunlarla bir yere varılamaz, en kısa zamanda miatları tamamlatılmalı ve uzaklaştırılmalıdır. Bazen anlaşılması için yaşanmışlıklardan örnekler vermek zorunda kalıyorum, bundan muradım kendime pay çıkarmak kesinlikle değildir.
Elazığ Maden’de kara ve demiryolu güvenliğinden belli sınırlar dâhilinde sorumlu Bölük Komutanıyım. Askerlerim tepelerde, yol güvenliğini gece gündüz sağlıyoruz. Mevzileri gezdiğimde bir konu çok dikkatimi çekti, üzüldüm ve hemen kafamdan çözüm ürettim. Askerlerim uzun zamandır konserve ile besleniyorlardı. Tabur Komutanıma bir hafta sonra; askerlerin sağlıksız beslendiklerini ve üs bölgesinde ne yeniyorsa mevzilerde de sıcak aynı yemeğin yenmesi gerektiğini ve bunun için kantin gelirinden büyük yemek termoslarının alınması gerektiğini ilettim. Sağlık, moral, motivasyon açısından faydalarını anlattım, ilave yük olarak fazla araç hareketi olacaktı ama buna değerdi, hemen kabul etti ve derhal satın alındı. Uzun süredir konserve yiyen askerlerimin sıcak yemeğe kavuşmaları sonrasında bana bakışları ışıl ışıl olmuştu. Mutluluğu tarif et deseler bu bakışları tarif ederdim, akıllarında bedelli askerlik olmayan fedakâr vatan evlatlarına faydam dokunmuştu ya dünyalara bedel duyguydu benim için.
Yöneticiliği hep böyle düşündüm; sorunun değil çözümün parçası olan, sevgi ve saygıyı egemen kılan, yetkisini cesurca kullanan, sorumluluğu en üst düzeyde hisseden, menfaat gözetmeyen ve insanlara üstten bakmayan bir anlayışı ilke edinmiş insan. Sosyal demokrat böyle olmalıdır, hangi partide var, olması gerekende ne kadar, farklı ideoloji partisinde ne kadar var bilemiyorum. Kısaca insani yaşam koşullarının artırılması partilerin hedefi olmalıdır. Parti tutmak takım tutmak değildir. Dolayısı ile yanlış nerede varsa özgürce ifade edilebilmelidir ve çürük yumurtalar her ne pahasına olursa olsun ayıklanmalıdır. 
Yalnızca kendi için çalışan ve sözde toplumcu geçinen, yetkisini kullanamayan, sorumluluk alamayan, çözüm üretemeyen ve âdeta işgal ettiği koltuğu temsilden son derece uzak, siyasetçi profili hızla artarken, sessiz çoğunluğun ise daha hızlı arttığını görmemek mümkün değil. Sessiz çoğunluğun, bu zülfü yâre dokunmadan varlığını sürdüren niteliksiz yöneticilere yol verme zamanı gelmiştir. Halk ayaklanması(sessiz nitelikli çoğunluğun uyanması anlamında) yakındır, liyakatin ağızlara pelesenk edildiği ama aslında hiç dikkate alınmadığı dönem bitmiştir, hazırlıklı olun!
Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ölüm yıldönümünde saygı ve özlemle anıyorum, tek çare Atatürkçülüğün anlaşılarak uygulanmasındadır.
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.