• BIST 109.657
  • Altın 156,071
  • Dolar 3,8739
  • Euro 4,5733
  • Trabzon 13 °C

Hukukun dışı, adaletin içi

Ali Rıza Keskinalemdar

Yerel seçim öncesinde ortam iyiden iyiye arabesk hale geldi. Bu kez muhalefet iktidarı sıkıştırıp defansa zorluyor gibi görünse de muhalefetin “kaş yapayım derken göz çıkartması” gibi sık sık kendi ipini çekmesine tanık oluyoruz.

O kadar çok tekrar yapılıyor ki, bazen gına geliyor doğrusu… Seçim alanları bir şey ifade etse de, hiçbir zaman gerçeği tam temsil etmemekte…  Aynı alanı her parti doldurduğuna göre, alanlara bakarak hangi partinin önde gittiğini anlamak kolay değil…

Sadece Halk TV’den yayımlanan ve webden izlediğim CHP’nin Trabzon mitingi doluluk ve coşku olarak fena sayılmasa da hangi CHP’liye “biz bu Trabzon’u alırız”  dedirtmiştir? Ya “Şike Davası”ndan dolayı FB Başkanı Aziz Yıldırım’a verdiği destekle Trabzonsporluların “gözünden düşen” CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, üzerindeki kötü algıyı azaltmak ve “şirinlik” yapmak adına söylediği Türkiye'de iki efsane var; bir Cumhuriyet Halk Partisi, iki Trabzonspor. Biz 90 yıldır mücadele ediyoruz, Türkiye'ye demokrasi gelsin, kul hakkını siyasetçiler yemesin, kadın erkek eşitliği olsun, herkes evine akşam helal ekmek getirsin diye. Trabzonspor, o da mücadele ediyor. Anadolu'nun efsanesi, Anadolu'ya şampiyonluğu getiren takım. Rozet takmakla Trabzonsporlu olunmaz. Trabzonspor yaylaların sesi, Karadeniz efsanesidir, Türkiye'nin efsanesidir. Trabzonspor'u böyle biliyoruz" sözlerinin devamında bakalım “CHP iktidarında, çalınan kupayı Trabzonspor’a kavuşturacak” mı?

Kulağımla duyup, gözlerimle görmedim ama yerel basında yazıldığı kadarıyla Trabzon sokaklarında CHP Seçim aracından miting günü bu yönde yayınlar yapılmış… Biraz yöresel takılırsak, ne kadar “esse” olduğunu bilemem ama siyaset işte böyle bir şey: Olmayacak duaya amin deme ya da söz verip unutma sanatı!  

BÜTÜN KALELERİ ZAPTEDEN KİMDİ?

Kafalar nasıl da karışık, görüşler nasıl da bulanık…

Geçenlerde her ay yineleyerek gelenekselleştirdiğimiz kahvaltıda, Fenerbahçeli bir arkadaş konunun siyasete geldiği bir noktada “Senin gibi biri nasıl olur da Aziz Yıldırım’a ve Fenerbahçe’ye yapılan kumpası göremez” diye yüklenmeye çalıştı. Sanırım Trabzonsporlu olduğum için olaylar karşısında mutlaka haksızlık yapılanın Trabzonspor olduğunu düşüneceğimi tahmin ediyordu. Sözlerini “Ah siz Trabzonsporlular” diye bitirdiğinde, çoktan “O kupa Trabzonspor’un olmalıydı” demiştim bile.

Henüz daha Başbakan’ın oğlu ile Fenerbahçe Kongresi üzerine yaptıkları telefon konuşmaları yayımlanmamıştı.  Bu konuşmaları dinleyince esasında çok şaşırmadım. “Şike Davası”nda Başbakan Erdoğan Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’a “nötr” davranıyor gibi yapmış ama özellikle gerek 6222 sayılı yasadaki değişiklikleri hayata geçirmesi gerekse de UEFA ve FIFA nezdindeki girişimleriyle Fenerbahçe’nin ceza almamasını sağlamaya çalışırken aynı zamanda Aziz Yıldırım tarafını da kontrolünde tutmaya çalıştığı sırada neyin ne olduğu anlaşılıyordu: Yokuştaki arabanın vitesi boşa alınıp, el freni indirilmişti ama ayaklar frendeydi!

 

Fenerbahçelilere göre 17 Aralık “Büyük Rüşvet Ve Yolsuzluk Operasyonu”na kadar Fenerbahçe’yi ele geçirmeye çalışan güç Başbakan Erdoğan’dı. Bu nedenle Galatasaraylıların Mesut Yılmaz’a yaptığının benzerini bu kez Fenerbahçeliler daha alt düzeyde gerçekleştiriyor ve sağa sola yapıştırdıkları “oy-un bitti” çıkartmalarıyla bir anlamda “sandıkta görüşürüz” demeye getiriyordu.

