• BIST 100.021
  • Altın 280,367
  • Dolar 5,7250
  • Euro 6,2958
  • Trabzon 17 °C

Hükümet mi oylanacak Başkanı mı seçilecek?

Hasan Kurt

  Yarın sandık başına gideceğiz. Belediye Başkanı, meclis üyeleri ve muhtar adayları için oy kullanacağız. Birini, birilerini tercih edeceğiz.
Yerel seçimin ana mantığı ve tanımı bu.
  Tanım bu olsa da, yerel seçimler çoğu zaman iktidarlar için bir güven oylaması olarak da nitelendirilir.
   Türk basının önemli isimlerinden biri olan Özdemir İnce, ‘31 Mart’tan sonra ne olur?’ başlıklı yazısının giriş bölümünde şöyle diyor;
  ‘Yerel yönetim seçiminde muhalefetin oyu yüzde 51’i geçerse, büyük kentleri CHP alırsa, İYİ Parti de kendi çapında başarı kazanırsa ne olur? 
1- Başyüce, muhalif belediyelere zıt gider, ülkeyi cehenneme çevirir. Ruhlarında evrensel ahlakın zerresi bulunmayan militanlar tehditlerini sürdürür. “Zillet” olarak adlandırılan demokratik kitle, bu durumda da demokrasi için mücadeleyi sürdürmelidir. 
2- Başyüce, muhalif belediyelerle uyum içinde olmayı seçer, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olduğunu hatırlarsa, normalleşir; kuvvetler ayrılığını kabul eder: Yasama (TBMM) ve Yargı’ya saygı gösterir ve Türkiye huzura kavuşur. “Zillet” olarak adlandırdığı demokratik kitle bu durumda demokrasiyi yeniden kurmak için kolları sıvar.’

***

   Özdemir İnce, bu soruları sorup yorumunu yaptıktan sonra şöyle devam ediyor;
‘Ama bir korkum var. Bu korkuyu, Hürriyet gazetesinde (27.3.2009) “AKP iktidarı asla bırakmayacak” adlı yazımda dile getirmiştim. Zorbalık, iktidarının ebedi olmadığını çok iyi bilir ama tarihteki acı örneklere karşın iktidarı bırakmamak için her türlüğü deliliği yapar’ diyor. Ve yıllar önceki yazısını köşesine alıyor. Yazı şöyle;
‘AKP, Anayasa Mahkemesi tarafından ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak’tan mahkûm edilmiştir. Ancak, her ne hikmetten ise, AKP’ye kesilen kapatma cezası, para cezasına çevrilmiştir. Bir anayasal suç işlemiş olan bu parti şu anda ülkenin iktidar dizginlerini elinde bulundurmaktadır. 
  Anayasa Mahkemesi’nin kararını tercüme edelim: ‘Laiklik’, cumhuriyet ve demokrasi rejimlerinin olmazsa olmaz oluşturanıdır, ‘oksijen’dir. Bu karara göre AKP, cumhuriyet, demokrasi ve laiklik karşıtıdır. Ama ne var ki Türkiye otobüsünün ehliyetsiz şoförü olarak şoför mahallinde direksiyon sallamakta ve ülkeyi imam-valilere, imam-kaymakamlara teslim etmeyi normal saymaktadır. İmam-Başbakan döneminde bütün il ve ilçeleri ‘imamlar’ yönetecek, hâkim ve savcılarıyla adalet ve polis teşkilatı da imamlaştırılacaktır.
AKP gibi maskeli takıyye partileri demokratik seçimlerle iktidara gelirler. Ancak demokratik seçimlerle iktidarı kaybedecek olurlarsa bir daha iktidara gelemeyeceklerini de bilirler… İktidardan gittikleri an Başbakan’ın ve milletvekillerinin dokunulmazlıkları kalkacak ve kendilerini Yüce Divan ve bağımsız yargının önünde bulacaklardır. Bu nedenle her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak zorundadırlar.
  İktidarda kalmanın bir de ideolojik yanı vardır ki, bu da işleme koyduğu sivil darbenin tamamlanması için, her ne pahasına olursa olsun, iktidarda kalmayı zorunlu kılar. 
   AKP henüz Cumhuriyetin kurucu ilkelerini değiştirme olanağını elde edememiştir. Cumhuriyetin laik yapılarını tamamen değiştirememiş; Devrim Yasaları’nı yürürlükten kaldıramamış; Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu ilga edecek duruma gelmemiştir. 
   Türkiye’yi sarıp sarmalayan iç ve dış güçler AKP’nin bu misyonunu tamamlamasını istemektedirler. AKP bu nedenle, misyonunu yerine getirmek için demokrasiyi ve Cumhuriyeti, yapılarıyla birlikte tahrip etme girişimini her ne pahasına olursa olsun devam ettirecek! AKP’ye oy vermeye niyetli demokrat seçmen bu gerçeği görüyor mu?’ 

***

  AK Parti’ye oy vermeye niyetli olanlar değil de, AK Parti’de siyaset yapanlar ve bu partiye oy verenler, bu konuda ne düşünüyor?
Partinin çekirdek kadrosu, yandaş sendika ve dernekleri yönetenler dışında olayı bu şekilde değerlendirenlerin olduğunu tahmin etmiyorum.
  Ve bu geniş kitle, bu değerlendirmeyi afaki bulmanın ötesinde hayal ürünü olarak nitelendirmektedir.
  Zaten, gerek milletvekili ve gerekse yerel yönetimlerde aday gösterilen isimlerin de büyük çoğunluğu, bu değerlendirmeye kökünden karşı çıkarlar ve çıkıyorlar.
Ancak, ‘ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ diye güzel bir deyim vardır. Kabullenmesek karşı da çıksak, ortada bir icraat var. 
***

  Türkiye’de bugüne kadar onca yerel seçim yaşandı. AK Parti hükümetleri döneminde olduğu gibi hiçbir dönemde ve özellikle de bu dönemde Başkan ve merkezi hükümet yerelde bu denli başoyuncu olmadı.
  Cumhurbaşkanı ve hükümet üyelerinin seçime bu denli asılmaları, İnce’yi ve onun gibi düşünenleri haklı çıkarıyor. Yerel seçim, yerel seçim olmaktan çıktı ve bir yerde Başkanın ve hükümetin oylanmasına dönüştü gibi!
  Yerel seçimde muhalefetin oyu yüzde 51’i geçerse, büyük kentleri CHP alırsa, İYİ Parti de kendi çapında başarı kazanırsa, tahminim o ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan İnce’nin yazısında belirttiği 2.şıkkı uygulamaya koyar. Türkiye normalleşme sürecine girer. Beklenmedik gelişmeler olmazsa Başkanlık ve genel seçim zamanında yapılır. Ve o seçimde de Erdoğan’ın rakibi Ekrem İmamoğlu olur!

Hasan Kurt

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.