• BIST 108.489
  • Altın 151,165
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 16 °C

Hırçınlaşan Siyaset Üslubunun ±’leri

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Ülkemizin içerisine girdiği seçim ortamı yine kendine özgü havasına bürünmeye başladı. Esasında 7 Haziran seçimlerine giderken geçerli olan argümanlar üzerinde fazlaca bir değişiklik olmamasına rağmen, seçim sonrasında gelişen yeni sürecin getirdiği koşulların da siyasi üsluba dâhil olduğu bir dönemi yaşamaktayız.

AKP yönetimindeki Türkiye’nin ekonomik ve sosyal anlamda gittikçe irtifa kaybetmekte olduğu, bundan böyle artık Türkiye’nin AKP’yi taşımakta çok zorlanacağı açık iken, muhalefetin de dikkatinin dağıldığını gözlemekteyiz. Açıkçası 7 Haziran seçimleri öncesinde kurulmuş olan seçim zemini bizatihi AKP tarafından bilinçli olarak yıkılmaya zorlanmakta ve çok daha farklı bir vuruşma zemini tesis edilmeye çalışılmaktadır. Bu anlamda muhalefetin bu kurgu üzerinde dikkatle durması ve tuzağa düşmemesi gerekmektedir.

Bu ülkede artık herkes, Ak-Saray ve yolsuzluklar konusunda az ya da çok bilgi sahibi olmuştur. İktidarın yozlaştığı noktalar üzerinden siyaset yapmanın iktidar hevesinde olanlara getirebileceği fazlaca şey kalmamıştır. Elbette ki yeri ve zamanı geldikçe tüyü bitmemiş yetim hakkını koruyacak savunmalar yapılmalıdır, ama dozunda kalmak koşulu ile. Demem odur ki; artık “başkanlık”, “anayasa”, “sıfırla Bilal”, “paralel yapı”, “Ergenekon”, “terör” gibi toplumu yormuş olan malzemeler ile AKP’ye yüklenme stratejisi toplum tarafından önemli ölçüde tüketilmiştir.

Yeni bir strateji, üslup ve dil oluşturmak kaçınılmazdır. Geçmişte yaratılan tahribatın onarılması üzerinden gitmekte ve bununla ilgili yapıcı söylem kullanmakta yarar vardır. Bunun oldukça fazla sayıda malzemesi ve altyapısı da politikada mevcuttur. Özellikle partilerin üst yönetimlerinde, bu yeni durumu kavrayış konusunda en iyi performansı gösterecek olanların başarı şansı da yüksek olacaktır.    

Yerel düzeyde yapılacak olan karşılıklı atışmaların anlayışla karşılanması ve bunun toplumda belirli bir karşılığının olması da normaldir. Ancak “bel altı” tabir edilen bir üslup ile siyaset yapmanın yarardan çok zarar getireceği unutulmamalıdır. Siyasetçilerin özel yaşamları ve kanıtlanmamış yasa dışılıklarını seçim malzemesi yapmak, parti tabanlarını bloke etmekten başka bir işe yaramaz. İnsanların kafasındaki temel soru “sen ne yapacaksın?” sorusudur ve en büyük beklenti bu soruya verilecek cevaptır. Konuya bu minvalde yaklaşmak, gerçekçi, doğru ve ikna edici halktan yana politikalar üretmek en akılcı olanıdır.

Mevcut süreçte bugüne kadar bazı parti yönetimlerinin bu tuzağı gördüğü ve bu çerçevede geride sakince durmakta olduğu gözlenmektedir. AKP tarafından atılan yemleri yemeden, sertleşmeden, insani boyutu öne çıkararak işi götürmekte oldukları anlaşılıyor. Bundan sonrası nasıl olur bilemeyiz, ama ümidimiz bu anlayışın bütün muhalefet partileri tarafından da benimsenmesidir.  

 

NAZIM ÖZCAN ZİYARETİMİZDEN ÇIKAN KISA BİR ANALİZ

Kendisi ile yerel seçimler öncesinde tanışmış olduğum Sayın Nazım Özcan’ın basına da yansıyan rahatsızlığını duyduğumda içim cız etti. Birkaç günlük yoğun bakım sonrasında servise çıktığında hemen ziyaretine gittim. Nazım kardeşimizi oldukça sağlıklı ve dinç buldum. Hepimizin başına gelmesi olasılığı yüksek olan kalp problemini sorunsuz bir şekilde atlatmış olması bizleri fazlasıyla memnun etti. Artık çok daha dikkatli ve sağlıklı yaşama konusunda yeni bir şans yakaladı. Kendisine tekrar geçmiş olsun derken, Trabzon’un ve CHP’nin ona çok ihtiyacı olduğunu tekrar hatırlatmamda yarar var…

Yerel seçimler öncesinde Nazım Özcan’ın Ortahisar ilçe başkanlığına adaylığı konuşulduğunda pek çok çevreden çeşitli görüşler dile getirilmişti. Kendisinin ANAP kökenli olduğundan bahisle CHP’ye adapte olmasının zor olacağı ya da ne kadar uyum sağlayacağı gibi tereddütler hâsıl olmuştu. O dönemde dost sohbetlerinde dile getirmiş olduğum düşüncem şu idi:

“AKP’nin böylesine güçlü olduğu ve çıkara dayalı siyasetin her şeyi ezip geçtiği bu günlerde, kendisinin AKP yerine zor olanı seçerek CHP’nin çatısı altında siyaset yapmaya karar vermiş olması en önemli referanstır”.

