• BIST 100.001
  • Altın 235,832
  • Dolar 6,1117
  • Euro 7,1864
  • Trabzon 26 °C

HİÇ!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Bir yazarın yaşam tarzı onun yazdıklarını kurgularken ne kadar etkilidir?

Yazar yazılarında dünyayı o çok kişisel ve kendine özgü bakışıyla mı şekillendirir?

O kadar çok konu birikmiş ki, lakin özünde baktığınızda konuların ana teması “değişim”…

Değiştiriliyoruz!

Mevcut halimiz olduğundan daha bir değişik hal aldı. Fakat bu durum belirsizliği de beraberinde getirdi.

Bir transformasyon mu yaşıyoruz?

Dış etkenlerin müdahalesi ile; Bir acayip hal bu durum.

Kuran’ı Kerim de, “Bir kavim özünde olanı değiştirmedikçe, Allah da onların halini değiştirmez” buyurur. Yani aklını kullan der kısaca.

“Eskiyi bırakmak ile yeniyi başlatmak arasında bir karmaşa ve boşluk dönemi yaşanır. İnsanlar genelde bu dönemde kendilerini kaybolmuş hisseder ve o kaybolmuşluğu bir şeyin yanlış olduğunu gösteren başka bir işaret olarak yorumlar. Oysa bu sadece, tarafsız bölgenin verimli Kaosuna girmiş olduklarını göstere bir işarettir.” William Bridges

Evet bu söz çok şeyi anlatıyor da bizi anlatmıyor. Son cümle bizle hiç alakalı değil. Ama değişimin değiştirilmeye çalışılmanın, kaybolmuşluğu hissettirdiği doğrudur.

Bizler hiçlik ve belirsizlik arasında gelgitler yaşıyoruz.

O yüzden ben savaşmayı bitirdim. Çünkü savaş verdiğimiz şey, her neyse daha da güçlenerek üzerimize geliyor bu günlerde.

Sadece doğruları yazmaya karar verdim. Kendi doğrularımı değil toplumun kabul ettiği doğruları.

İnsanlığın geleceği büyük bir belirsizlik içinde…

Bir ölüm-kalım mücadelesi var gibi. Tıpkı bir bilim-kurgu filminin içindeki oyuncular gibiyiz.

Toplumsal yaşam acayip bir şey; İstesen de istemesen de gelip ayağına bulaşıyor. Yakalıyor, kavrıyor ve sımsıkı sarıyor seni; İyisi ve kötüsüyle.

Bugünlerde toplum olarak bir hiçliğin tam ortasında boğuşuyoruz.

Her gün sanki daha çok yok oluyoruz.

Her gün daha çok önemsenmiyoruz ve hiç oluyoruz.

Boşluktan kurtulamıyoruz.

Yüzleşmediğimiz her durum ilerlememize engel oluyor. Belirsizleşiyoruz.

Benim duygum belirsizlik. Acaba bu belirsizlik özgürlük istememden midir?

Atılan adımlar, var olan ölüm haberleri, göstergeler, çocuklarımızın geleceği, okudukları eğitim sistemi, Uluslar arası sermaye piyasaları, ekonomi, jeopolitik durum, sansür, haber yasağı… Hepsi belirsizlik yaratıyor. Bu belirsizlik ise ilk önce toplumda moral düşmesine sebep oluyor.

Destek görememek, açıklama yapılmaması en büyük belirsizlik ve hiçlik durumu değil midir?

Bağımsızlığımız “referanduma” sunulmalı. Belki o zaman netleşir bu belirsizlik.

Her gün birbirimize sorduğumuz o malum soru “Acaba bundan sonra ne olacak” sorusu belirsizliğimizin ana sorusudur.

Biz nasıl insanlar olduk böyle” diye söylenenler var. Zaman zaman bizde içinden çıkılmaz bir hal olunca söyleniyoruz ama hiçlikten kurtulmak içinde hiçbir şey yapmıyoruz… Hiçlik hiçbir şey yapamamak ve görememektir.

Bugün ki dersimiz felsefe değildi. Var olanı yani “çözümsüzlüğü ve hiçlik” duygusunu sizlere hatırlatmaktı. Hiçlik felsefesi yapmak benim harcım değildir. Ama yazmak hatırlatmak belki birazda düşündürebilmektir benim amacım.

Evet, “topraktan geldik toprağa gideceğiz” düşüncesinin ana teması hiç olmaktır. Ama yaşarken var olan yaşamda hiç edilmek, işte o en acısı da budur. Hepimiz birer “hiç”iz. Öyle bir hiç ki kendi paramızla yaptığımız stadyuma bile dilediğimiz ismi çoğunluk sağlayıp yazdıramamak gibi… Kontrol bizde değil…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.