• BIST 83.012
  • Altın 146,855
  • Dolar 3,7918
  • Euro 4,0437
  • Trabzon 8 °C

HES'lerin yıkımı!

Şener Eyüboğlu

Bölgemiz başta olmak üzere Türkiye’nin neresinde bir akarsu yatağı, kaynağı bulunuyorsa, burada uygun olsun olmasın HES projeleri için çalışmalar bitmek üzeredir.

Ülkemizdeki mevcut su potansiyeli, ilk bakışta Devlet Su İşleri’nin gerçekleştirmeyi planladığı 2000’e yakın hidroelektrik santrali için bulunmaz bir fırsat gibi gözüküyor.

Çünkü gelişmekte olan her ülke gibi, ülkemizin de üretim sürecinin kesintisiz bir şekilde devam edebilmesi, dolayısıyla halkımızın yaşam standartlarının yükseltilebilmesi elbette enerjiye bağlıdır.

Ancak ortada yalın bir gerçek var ki, HES projeleri, gerekli bilimsel alt yapı oluşturulmadan uygunluk ve yeterlilik kriterlerine bakılmadan, tek yanlı anlayışla, elektrik enerjisi ihtiyacının arkasına sığınılarak hayata geçirilmeye çalışılmaktadır.

HES’ler hayata geçirilirken projelerden etkilenecek yerel halkın ve STK’lerin görüşlerine başvurulmadan belirlenmiş olması, telafisi güç maddi manevi sorun ve sıkıntılara, zaman kaybına yol açmaktadır.

Küresel ısınma sebebiyle buzulların erimesi, yanardağların patlaması gibi yaşanan doğal felaketlere karşı tüm dünyanın ortak çaba ve kaygısına rağmen, Türkiye’de elde kalan, özellikle bölgemizde doğal hayatın eşsiz güzellikleri sorumsuzca tahrip edilmektedir.

Gelişmiş ülkeler, doğayı daha fazla tahrip etmemek, ekolojiyi korumak için alternatif,  yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretmeye çalışırken aynı zamanda çevrenin korunması ve bu bilincin yerleşmesine büyük önem veriyor.

Bizde ise durum farklı işliyor.

Ülkemizde planlanan projelerde amaç, vadi ve akarsular üzerine “HES”ler kurup onları uluslar arası ve yerli dev şirketlere satarak su kullanım hakkının bölge halkının elinden alınmasıdır.

Kurulan HES’lerle birlikte bu bölgelerdeki tüm bitki türleri ve yaban hayat da bu projelerden olumsuz etkilenecek.

Kurulan HES’lerle birlikte yüzlerce bitki türü yok olacak ki olmaya başladı, bölgemiz halkının tek geçim kaynağı olan kısıtlı tarım arazileri büyük zararlar görecek ki gördü, oluşacak fiziki durum tarım yapmaya da olanak sağlamayacaktır ki sağlamıyor.

Ülkemizin gelişmesi için elbette enerjiye ihtiyaç var ama bu enerji arayışı her köşesi ayrı bir cennet olan ülkemizi ve insanlarımızı sıkıntıya sokarak, yasalar çiğnenerek, şahıs, şirket menfaatları gözetilerek, doğa katledilerek yapılmamalıdır.

Öngörülen şudur ki, milyarlarca yılda oluşan bölgemizdeki doğal hayat dev şirketlerin daha fazla kar etme hırsı yüzünden kısa zamanda yok olacaktır.

”Sular boşa akıyormuş”...

Bu düşünceye göre; güneş’te boşa doğuyor!..

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
  • Antalya’da sabah sporu!
  • Metin Kara’yı topa tutacak!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.