• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 15 °C

‘HIZIR’, Varşova’da Pepsi Arena’ya bir yetişti, pir yetişti!

Ali Rıza Keskinalemdar

Kur’ân-ı Kerim’in Kehf Sûresi’nin 60-82. âyetlerinde Mûsa ve uşağının, Allah’ın, kendi katından bilgilendirdiği bir bilgin kulla iki denizin birleştiği yerde kesişen bir buluşmayla sonuçlanan bir yolculuğa çıktıkları anlatılır. Bu âyetlerde Mûsa’nın o kula bağlı olarak bir süre dolaştığı ancak O’nun kendi bildiği şeylere ters işler yaparak kendisine itirazlarda bulunması üzerine ayrıldıkları; ayrılırken de o kulun yaptıklarının sırrını Mûsa’ya açıkladığı belirtilir.

Kur’ân-ı Kerim’de Mûsa’nın uşağı ile karşılaşılan bilgin kulun adı geçmez. Ancak bazı olaylar ve tefsirlere dayanan söylencelere göre Mûsa’nın uşağının adı Yuşa ibn Nûn, buluşulan kişinin adı da Hızır’dır. 

Hızır’ın peygamberliği ve ölümsüzlüğü hakkında farklı söylenceler bulunmaktadır. Âdem’in kendi oğlu olduğu da söylenmektedir, oğlunun Kabil’in oğlu olduğu da… Kur’ân-ı Kerim’i tefsir edenlerden kimi Hızır’ın peygamber, kimi veli, kimi de Allah’ın ermiş kulluğu makamı olarak kabul edilen Sıddîklik makamında bir çeşit veli ya da nebî olduğunu belirtmişlerdir.

Pir Sultan Abdal’ın “Bin bir adı vardır bir adı Hızır / Her nerde çağırsan orada hazır” şeklinde betimlediği Hızır’ın Tibyan Tefsiri’ne göre, (Her ne kadar Enbiya Sûresi’nin 34. âyetinde “Senden önce kimseye sonsuz yaşam vermedik” diye buyurulsa da)  Âb-ı hayat içtiği için ölümsüzleştiği ve ahir zamana kadar ölmeyeceğine, âhir zamanda Deccâl’i yalanlayacağına, bereketi temsil ettiği ve kuru bir yerde otursa orayı yeşerttiğine inanılır. 

Sûfî ve dinin yasakladığı şeylerden kaçınanlar olarak açıklanabilecek “erbâbı salâh”ın oluşturduğu bir öbek indînde ise Hızır’ın bazı kimselere göründüğü, darda kalanlara yardım ettiği, hayır işlemek adına bazı yerlerde bulunduğu söylenegelmiştir.

Sufizme karşı mücadele içinde olan İbn Teymiyye, Buharî, Ebû’l-Huseyin ibn el-Munâvî gibi 7., 8. ve 9. Yüzyıllarda yaşamış bazı “İslam alimleri” ise Hızır’ın yaşadığı şeklindeki söylencelere karşı çıkmışlardır.

Bu düşüncede olanlara göre; Enbiya Sûresi’nin 34. âyetinde Allah’ın Peygamber’den önce hiç kimseye “sonsuz yaşam” vermediği için, madden sonsuz bir yaşam sürebilecek insan da yoktur ve Hızır’ın da bilinen maddi yaşam ile değil, misal âleminde yaşayan, dara düşmüşlere  yardım eden, sâlih kullarından olması mümkündür. Yani Hızır, maddi cisimle diriliğe eren biri değil, olsa olsa misâl âleminde zaman zaman kimi insanlara görünen ruhsal bir insandır.

Kur’ân-ı Kerim’in Cin Sûresi’nin 6. âyetinde “Gerçek şu ki, insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklık ve azgınlığını artırırlardı”şeklinde buyrulmaktadır. İbn Teymiyye de fetvalarının birinde adı geçen âyete atıfta bulunarak, “Bu gibi cinlerden birçok kimse bu dünyada zaman zaman görünürler. Bunlar görülmez âlemin adamlarıdır. Zaman zaman Hızır’ı görenler de bu cinnîyi görmüş olanlardır. Ona görünenleri kendisini ‘Ben Hızırım’ diye tanıtmıştır. Görünen kişi bir cinnî olmasına rağmen Müslümanlar onu Mûsâ dönemindeki Hızır sanmışlardır. Mûsâ dönemindeki Hızır ölmüştür. Sağ olsaydı, Peygamber’e gelip ona inanması ve onunla birlikte savaşması gerekirdi” demiştir.

