• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Trabzon 27 °C

Her yeni yönetim sil baştan yapıyor

Her yeni yönetim sil baştan yapıyor
Hayrettin Hacısalihoğlu: Bizim en büyük yanlışımız taş üstüne taş koyma alışkanlığımızın olmaması

Röportaj: Fatma YAVUZ

Her Trabzonlu gibi küçük yaştan itibaren futbolla ilgilenen Hacısalihoğlu, bu işin yöneticilik tarafına ağırlık verdi. Hacısalihoğlu, Trabzonspor’da yapılan en büyük yanlışın, taş taş üzerine koymamak olduğunu belirterek, ‘Gelen her yeni yönetim önceki yönetimleri yok sayıyor, sil baştan yeniden yapmaya çalışıyor. Onun için de gelişme olmuyor’ dedi.

Siz futbolculuğunuzla değil de daha çok yöneticilik tarafınızla biliniyorsunuz. Trabzonspor’da yöneticilik hayatınız ne zaman ve nasıl başladı?

Hacısalihoğlu: Bizim gençliğimizde Trabzon’da amatör olarak futbol oynamayan hiç kimse yoktu. Ben de İdmanocağı’nda bir süre futbol oynadım. Futbol oynarken de o dönemin yöneticilerini izlerdik. Onları model alırdık. Futbolda çok kabiliyetli olmadığımız için yöneticilik tarafı daha cazip geldi ve o yolda devam ettik. Çok genç yaşta Trabzonspor’da yönetici oldum. Sınıf arkadaşlarım Şenol, Turgay, Necati, Kadir, Serdar Trabzonspor’da futbol oynarken ben onlara genel kaptanlık yaptım. Bu çok az kişinin yaşayabileceği bir durumdur. Bizim de böyle bir şansımız oldu. Bedenen ve ruhen hep Trabzonspor’la ilgili olduk.  Daha sonraki yıllarda da Trabzonspor’da Mehmet Ali Yılmaz ile 2 dönem, Mazhar Afacan ve Sadri Şener başkanlıklarındaki yönetimlerde görev yaptım. İlk yöneticiliğe başladığım günden itibaren görevde olsam da olmasam da hep kulübün içerisinde oldum. Yönetimlerin oluşması, kulübün etkinliklerinde aktif oldum.

 

 

İstanbul modeli tercih edilince!

1985 yılındaki son şampiyonluktan sonra Trabzonspor’da şampiyonluklar zora sokuldu. Sizce bu duruma nasıl gelindi?

Hacısalihoğlu: Trabzonspor nasıl üst üste şampiyon oldu? Trabzonspor dünya yıldızlarını transfer ederek şampiyon olmadı. Kendi yıldızlarını kendisi yaratarak, kendi çocuklarından kadrolar kurarak bu başarıları elde etti. Ama daha sonra bu yol terk edildi. İstanbul takımlarının modeli benimsendi. Özellikle yabancı oyuncularla başlayan bir transfer furyası oluştu. Bu Trabzonspor’u hem ekonomik olarak zora soktu hem de sportif olarak başarılı olamadı. Bundan başka ve bana göre asıl önemli olan, dünyada futbol sektörü değişti. Sportif futbol endüstriyel futbola dönüştü. Bunu da Türkiye’de maalesef hiçbir takım tam olarak kavrayamadı, uygulayamadı. Biz hala bazı futbolcular için, ‘bu bizim sembolümüz, yıldızımız’ gibi söylemlerde bulunuyoruz. Oysa dünyada hiçbir futbol kulübünde böyle bir şey yok. Ekonomik değerler ön planda, hangi oyuncuya değerinden fazla veren bir müşteri bulursa onu elinden çıkarıyor, yerine başka oyuncular alıyor. Bir futbolcu transfer edilirken onun tanıtımından ziyade ondan kazanılacak maddi imkanlar değerlendiriliyor.

 

1996, 2005 ve 2011 şampiyonlukları!

