• BIST 97.559
  • Altın 144,656
  • Dolar 3,5587
  • Euro 3,9715
  • Trabzon 20 °C

HİZMETTE SINIR YOKTUR

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Son yıllarda hizmet sektörünün büyüdüğü bir dönemi yaşıyoruz. Restoran, fast food, büfe, atıştırmalık, kafeterya, ulaşım, dolmuş vb. alabildiğine yaygınlaştı ve ekonomide belirli bir yer edindi. En azından Trabzon için bunun böyle olduğunu hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Sektördeki bu gelişmelere bağlı olarak mekân düzenlemeleri, eleman istihdamı, ürün çeşitliliği gibi konularda da dolaylı olarak bir gelişme ortaya çıkmıştır.

Aslında işletme ve piyasa ile ilgili bilimsel çalışma konusu olan bu alanda hizmet alan bir vatandaş olarak gözlemlerimizi paylaşmanın yararı vardır diye düşünüyorum. Zira her ne kadar yoğun bir restoran-kafeterya kullanıcısı, dolmuş müşterisi değilsem de dolaylı olarak bizler de hizmet sektöründen yararlanmaktayız. Konunun birkaç önemli noktasından bir tanesi fiyat/mal oranının dengeli olmasıdır. Trabzon sahip olduğu bazı coğrafi dezavantajlar ve kendine özgü karakteri nedeniyle göreceli olarak pahalı bir kenttir. Kendine yetebilecek üretimi yapamayan Trabzon; gıda, giyim, mobilya gibi pek çok ürünün Türkiye’nin pek çok kentine göre çok daha pahalı el değiştirdiği bir kent olarak kayıtlarda yer almaktadır. Bunu; üniversite öğrenimi için Trabzon’a gelen üniversite öğrencilerinden önemli bir şikâyet olarak hemen duyarsınız.

 

NEZAKET   

Fiyatların yüksekliği bir yana Trabzon’da son yıllarda önemli ölçüde aşılmış olan ancak halen esnafın belirli bir kesiminde maalesef devam etmekte olan bir nezaket sorunu vardır. Bunu da yine dışarıdan gelen misafir ve turistlerin gözlemlerinden anlamaktayız. Bazen de bizzat yaşamaktayız maalesef. Gezginlerin not düştüğü tarihi kayıtlarda Trabzon Kemeraltı bölgesindeki esnaf ile ilgili olarak; “Rum, Ermeni esnafın elleri havada müşteri karşılarken, yerli Türk esnafın müşteriyi umursamayıp, tütün çektiğinden” bahisle Türklerin ticaret konusundaki yetersizliği anlatılır.

Gerçekten de Trabzon karakterinde yer alan “lider ego” özelliğinin bir yansıması olarak esnafın bir kesiminde müşteriye olan yaklaşım nezaketten uzak, duyarsız ve hatta kaba olabilmektedir. Büyük ölçüde insan karakterinden kaynaklanan bu özellik, biraz da eğitimsizlik ile bir araya geldiğinde işin tadı iyice kaçmaktadır. Trabzon’un en hassas sektörlerinden olan dolmuş taşımacılığı tam bir bilimsel inceleme konusu olacak kadar çok yönlü bir vakadır. KTÜ-Meydan ve Tıp Fak.-Meydan gibi bazı hatlar dışında kalan hatlarda çalışmakta olan dolmuş şoförlerinin uygun bir program dâhilinde mesleki gelişim programlarına tabi tutulmasında çok büyük yarar vardır. Bunun hem ağır iş yükü altındaki şoför çalışanlar, hem de hizmet almakta olan halk için önemli olduğu söylemeliyim. Dünyanın pek çok kentinde taksi şoförlüğü özel sertifika sahibi kişilerce yapılmakta olan ve ciddiye alınan önemli bir meslektir. Bizim büyükşehir belediyemizin böyle bir konudan haberi var mıdır acaba?  

Biliyorum ki; Trabzonlu şoförler, mert, dürüst, iyi kalpli ve yardımseverdirler. Ama insan ilişkilerindeki incelik başka bir şey olup, müşteriye karşı nazik ve anlayışlı davranmak konusunda önemli düzeyde eksikliklerimiz mevcuttur. Şoförlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi açısından yapılması gereken epeyce şey var, ama neyin nasıl yapılacağına ilişkin planlama daha da önemli…

 

ROUND ABOUT

Ayasofya’da mevcut dönel kavşağı (İngilizce’deki karşılığı ile “round about”) sıklıkla kullanmakta olan birisi olarak, o kavşağa her gelişimde aynı stresi yaşadığımı söylemeliyim. Dünyanın gelişmiş kentlerinde örneği bulunan bu uygulama, Trabzon’da yapılmış en ciddi projelerden bir tanesi olarak takdire şayandır. O bölgedeki trafik akışına çok büyük bir katkı sağlamış olup, ışıkta bekleme eziyetini ortadan kaldırarak insan psikolojisini de rahatlatmıştır. Amma velâkin bende yarattığı stres; bu kolaylığın da değerini bilmeyen aceleci sürücülerden kaynaklanmaktadır.