Gerçekten de Nazım Özcan; yılların CHP’lilerine taş çıkartacak bir performans sergileyerek bence o seçimlerden yüzünün akı ile çıkmıştı. Partiye hem maddi hem de manevi güç katmış, gönüllerde iyi bir yer edinmişti.

Sonrasında da kendisine yapılmış olan bilinen haksızlıklar karşısında bir evliya gibi davranarak susmuş ve yine CHP’nin bir neferi olarak kalmaya devam etmişti. Günümüzde yaşanmakta olan parti satışlarını gördükçe insanın Nazım Özcan gibilere olan saygısı daha da artıyor. Keşke bütün siyaset böyle sağlam karakterliler tarafından yapılsa diye düşünmeden edemiyor insan.

Nazım Özcan’ın bu ilkeli duruşu, CHP’nin temiz ve dürüst vefalı teşkilatçıları tarafından Ahi Evren’in kapısında karşılık bulmuştur. Partinin en hızlı militanlarından sevgili arkadaşım Ömer Dayı ve diğerleri hastanenin önünde nöbete yatmış ve onu bir kardeşten öte sevgi çemberine alarak tam bir insanlık dersi vermişlerdir. Vefa, saygı ve sevgi örneğini orada görebilirsiniz… Siyasetin en güzel tarafını bu vesile ile tekrar görmüş olduk. Bağlılık… Daha aydınlık günler göresin Nazım Özcan.        

 

ÇİPRAS MAÇIN İKİNCİ YARISINA ÇIKIYOR

Yunanistan’da hafta sonu yapılan seçimlerde Aleksis Çipras’ın liderliğini yaptığı Siriza hareketi, Ocak 2015’teki seçimlere göre aynı sayılabilecek bir başarı elde ederek % 35’lik oy oranı ile (1-2 puan düşerek) yeniden hükümeti kurma şansını yakaladı. Büyük bir ses getirmiş olan ilk döneminde Siriza; seçimdeki çıkışına uygun hızda bir yönetim gösteremeyerek maçın ilk yarısını yenik kapadı dememiz yerinde olur sanırım. 

Siriza’nın sisteme karşı çıkarak köktenci politik söylem ile elde etmiş olduğu iktidarın Euro’cu Avrupa tarafından dizginlenmesi kolay olmadı doğrusu. Marksist maliye bakanı Varoufakis’in Avrupa tarafından maç kadrosundan çıkartılması ile başlayan süreçte, referandum çaresizliği ve yeni kredi anlaşmalarına boyun eğen Siriza belirli ölçüde sisteme uyumlu hale getirilmişe benziyor. Türkiye’ye göre çok daha bilinçli bir seçmen kitlesine sahip olan Yunanistan’da halkın yeniden tek tercihi olan Siriza’nın bundan sonraki dönemde Euro’cu Avrupa’ya karşı çok daha yumuşak bir yönetim göstermesi beklenmektedir. Yunanistan’ın yeni dönemdeki borç yapılandırmasında sisteme uygun kuralların işlemesi, yeni özelleştirmelerin yapılması, kamuda tasarruf yapılandırmasına gidilmesi ve doğal olarak ortalama yaşam standardında belirgin bir düşmenin olması kaçınılmaz olacaktır.

Yunanistan; esasında kapitalist sistem içerisinde elde etmiş olduğu bazı göreceli kazanımları, yine aynı sistem içerisinde kaybetme aşamasına geldiği için sol iktidara yapışmıştır. Diğer bir deyişle kapitalist yapı içerisinde elde edilmiş olan zenginliğin bekçiliğini sol Siriza’nın yapması istenmiştir. Doğal olarak Euro esaslı sistem uzun yıllardır Yunanistan’da yapmış olduğu yatırımları riske atmayarak buna izin vermemiştir. Avrupa; Yunanistan’dan kendi belirlemiş olduğu hakkını istemiştir ve bunda da kararlıdır. Bundan sonraki süreçte Çipras kendi halkına bunu anlatma peşine düşecektir.

Maçın ikinci yarısında Çipras ve Siriza hem Euro’cu Avrupa’yı ikna etmek, hem de kamu varlıklarını artırma ve devleti güçlendirme konusunda başarı elde etmek gibi zor bir oyunla karşı karşıya olacaktır. Maçın sonucu berabere biterse büyük başarıdır diyelim.

Kurban bayramının tüm ulusumuza hayırlı uğurlu olmasını dilerim.            

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.