Hacısalihoğlu: Hem Trabzonspor 30 yıldır şampiyon olmadı diyoruz, bir yandan da 2011’de Fenerbahçe kupamız çaldı diyoruz. Trabzonspor camiası maalesef eski yönetim ve yöneticileri eleştirirken hep aynı şeyi söylüyor; ‘30 yıldır bir başarı yakalamadık.’ Hemen ardından da “2011’deki şampiyonluk kupamızı vermediler” diyorlar. Bu doğru bir ifade değildir. Bana göre Trabzonspor 1996’da da şampiyon oldu. Bunu o zamanın FB Başkanı Ali Şen de, ‘Trabzonspor’un şampiyonluk kupasını bir bandajla aldım’ demişti. Trabzonspor 2005’de de şampiyon oldu, maçın hakemi hatalı davrandığını ve Trabzonspor’un hakkını yediğini söylemişti. 2011’deki zaten mahkeme kayıtları ve UEFA belgeleriyle tescilli bir şampiyonluktur..

 

Altyapı, Ara Takım ve A Takım

Hacısalihoğlu: Trabzonspor’un en büyük sermayesi insan, dolayısıyla halkla ilişkiler ünitesi olmalı. Halkla ilişkiler konusunda uzman bir kadro kurulmalı. Yurtdışı ve yurtiçinde açılacak şube ve temsilciliklerde görevlendirilecek bu uzman kişiler taraftarlara bilgi verme noktasında tam donanımlı olmalı. Bunlar kurumsal yapının devamıdır. Kurumsal yapınızın olması için de önce bir A takımınız olacak. İddialı, başarılı, taraftarın umut bağladığı… Biz aslında bununla ilgili birçok şeyi yaptık. Trabzonspor 2009-2010 yılında çok sağlıklı bir yapılamaya gitti. Altyapı,  ara takım ve A takım şeklinde. Çünkü altyapıda yetişen oyuncular A takım için yetersiz oluyordu. Tecrübe ve eğitim için bir ara takıma ihtiyaç vardı. Ara takım da kuruldu. Bu üç takım koordinasyon içerisinde çalışacak ve kurulacak ortak bir komisyon ile altyapıya oradan ara takıma ve A takıma alınacak oyuncular belirlenecek. Bu Trabzonspor’un sadece misyonu gereği değil aynı zamanda ekonomik şartları gereği bir mecburiyettir.

 

Yeni yönetim eskiyi yok sayıyor

Hacısalihoğlu: Trabzonspor’da belki de en yanlış olan, taş taş üzerine koyma alışkanlığımızın olmaması. Gelen her yeni yönetim önceki yönetimlerin hepsini yok sayıyor, sil baştan yeniden yapmaya çalışıyor. Onun için de gelişme olmuyor. Halbuki doğruları geliştireceğiz, başlanmış olan plan ve programları uygulayıp, şartlara göre yapılması gereken değişiklikleri yaparak yola devam edeceğiz. Ama biz hep sil baştan yaptığımız için Trabzonspor’un camiası oluşmuyor, taraftarın bağlılığını tam olarak sağlayamıyoruz. Bunu geçmişte başaranlar var, onlardan da şu anda yönetimdeymiş gibi yararlanmak gerekiyor.

 

Şans mı, tesadüf mü?