Dönel kavşaklardaki en temel trafik kuralı, geçiş üstünlüğünün kavşağa girmiş ve “dönmeye başlamış olan” taşıtlarda olduğudur. Bu durumda 4 giriş 4 çıkışı bulunan bu kavşağa girişlerde önceliğin, dönel kavşakta solunuzdan gelmekte olan taşıtta olduğunu bilerek öncelikle durup onlara yol vermeniz gerekmektedir. Kavşak müsait olduğunda giriş yaparak devam etmelisiniz. Bunu bilmeyen ve kavşağa giriş yapmak üzere gelip durduğunuzda arkanızdan gelmekte olan ve sizi korna ile uyaran sürücüler benim birinci stresimi oluşturuyorlar. Dikiz aynasından sert bir bakışla durumu anlatmaya çalışmakla idare etmekten başka çareniz yok…

Diğer stres ise, kavşağa girdikten sonra başlıyor. Kavşakta dönmeye başladığınızda artık siz geçiş üstünlüğünün sizde olduğuna inandığınız için kavşaktan çıkışa kadar önünüze araba girişi olmayacağını düşünerek devam ettiniz… Yanıldınız, ikinci stres sizi tedirgin etmeye başlar. Zira siz kavşakta keyifle dönerken Akçaabat tarafından gelen bir taşıt tam gaz kavşağa girer ve size hiç bakmadan yoluna devam eder. Çünkü yola giren adam, az önce arkanızdan size korna çalan ile aynı bakış açısına sahiptir. Bu kavşakta yaşanan durum tam da budur. Ne yapacağınızı şaşırarak yolunuza devam etmeye mecbur kalırsınız.

Geçenlerde Ayasofya dönel kavşağında bir sürücü ile yolun sağına arabalarımızı çekip, birbirimize haklılığımızı anlatma mücadelesine giriştik. Ama nafile… Beyefendi kendi doğrularını kavşak kurallarının üzerinde görmeye devam ettiğinden, sinir savaşını kaybettim. Saygıdeğer sürücüler; Ayasofya dönel kavşağına girerken lütfen kavşağı kontrol ederek dönel kavşakta dönmekte olan taşıt varsa lütfen durunuz ve kavşak boşalınca devam ediniz. Kamu; güzel bir yatırım yapmış ve işi çok kolaylaştırmış, ne olur kıymetini bilelim, diğer sürücülere saygılı olalım…

 

KTÜ’NÜN ÇÖPLÜ PATİKALARI

Çevre temizliği ile ilgili yazmanın suyunu çıkardığımızı biliyorum. Ama başka da çaremiz yok. Toplumu bizim Milli Eğitim’e teslim edince bu işler çözülmüyor maalesef. Çevre kirliliği esasında bir hak ihlali olup, inancımız gereği de günahtır. Bunu hemen herkes çok iyi bildiği halde insafsızca pet şişe, izmarit, ambalaj atığı vb. çöplerle hiç düşünmeden o güzelim parkları, çimleri çekilmez hale getirmekte üstümüze yok.

KTÜ tıp fakültesinin altından ana kampüse inen yolu sürekli kullanırım. Manzarası, ağaçları ile insanı rahatlatan patika yoldan Soğanlı dağları, havaalanı, ana kampüs hâkim bir manzaradan izlenebilir. Çam ağaçları arasından geçerken kendinizi doğanın bir parçası olarak görür ve kısa süreliğine de olsa zihinsel bir rahatlık hissedersiniz(di). Şimdi o yol etrafındaki çöpler nedeniyle güzergâh değiştirmeyi bile düşünür olmaya başladım. İçtiği suyun şişesini insan/öğrenci nasıl olur da o çimlerin üzerine atabilir? Gerçekten anlaşılması zor bir davranış… O yolun etrafını kim temizleyecek ben de bilmiyorum. Tekrar kirletilmeyeceğini bilsem üniversite yönetimine durumu aktarıp ricacı olacağım, ama biliyorum ki birkaç gün içinde yine aynısı olacak. Zihniyet değişmediği sürece rektör ne yapsın, nereye yetişsin?

Çevre bilinci üzerinde ben üniversitede bile zaman zaman derslerde vurgulamalar yapıyorum. Bu konuda öğrencilerde duyarlılık ve bilinç geliştirmeye çalışıyorum. Sosyal problemlerimizin çözümünde elbette devletten ve siyasi iktidardan beklentimiz çoktur. Ama kendimizin yarattığı problemlerin çözümünü başka yerlerden beklemek, en azından insafsızlıktır. Temiz bir çevre ve kent için, nezaket ve kurallı trafik için işe önce zihinsel temizlikten başlamalıyız derim. Saygılarımla.

 

 

       

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.