• BIST 115.147
  • Altın 164,243
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Trabzon 11 °C

HERŞEY PARA DEĞİLDİR

Ahmet SARAÇ

                 Masa başı televizyonculuk aldı başını gidiyor. Bir masa başı program, ardından reklam, ardından bir dizi, daha sonra bir sinema, haberler, reklam, tekrar bir dizi derken bir bakıyorsun gece saat 24.00 olmuş.

                  Hangi televizyon kanalını açsan durum aynı. Adına dizi dedikleri, Türk oyuncuların oynadıkları, Türkçe konuştukları ancak, Türk kültürünü yansıtmadıkları dizilerin, sinemaların esiri oldu bu millet.

                  Aslında millet esir olmadı, esir edildi. Mecbur bırakılıyorlar bu programları izlemeye. Yaptıkları bütün programlar masa başı programlar.

                  Bazı kanalları seviyorum. Çok izlenen kanallar değiller ama, beni buluyorum onlarda. Benden bir şeyler sunuyorlar. Kameralarını omuzlarına, mikrofonu ellerine alıyorlar, Karadeniz’i, Anadolu’yu adım adım geziyorlar.

                  Gidemediğimiz, göremediğimiz yöreleri, kültürleri bizlere sunuyorlar. Hangi kanaldadır şimdilik hatırlayamadım ama, “Birsenle Karadeniz” programı 10 tane dizi film eder.

                  Dizi filmler, kültürümüze darbe vurmaktan başka hiçbir işe yaramıyor. Tamamen Avrupa kültürünü bize ısrarla kabul ettirmeye çalışıyorlar.

                  Kabul ettirdiler mi ettirdiler. Maalesef ettirdiler! Her yönüyle gençlik onlara benzemeye çalışıyor. Hiçbir genç yaptığı davranışın bizim kültürümüzde yeri var mı diye sormuyor…

                  Giyiminden,  kuşamından, saçından, sakalından, inancından, büyüğüne-küçüğüne karşı davranışından Hristiyanları, Yahudileri örnek alıyorlar.  

                  İşin ilginç tarafı eğitimciler in birçoğu bile milli eğitimden bir şey almamışlar. Öğrenciye örnek olacak bu insanlar bile Türk kültürünü yaşamıyorlar. Kendilerinde olmayan Türk kültürünü öğrenciye nasıl aktaracaklar!..

                  Kimler bunları bu hale getiriyor?

                  Başta Avrupa’yı taklit eden eğitim sistemimiz. Dizilerimiz, sinemalarımız, tiyatrolarımız, gazetelerimiz, dergilerimiz, sokaklarımız.

                  Milli şuurdan yoksun yetişen gençlik, yaptığı televizyon yayınlarında tabi ki, masa başı televizyonculuk yapar. Milleti eğitmeye değil, eğlendirmeye yönelik programlar yapar.

                  Bu ülkeden milyarlar kazanırlar ama, bu ülkeyi bu millete tanıtmazlar.

                  Neymiş efendim izleyicisi az oluyormuş.

                  Her şey para değildir. Biraz da hizmete yönelik yayın yapmak lazım. Ekmeğini yediğiniz bu ülkeye hizmet etmelisiniz.

                  Bu milletin yayla şenliklerinde yoksunuz, festivallerinde yoksunuz, eğlencelerinde yoksunuz. Ama bir yerde bir facia olsa oraya koşuyorsunuz. Çünkü orada izlenme oranı yüksek. Eğer yüksek olmasa oraya da gidecek değilsiniz.

                  Bu nedenle millete hizmet etmeyen kanallardan yavaş yavaş nefret ediyorum. Bizim kanallarımızı şimdi daha çok seviyorum.

                  Geçtiğimiz hafta sonu Beşikdüzü Kutluca Mahallesi’nde bir etkinlik yapıldı. Mahalle halkı bir eğlence düzenledi.

                  Beşikdüzü’nde böyle bir etkinlik bir mahalle tarafından ilk kez düzenlendi sanıyorum. Kutlucalılar’ı kutluyorum. Eğlence düzenlemekle kalmadılar, televizyondan canlı olarak da yayınlattılar.

                  Mavi Karadeniz televizyonu tarafından Tosun Paşa’nın (Ertuğrul Yayla) sunumuyla yayınlandı. Tosun Paşa güzel bir sunum gerçekleştirdi. Zaman zaman halkı ilgilendiren konulara da değindi. Fındık fiyatları 13-14 lira olamaz mı dedi. Bunları ilgililerin duyması açısından söylemesi güzel bir olaydı. Bu halkın sorununu dile getirdiği için O’nu da kutluyorum. Aynı zamanda bir fındıkçı olarak söylemen de gerekiyordu.

                  Gecenin en dikkat çekici yanı ve milleti rahatsız edici tarafı sahnenin ışıklandırılmasının yetersiz oluşuydu.

                  O dönen renkli lambalarla canlı yayın olmaz. Onlar ancak canlı yayın olmadığı zaman geceye renk katarlar. Canlı yayında sunucu veya sanatçının yüzüne geldiği zaman görüntü dumanın içerisinde bir adam gibi oluyor.

Bunu defalarca yazdık, sesimizi duyan olmuyor. Televizyon ekranı sis çökmüş gibi bir hal alıyor. Onun için sahnenin karşı tarafına projektörler konmalı. Ekran cam gibi olmalı. Loş bir ışık altında canlı yayın olmaz!

Her şeye rağmen ilk ve örnek olması acısından Kutluca Mahallesi halkını bir kez daha  kutluyorum. İnşallah gelecek yıl daha güzel bir gecede buluşmak dileğiyle.

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.