Hacısalihoğlu: Bana göre Trabzonspor, 2008-2010 arası çok başarılı oldu. Her alanda yeni faaliyetlerde bulundu. ’Bize her yer Trabzon’dan 61. dakika ve Kolbastı gibi görsel şovlara kadar… Taraftarın desteğini tam olarak aldı, maçlar tam dolu bir statta oynandı ve bunlar fair play ödülünü getirdi. Tüm bunlar sadece o günkü yönetimin başarısı değildi. Şans mı yoksa tesadüf mü diyelim? O dönemin Spor Bakanı Faruk Özak, Gençlik Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay, TFF Yönetim Kurulu üyesi Süleyman Atal, TSO Başkanı Şadan Eren, Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu, KTÜ Rektörü İbrahim Özen, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ergun Ata, Teknik Direktör Şenol Güneş, Başkan Sadri Şener… Bu saydığım isimlerin hepsi dost, arkadaş. Her dakika konuşabilen, bir birlerine her şeyi söyleyebilen ve hepsi en az Trabzonsporlu yöneticiler kadar kulübü düşünen, seven insanlar. Dolayısıyla çok olumlu bir sinerji yakalanmıştı. Nitekim yıllar üstüne Trabzonspor lig şampiyonluğu da dahil 3 kupa aldı. Kulüpte bir toparlanma oldu. O ortamı devam ettiremedik, bu birliktelikten çok daha fazla yararlanılabilirdi.

 

Biz eleştirildik, İngiliz kulüp ödül aldı!

Trabzonspor sadece bir futbol takımı değildir. Sadece bir takım olarak kalırsa sadece başarılı olduğu dönemlerle ilgili bir değeri olur. Halbuki Trabzonspor sosyal bir olaydır. Bu anlamda sosyal sorumluluk projesi olarak, o zamanın gündeminde GDO’suz ürünler, organik tarım vardı. Biz de Trabzonspor olarak bu anlamda bir mesaj vermek istedik. Ve tesislerin bulunduğu yerde 500 metrekarelik çöp ve inşaat atıklarının bulunduğu alanı temizleyip, toprak döktürdük. Çeşitli ürünler diktik. O ürünler ne Trabzonspor’un ihtiyacını karşılar ne de gelir getirir. Yine aynı alana köy tavuğu ve Tonya’dan inek getirttik. Biz organik tarıma dikkat çekmek istedik. Ama bunu birçok kişi maalesef yanlış anladı. Sanki orada büyük bir ticari iş yapılıyormuş gibi eleştirilere maruz kaldık. İşin garibi eleştirenlerin yüzde 90’ı orayı görmedi bile. Bir başka vahim tarafı ise, ben kulüpten ayrıldığım günün sabahı orayı yıktılar, inekleri geri verdiler, tavukları dağıttılar.

 Bu olayın hemen ardından Londra’da olimpiyatlar yapıldı; sloganı organik tarım ve GDO’suz ürünlere dikkat çekmek olarak belirlenmişti. Aradan bir yıl geçti, İngiltere’de 1. lig takımlarından bir tanesi tesislerinde GDO’suz, organik tarımla ürün yetiştirdi. O kulüp UEFA’dan ödül aldı. Biz ise burada yapılmış olanı yıkarak yine çöplüğe dönüştürdük. Çiftliği kuranı ağır şekilde eleştirirken, yıkanı ve çöplüğe çevireni kimse eleştirmedi. Bundan başka Trabzonspor’u büyütmek, geliştirmek için tesislerin yanındaki yat limanını büyük uğraşlarla Trabzonspor tesislerine kattık. Yine bir yaylamızda bulunan tesisleri kulübe kazandırdık. Bunların her ikisinin masrafı asgari ücretli bir bekçi idi. Sonrasında ben kulüpten ayrıldıktan hemen sonra tıpkı çiftlik gibi bunların ikisini de geri verdiler, kimse bunu eleştirmedi. İşte taş taş üstüne koyamadığımız için başarılı olamıyoruz.

 

Spor mağazası açan ilk kulüp

ONLAR GELİŞTİRDİ!

Yöneticiliğim sırasında Avrupa’da gördüğüm doğru işleri Trabzonspor’da uyguladım. Türkiye’de ilk spor mağazasını açan kulüp Trabzonspor’dur. Spor mağazasını Werder Bremen kulübünde görmüştüm, Alman kulübünün en büyük gelirinin bu mağazalardan olduğunu öğrendim. Ben de Trabzon’a uyguladım. Daha sonra diğer kulüpler uyguladı, geliştirdi, şimdi büyük gelirler elde ediyorlar. Ama biz gereken ilerlemeyi sağlayamadık.