Ancak 17 Aralık’ta iktidar ortaklarının kavgaya tutuşması sırasında “at kaçıp torba düşünce” Başbakan Erdoğan’ın dillendirmeye başladığı “paralel yapının kumpasına gelindiği” yönündeki görüşler sonucu, kartların yeniden karılmasına yol açacaktı. Çünkü, Başbakan Erdoğan’a göre kendisi “sütten çıkmış ak kaşık” iken, olan biten ne kadar“kötülük” varsa hepsi “Gülen Cemaati’nin devlet içinde yapılanmasından kaynaklanmaktaydı”. Ergenekon, Balyoz, Şike, Casusluk, vs. bütün yargılamalar, “polisin, yargının içinde yuvalanan cemaatin elemanlarının işiydi”.

Ülkedeki bütün futbol takımları “Cemaat”in eline geçmişti, bir tek Fenerbahçe kalmıştı. Gülen’in hangi takım taraftarı olduğunu bilmiyorduk ama Başbakan Erdoğan koyu bir Fenerbahçeliydi.

HER ZAMAN MAĞDUR HER ŞEY MANİDAR

17 Ocak 2014 günü bu kez Yargıtay Şike Davası’nı karara bağladığında, Başbakan bir ay içinde her şeye taktığı kulpu takacak ve Aziz Yıldırım’ın onanan cezasını zamansız, gereksiz dolayısıyla “manidar” bulacaktı. Muktedir ama mağdurdu!

“Üstünlerin hukuku yerine hukukun üstünlüğünü getireceğiz” diye yola çıkıp, “basın”ın ve “aydınlar”ın büyük bir bölümünü etkisine alan AKP iktidarının son geldiği nokta“söylediğini unuttur, unut; kitleyi uyuştur, uyut”tan başka bir şey değildir. Eskiler boşuna “hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” dememiş… Kısaca, insan unutkandır!

Anımsayın… 2011-2012 sezonunda icat edilen play off grubu maçları sonucu Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda Fenerbahçe’ye karşı şampiyonluğunu ilan eden Galatasaray’a kupasının verilmesi ve törenin yapılması krize dönüşüyor; uzun telefon görüşmeleri sonunda “krizi Başbakan Erdoğan çözüyor”, kupa karanlık altında Galatasaray’a veriliyordu.

Böyle bir ülkede nasıl oluyor da hukukun üstünlüğünden bahsedilebilir ki? Bir kulübün yapacağı kongreye bile Başbakan gölgesi düşüyorsa, acaba adaletin üzerine neyin gölgesi düşer dersiniz? Bir takıma lig kupası verilmesinin kendisine sorulması “manidar” olmuyor ama Yargıtay’ın Fenerbahçe Başkanı için ceza onama kararı vermesi“manidar” olabiliyor.

“O KUPA” TRABZON’A GELİR Mİ?

(Hadi bu kez “bunlar sözünü tutar” diye düşündüğünüzü varsayalım) CHP’nin Haziran 2015’den önce iktidar olma şansı bulunmadığına, Trabzonspor’a “o kupa” için ayar sözü veren AKP’liler ortalarda görünmediğine, TFF’nun “dosyayı kapattık” dediğine ve “kupanın da Fenerbahçeli Başbakan’da olduğu bilindiğine”  göre yukarıdaki soruya“evet” diyerek bu karmaşık çok bilinmeyenli denklemi çözebilecek Trabzonsporluların sayısını merak ediyorum doğrusu.

12 Haziran 2011’de seçimler yapıldığında “Şike Operasyonu” hazırdı ama “seçim sonuçlarını etkilemesin” diye 3 Temmuz sabahı beklendi. Bu kez “paralel yapı” seçim meçim dinlemedi, “yargı kararını onayladı”. Ay sonundaki seçimde Fenerbahçe taraftarlarını test edeceğiz; bu işlerin AKP tarafından mı yoksa cemaat tarafından mı yapıldığına bir anlamda karar verecekler.

Akyazı’daki stadyum reklamı ile iktidar Trabzon’da 3 seçim 1 referandum kazandı. Bakalım muhalefet bu kez “kupayı getireceğim” sözü ile Trabzon’da seçim kazanabilecek mi?

“O kupa” Trabzon’a gelir mi diye bana sorarsanız; çok zor derim, çok zorNiye derseniz; ben de 15 milyon seçmen büyüktür 2 milyon seçmenden gibi bir matematik gerçekten bahsederim.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.