• BIST 97.149
  • Altın 282,758
  • Dolar 5,7454
  • Euro 6,3899
  • Trabzon 24 °C

Horon Festivali!

Yer KULAK

  Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Kültür Bakanlığı, Valilik ve Ortahisar Belediyesinin desteklediği Horon Festivali, bugün başlayacak. 
‘9 Ülke El Ele Hayde Horona’ sloganıyla start alacak festivale,  Azerbaycan, KKTC, Bulgaristan, Gürcistan, İran, Meksika, Rusya ve Yunanistan’dan horon ekipleri katılacak. 
  Başkan Zorluoğlu, “Festivalimizde, horon kültürümüzü, horonun yöresel bir danstan çok, insanları coşku ve eğlence çemberinde buluşturup birleştiren yönünü ülkemize ve dünyaya bir kez daha anlatmayı amaçlıyoruz” dedi.  Festivalde Ekin Uzunlar, Mehmet Yılmaz, Onay Şahin, Resul Dündar, Sinan Yılmaz, Yusuf Cemal Keskin ve Zeynep Başkan gibi yöresel sanatçılar da sahne alacakmış.
Büyükşehir Belediye Başkanlığının organizasyonunda gerçekleştirilecek horon festivali, eski belediye başkanlarından Asım Aykan’ın sinema festivalini, Volkan Canalioğlu’nun da bugünküne benzer festivalini hatırlattı. Hatta festivale Deniz Baykal bile gelmişti. İki eski başkanın düzenlediği festival de uzun ömürlü olmamıştı. 
horon.jpg  Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonu ile düzenlenen horon festivali, alelacele düzenlenmiş bir festival havası verdi. Birkaç gün öncesine kadar festivalle ilgili duyuru, tanıtım vs. yapılmamıştı. 
  Günebakış Gazetesi, ‘Festival Muamması’ başlığı ile eleştirel bir haber yapmıştı. Bu habere Büyükşehir Belediyesi’nden açıklama geldi. Gazete açıklamayı da yayımladı.
  Buna göre Horon Festivali Büyükşehir Belediyesi’nin bir organizasyonu değilmiş. Bu festival, Turizm İl Müdürlüğünün her yıl düzenlediği ve bu yıl üçüncüsünün organize edildiği etkinlikmiş.
  Adı ister horon olsun ister kemençe, ne olursa olsun, bu tür etkinlikler için, üstelik Büyükşehir Belediye Başkanlığının organizasyonu ile yapılacak etkinlikler için aylar öncesinden hazırlık yapılır, duyurulur vs.
Festival Meydan Parkında yapılacakmış!
Meydan Parkı günün her saatinde ana baba günü. Parkın çevresinde trafik yoğun. Maraş Caddesinde araçlar karınca hızıyla gidiyor.
Meydan Parkı ve çevresi, hiç değilse festivalin yapılacağı saatlerde araç trafiğine kapatılmalı. 
Trabzon’un böyle bir festivale gerçekten ihtiyacı var.
Bu festivalin zamanı Ağustos ayının ilk günleri mi olur yoksa fındık hasatından sonra mı? Bu iyi hesap edilmeli. 
Yapılacak bu festival, iki üç gün ile sınırlandırılmamalı. Bir hafta devam etmeli.
Bu festival, inşallah büyük bir festival için başlangıç olur. 

Artvin’den geldiler!
  Maliye eski bakanı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal ile Karayolları Genel Müdürü Abdulkadir Uraloğlu önceki gün Artvin’den Trabzon’a gelmişler. Uraloğlu ve Ağbal’ı, Karayolları Bölge Müdürü Selahattin Bayramçavuş karşılamış. Artvin’de yapımı devam eden barajlarda ve yollarda inceleme yapan Uraloğlu ve Ağbal’a, Karayolları Bölge Müdürü Bayramçavuş Trabzon’daki yatırımların son durumu hakkında bilgi vermiş. İkili daha sonra Ankara’ya gitmiş.