 

BAYRAK UYGULAMASI

İspanya-Türkiye milli maçı için İspanya’ya gitmiştik. Statta koltukların üzerinde küçük İspanya bayrakları bırakılmış. Bu bana çok basit gelmişti. Çünkü bayraklar çok küçüktü, bunlarla ne olabilirdi diye düşündüm. Sonrasında maç başladı ve 40 bin kişi o bayrakları sallayınca muhteşem bir atmosfer oluştu. Bu uygulamayı hemen Trabzon’da yaptık.

 

KOLBASTI BAŞARISI

Yine maçlarda atılan golden sonra futbolcunun yaptığı sevinç gösterisi… Biz bunu Kolbastı olarak belirledik. Bu bizim kültürümüz. Bize özgü bir şeydir. Biz kendimize özgü hususları bulacağız, geliştirip vurgulayacağız. İstanbul takımlarının yaptıklarını Trabzonspor’a uyarlamak yanlış oluyor. Zaten hiçbir şey aslı kadar başarılı olmaz.

 

İlçelere, komşu illere gidilmeli!

Trabzonspor, Trabzon şehrinden ve taraftarından uzaklaştı mı?

Hacısalihoğlu: Evet, bu doğru… Trabzonspor taraftarı şayet sadece bordo mavi renge hayransa o zaman Barcelona’yı tutar, çünkü dünyada en başarılı takım o. Ama Trabzonspor taraftarı kendi parçası gibi gördüğü bordo maviye hayran, onun taraftarı. Biz maalesef bunu anlamıyoruz. Kulüple ilgilenen ve sahiplenen insanları bu şehirle ilişkilendirmek, bilgilendirmek lazım... Bizler bu anlamda birçok faaliyet yaptık. Bir ramazan boyunca 30 akşam 30 spor derneğine iftar verdik. Ve orada gördük ki birçok insan Trabzonspor tesislerine ilk defa geldi. Halbuki sporla ilgilenen insanların o tesislere sık sık gelmesi lazım. Yine bir gün takımla birlikte Tonya ilçesine gitmiştik. Orada bizi 3 bin kişi karşıladı. Tonya’nın nüfusunun çok üzerinde bir karşılama oldu. Takımdaki futbolcularla tokalaşmak, konuşmak ve fotoğraf çektirmek için insanlar akın etmişti. Bu tür etkinlikler Trabzon’un bütün ilçelerinde yapılmalı, takım oralara girmeli, halkla birlikte olmalı. Hatta bunu şehirlere de yaymak, komşu şehirlerin takımlarıyla hazırlık maçları yapmak lazım.

  • Yorumlar 9
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Aklım fikrim kalbim TRABZON’DA!03 Nisan 2017 Pazartesi 11:56
  • “TRABZON’DA KÖTÜ BİR ALGI VAR..!”31 Mart 2017 Cuma 12:04
  • ‘Taraftar da delirmeden takımını destekleyebilmeli’29 Mart 2017 Çarşamba 07:43
  • MİNNOŞ KAPTAN’IN İÇİNDEN CANAVAR ÇIKIYOR!27 Mart 2017 Pazartesi 12:11
  • Çaykara-Dernekpazarı gücüne güç kattı!25 Mart 2017 Cumartesi 11:06
  • Şizofren rolünü oynamak istiyor!16 Mart 2017 Perşembe 10:31
  • TRABZONLU NEMLİZADELER15 Şubat 2017 Çarşamba 10:39
  • Trabzon, Erdoğan’a yüzde 80 evet diyecek16 Aralık 2016 Cuma 02:19
  • Futbol sevgisi 2011 yılında yerle bir edildi!16 Kasım 2016 Çarşamba 13:50
  • TRABZONSPOR'U HİBELER KURTARIR !03 Kasım 2016 Perşembe 11:03
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.