• BIST 99.028
  • Altın 281,698
  • Dolar 5,8739
  • Euro 6,4829
  • Trabzon 17 °C

HÜLLE

Gürsel ÖZGÜR

 Bir zamanlar moda gibiydi veya zorunluluk da olabilir, hülle…
1970’li yıllarda askeri okullardan atılmak maksadıyla hülle yapanlar vardı, yabancı kadınla para karşılığı anlaşarak evlenmek suretiyle amacına ulaşıyordu. Sonrasında bir veya birkaç gün sonra da boşanıyorlardı, iki tarafta bu işten memnundu, öyle ya kimin umurunda, kılıfına uydurmuşlardı. Kurala uymuşlardı, ama evlilik müessesinin zarar gördüğü gerçeği çıkarları adına göz ardı edilmişti.
Yabancı bir ülkede kalabilmek maksadıyla yapılan evlilikler de var, yani işi kılıfına uydur da gerisi önemli değil. Bu yaklaşımlar aslında kişisel ahlak ile ilgili, toplumsal ahlakın yozlaşmasını gösteren hareketler değil.
Ancak; işi kılıfına uydurma yani ‘’hülle’’ anlamındaki düzenlemeler Yönetim Kademesi yani İdare tarafından vatandaşın önüne koyuluyorsa ve buna uymaya zorlanıyorsa, bu artık tuzun kokmasıdır ki, buna yapılacak tepki belki de sivil itaatsizliktir. Siyaset en güvenilir ve ahlaklı alan olmalıdır. Olmazsa toplumda çöküş başlar davamı çürüme ve topyekûn yok oluştur.
Seçmeni; ‘’oy vermek vatandaşlık görevidir’’ demek suretiyle adeta tehditvari şekilde baskı altına alarak oy sandığına gitmeye mecbur bırakmak, maneviyattan ve onurdan yoksun oy deposu olarak görmek ancak robotlaşmış bir dünyada mümkündür. Ancak, henüz robot çağına girmediğimizi unutmamalıdırlar.
Düşünen, yargılayan, sorgulayan, partisinin ilkelerini benimseyen, başka partiye oy vermeye eli gitmeyen bunun parti suçu olduğunu bilen bilinçli, onurlu ve yönlendirmeleri asla kabul etmeyen vatandaş bu oyunları bozar.
Yakın tarihimizden hatırlayalım; Kenan Evren 12 Eylül 1980 darbesinden sonraki süreçte, 6 Kasım 1983 Genel Seçimlerinde MGK’nın izin verdiği partilerden biri olan MDP’nin(Amblemi horoz olan) başındaki şahsı(emekli orgeneral) Turgut Sunalp’ı işaret edecek ancak seçim sonucunda bu işaretine bin pişman olacaktı. Tabii ki tamamen bu olaya bağlı olmasa da önemli bir neden olarak tepkisel karşı duruş onurlu bir şekilde sergilenmişti.
İttifaklara karşıyım; çünkü hülledir, hiledir, işi kılıfına uydurmadır, birbirine olmadık küfürler edenlerin çıkar uğruna bir araya gelmesidir, seçmenin başka partinin adayına oy vermek zorunda bırakılarak tüzüğüne karşı gelmesine nedendir, gecelik ilişkidir, muta nikâhıdır, kısaca ahlaki tutulmadır.
Seçim sonrasında koalisyon olabilir, bunda ahlaki bir sorun yok, ilkeler çerçevesinde bir araya gelinebilir. Tamamen yasal ve partilerin ilkeleri çerçevesinde gelişen bir anlaşmadır.
İttifak yapan partilerin yerel politikaları aynı mı? Seçimler öncesinde ve sonrasında bitmek bilmeyen hile arayışları ve dünyada olmayan mucizevî (!) cin buluşlar siyasete dip yaptırmıştır. Belki de kasıtlı yapılmaktadır ki, insanlar umutlarını kaybetsin ve niteliksiz insanların elinde niteliksiz siyaset yapılsın.
Mutabakat, ittifak gibi saçma uygulamalar rekabetin ruhuna da aykırıdır. Şimdi beraber düşünelim; Örneğin, varsayalım Meksila ilinde bir parti aday çıkarmazsa o ilin örgütü üzülmez, alınmaz, kırılmaz, motivasyonu azalmaz mı? Meksila’daki o partinin örgütü çalışmayacak mı? Yoksa diğer partiye mi çalışacak? Ne yapmalı?
 İnanın fabrika ayarları iyice laçkalaştı artık zor ayar tutar, süratle doğrulara dönülmelidir. 
Aklıma ticaret pazarlığı geliyor, şu kadar olsun, bu kadar olsun, uzun uzun tokalaşmalar; al şu ili ver bu ili. Öyle oldu ki; eskiden yanlış diye direnenler de, yanlış ama onlar yaptı biz de aynısını yaparız tarzına geldiler. Oysaki ‘’Sen doğru dur eğri belasını bulur’’ sözünde ısrarcı olunarak milletin teveccühüne mazhar olunacak çalışmalar yapmak, kucaklamak, umut olmak, başarıyı nihayetinde getirecektir.
Öyle diliyorum ki; bir yağmur yağsın ve insanlık bütün pisliklerinden arınsın, çok mu istedim, azaltayım dileğimi, biraz arınsın…

POŞET BOYKOTÇULARINA; 
Bayılıyorum, her şeye karşı olurken zaman zaman kendine de karşı olmak durumunda kalan ve bunu da fark etmeyenlere… 
Poşetler doğaya bırakılmasından 500 yıl sonra yok oluyor. Bu sürede zehirli kimyasalları toprağa, suya salarak, toprak ve suyun dengelerini bozuyor. 
Avrupa Birliği (AB) verilerine göre AB’de yılda poşet tüketimi 200 iken bizde 312. Almanya, İngiltere, Norveç ve ABD’de ücretli; İtalya, Fransa’da ise yasaklandı.
Doğaya bu kadar zararı ispatlanmış poşete getirilen ücretli satışa boykot uygulayacaklar ne yapmak istiyor? Sosyal medyada okuduğum kadarıyla; alışveriş merkezinde kasada bütün aldıklarını bırakıp gidecekmiş, yani bu mu boykot, yazık değil mi oradaki emekçiye? 
Efendim çevreye bu kadar zarar verilirken; HES, RES, Doğanın çeşitli amaçlarla katliamı vb. uygulamalar varken dağ faremi doğuruyor diyerek poşetin ücretli olması durumunu küçümseyenlere sözüm; doğru yapılanları alkışlayın, yanlışlara karşı beraber direnmeye devam edelim, olur mu?
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.