• BIST 115.147
  • Altın 163,214
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Trabzon 8 °C

HUZURLU GÜNLER

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Dünyası ektiği ve biçtiği tarlasından ibaret olan çiftçinin gözünde o tarla bir krallıktır. Huzuru, neşesi her şeyi o tarladır.
Bugünlerde çiftçi herkes gibi yani parası olan ama önünü göremeyen iş adamı, bilgisi olan ama bilgisinin aktarılmasına izin verilmeyen öğretmen, tecrübesi olan ama günde neredeyse elli ve daha fazla hastaya bakmakla yükümlü olan ama teşhiste allak bullak olan doktor gibi, ailesini geçindirmekte zorlanan baba gibi huzursuz ve neşesiz. Herkes hayatın ona getirdiklerini kabul eder oldu. İnsanlar kendine olan güvenlerini kaybetti. Umutsuzlar.
Oysa krallığı tarlası olan çiftçinin umudu sebzeleri, meyveleri ve toprağındaydı.
Sahip olduklarımız kayırdıklarımız, kolladıklarımız ve kıyamadıklarımız olunca onların bir bir elimizden kayıp gitmesini izlemek çok üzüntü verici oluyor.
Tencere kaynamıyorsa övünülecek ne kaldı.
Bilinmeyene doğru gidiyoruz ve hepimiz korkuyoruz.
Gelen her yeni zorluğa “neden” der olduk. Ama “yeter” diyenlerin sesi de duyulmaz oldu.
İçinde bulunduğumuz yüzyıl hani teknolojinin tavan yaptığı bu günler dünyanın daha iyi ve yaşanılır bir yer olmasını sağlamalıydı.
Huzursuz evler, huzursuz dünya ve huzursuz insanlar…
Kalbimizde ve dilimizde çok şey var ama kelimelerimizi çaldılar. Hiçbir şey olarak yaşıyoruz. Çünkü öyle hissettiriyorlar.
Ağzımızın tadı yok. Hep hasta gibiyiz.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener “Türkiye ağır bir grip hastası. Her yeri ağrıyor. Eklemeleri başı vs. Ama tedavisi var. Oda birlik, beraberlik ve dayanışmadan geçer” diyor. Sonuna kadar katılıyor ve destekliyorum.
Ayrılık şarkılarıdır bizi huzursuz eden.
Bu kimin oyunu?
İlk kim bozdu bizlerin huzuru ve uyumunu?
Huzursuzluktur bizi ayrıştıran. Sıkıntılı, tedirgin ve sürekli rahatsız hissettirilen insan birlik ve dirlik için çaba gösteremez.
Sanki hepimiz adsız birer canlıyız. Sanki sadece nefes alan birer varlık gibiyiz.
Sanki gözlüğünü takmayan insanlar gibi yaşadığımız alanları bulanık görüyor gibiyiz. Olanın biteni tam olarak görmüyor gibiyiz. Kim kimdir göremiyoruz sanki…
Hayal kırıklıklarıdır huzursuz eden.

Her tarafımızda cam kırıkları var; Acıtan ve kanatan.
Yaralar iyileşir yeter ki kalp yarası olmasın. Bir ülkenin işleyişini ve varlığını sürdürmesi kalbimizin ve yüreğimizin atmasıyla alakalıdır.
Zaman ortak akla hücum edenlere “dur” deme zamanıdır.
Huzur her şeyimizdir onu kimseye emanet etmemeliyiz. O yüzden emanet ettiğiniz huzurunuz varsa onu geri isteyin.
Cenap Şehabettin’in bir sözü var “ Yüksek makamlar yüksek tepeler gibidir. Koşarak çıkanlar nefes darlığı çekerler.” O yüzden o görevler zor görevlerdir. Layığı ile yapmak gerekir. Yoksa tıkanır ve tepe taklak düşersin. Gurura ne hacet; Söz konusu millet, vatan ise ve yanlışlık var ise bırakmak gerekir onurunla…
Durup ince şeyleri ve hesapları düşünmek zamanıdır. Artık dürüst, özverili ve umutlu yarınlara bakma zamanıdır. Bizim kendimizden başka dostumuz yok ki.
Artık karar verme zamanıdır.
Eğer karar verme döneminde seçenekler arasında zorlanırsanız içinize ve huzurunuza sorun. Huzurunuz neyi istemeye devam edeceğinizi, neyin sizin ve ülkeniz-millettiniz için iyi olacağını ve neyin sizi mutlu edeceğini mutlaka söyler. Huzurdur dirliği ve gönül rahatlığını isteyen unutmayın!
Huzurlu günler dilerim.

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.