   Türkiye'deki giderek kronikleşen Suriyeli mülteci meselesine hep insancıl duygularla yaklaşıyorlar. Ama nedense ''Arap Baharı'' furyası altında, iktidarın nasıl bir zoka yuttuğunu, yanlış siyasi tercilerinin ne türden felaketlere yol açtığını bir türlü kendilerine itiraf edemiyorlar. Tarihin en büyük mülteci sorununu akılla, mantıkla çözmeyi değil de vicdan yapıp Türk milletinin sırtına boca etmeyi bir marifet biliyorlar. Oysa vakıaya biraz mantıklı bakıldığında demografik yapısı çözülmüş bir Suriye'nin İsrail için yumuşak lokma olacağını ve bu durumun Türkiye'nin bölgedeki işini daha da güçleştireceğini anlamak için deha olmaya gerek yok, kör bir AKP'li olmamak yeterli. (Metin Kondel)

  Şimdi moda ya Ümmetçilik. Milliyetçilik ırkçılık oluyor ya. Nedense sadece Türk Milliyetçiliği ırkçılık oluyor, diğer milliyetçiliklerle sorunları yok.
  Sorumuz şu: Milliyetçilik midir daha kuşatıcı olan ümmetçilik midir? Ümmetçiliği bir inanç kardeşliği olarak görenlere de bizim bir kaç sualimiz olacaktır. 
Hz. Ali ile Aişe'nin akrabalık bağlarını bir kenara koyarak soruyoruz sorumuzu, ikisi bir ümmetten değil miydi de ilk Müslüman kanını döktüler? Ya Muaviye? O da mı ümmetten değildi? Abbasî ve Emeviler… Osmanlı ve Kölemenler... Gazneliler ve Karahanlılar... Daha niceleri ümmet değil miydi?
  Sayın ümmetçiler, sizler ne hayatın gerçeklerini ne de Tanrıyı kavrayacak bir zeka ve bilgiye sahip değilsiniz. Sizlere bir bademlemeci şeyh gerekir. Türk Milliyetçilerinden uzak olun.
  Bizim akıl ışığımız, varlığı ve Tanrı'yı kavrayacak kadar parlaktır. Sizin karanlıklarınızda sadece ahlaksızlık vardır. İnsanlığın sizden alacağı bir şey yoktur! (Temel Kahveci)

DENİZ...
  Küçükken Çanakçı’nın Sarayköy’ünde yaşıyorduk. Çanakçı’da deniz yoktu. O zamanlar Çanakçı, Görele’ye bağlıydı. 7 Mayıs’ta Görele’de Mayıs Yedisi şenlikleri düzenlenirdi. Köyün çoğunluğu sandala binip gezinti yapmak için Görele’ye giderdi. Dönüşte Mayıs Yedisi şenliklerini ballandıra ballandıra anlatırlardı. Anlatılarda, sık sık ‘deniz’ kavramı geçerdi. Çanakçı ile Görele arası sadece 14 km olmasına rağmen, hiç Görele’ye gitmemiş, denizi görmemiştim. Görele’ye sadece, çok küçükken doktor için gitmişim. Bir gün abilerimden birine ‘deniz nedir’ diye sordum. Biraz düşündü ve ‘deniz gölün büyük olanı, koskocaman bir göl’ dedi. Gölü biliyordum. Köyün derelerinde önüne bent yaparak oluşan su birikintilerine göl derdik. Değirmenlerin bentlerinde de göller oluşurdu. Hep o göllerde yüzerdik. Hatta yaz aylarında hiç göllerden çıkmazdık. Aklımda yer eden deniz kavramı da, hep kocaman bir göldü. Denize baktığımda karşısında, sağında, solunda kara parçalarını göreceğim bir göl... Derken 1972’nin Eylül ayı geldi; gençliğimin geçtiği Zonguldak’a gitmek için, Çanakçı’dan Görele’ye indik. İçimdeki deniz merakını gidermek için olsa gerek, iner inmez abim beni sahile götürüp denizi gösterdi. Çok şaşırmıştım, hayal kırıklığına uğramıştım. Ucu bucağı, başlangıcı ve sonu görünmeyen Karadeniz çarşaf gibi önümde seriliydi. Kafamda tasavvur ettiğim denize hiç benzemiyordu... 47 yıl sonra kafamdaki denize kavuştum. Bozburun’dayım; karşı kıyıdan Bülent Ortaçgil ‘benimle oynar mısın’ diye sesleniyor. Solumda ahtapotun en hasının hazırlandığı Söğüt - Deniz Yıldızı. Sağımda Akdeniz Barbununun hakkını veren Kandil ve Filika Restaurant... Denizin her taraftan sınırı var. Galiba sınırsızlıklar, uçsuz bucaksızlıklar, bilinmezlikler bana göre değil. Keyfim çok yerinde... (Av. Orhan Kılıç)

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.