***

Bazen çok bunalan insanların “Yetiş imdadıma ya Hızır İlyas” diye yakardıklarına tanık olmuşuzdur.

Bazen de “Hızır gibi yetişti” denir, hiç beklenmedik bir anda çıkıp gelen biri ya da birinden alınan maddi yardımdan ya da görülen iyilikten dolayı.

Yüzyıllardır haklarında çeşitli söylenceler oluşturularak günümüze kadar gelen bazı efsane kişiliklere, bilim ve aklın egemen olduğunu ya da olması gerektiği düşünülen bir çağda hâlâ bir mürşit, bir yol gösterici gibi inanılması, ardı sıra dizilmiş domino taşlarının birini çektiğinizde binlercesinin birkaç saniye içinde yerle bir olması misali bunlarla var olduğuna kanaat getiren, bunlar olmadığında bütün yaşamı yıkılabilecek bir yığın insanın bulunduğu gerçeğinden bizi uzaklaştırmamalı.

İnanç, insana bir terapi gibi de gelebilir, varoluşunun odağında mutlak bir yaşam biçimi olarak da…

***

İşte o Hızır, perşembe akşamı Varşova’da Pepsi Arena Stadyumu’na bir yetişti, pir yetişti!   

Maçtan bir gün önce yaptığı basın toplantısında “İlk maçtan daha zor olacağını biliyoruz. Trabzon’da kalecimiz Onur’un çok iyi oyunuyla zor durumdan kurtulduk. Rövanşta dikkatli ve savunma ağırlıklı bir oyun anlayışı sergileyeceğiz” diyen Mustafa Reşit Akçay’ın her zamanki gibi “geriye yaslanıp hızla çıkma” şeklinde omurgalaştırdığını ifade ettiği “oyun sistemi”nin daha çok “geriye yaslan” kısmında kalacağını tahmin etmek hiç de zor değildi.

“Ön libero” diye adlandırılan Zokora ve Colman’ın da arka dörtlünün içine girmesi ve orta yuvarlak civarında yuvalanan eli belindeki diğerlerinin arasındaki 30 metre uzunluğunda neredeyse  iki dönümlük boş alan L. Varşova’ya kaldığından gole kadar bu alandan başlayan her türlü tehlikeyi iliklerine kadar yaşadık ekran başında yeğenim Erkin ile birlikte. Maç seyretme tarzımız çoğu kimse tarafından abartılı bulunduğundan bazı maçlarda taraftar bulma sıkıntımız devam ediyor, evde bile. İşte bu maçı da ikimiz birlikte tedirgin bakışlarla izlerken, kaleci Onur Kıvrak’ın sakatlığı ve Bamba – Giray Kaçar değişikliğinden sonra maçın berabere bitmesine razıydık doğrusu.  

İlk gol mucizevi bir şekilde gelişen ilk “ani atak” sonrası geldi. Hızır yetişmişti imdada! Olcan’ın ortasında Malouda’nın topa kötü kafa vuruşu, birkaç dakika önce iki adımdan Trabzonspor kalesine ıska geçen Dossa’nın bu kez aynı mesafeden kendi kalesini görmesine neden olduğunda, bunun adı mucize değilse, neydi?

Maçı izlerken dikkatimizden kaçan “Hızır”ın yetişme müjdesini, Mustafa Reşit Akçay’ın maç sonu röportajını alelacele keserek soyunma odasına koşması sırasında, geç de olsa fark edecektik.

***

Ne hikmeti olursa olsun, nasıl bir mucizeyle gerçekleşirse gerçekleşsin, yine de haksızlık etmeyip, bir Avrupa Ligi maçını kazandıkları için Trabzonsporlu oyuncuları kutlayalım. Sanırım bu sezon Trabzonsporlu taraftarlar, izleyeni diken üstünde tutan bu yeni sisteme, biraz sancılı olsa da alışacaklar ya da maçları canlı olarak izlemeyecekler.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.