• BIST 106.846
  • Altın 271,328
  • Dolar 5,7268
  • Euro 6,3392
  • Trabzon 13 °C

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

  “Müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Buna içimdeki şeytan diyordum”. SABAHATTİN ALİ
  Bu paragraf ne çok kişiyi anlatıyor değil mi? Bu paragraf masum geçinen ama şeytan olanları, aydın geçinen ama kapkaranlık olanları,Suçu kendinde değil başkasında arayanları, uyanıkları, etrafına zarar verip, kendini aklama peşine düşen dolandırıcıları, menfaat için her yol mubahtır anlayışında olanları anlatıyor adeta.
Sürekli beklenti içinde olup bağnaz, kör, her şeyin sahibiymiş gibi kalbinde bencillik taşıyıp, hak hukuk adaletten yoksun olan insanlar var mı etrafınızda?
Olmaz mı, dediğinizi duyar gibiyim.
Sahi nedir hak?
Hukukun, adaletin gerektirdiği ve birine ayırdığı imkan, kazanım ve kazançtır diyor TDK.
Açalım mı konuyu? Yani kanuni ve etik olarak yapılması olağan şeylerdir, kısaca hak.
Ben Trabzon’da doğdum. Bilenler bilir.
Bölgenin genel özelliklerine uygun tıpkı aniden yağan yağmuru, birden hırçınlaşan denizi hatta havası puslu yaylaları gibi haksızlıklar karşısında aniden parlayıverir, hırçınlaşır,pusun içinde adeta ışığı ararım.. Kabak tadı verenlere, tadımızı kaçıranlara ayar vermeye çalışır, mağduru korurum. Öğretiler hep hak, hukuk, adaleti korumak adına yani ahlak ve değerleri olunca bazen bendeniz mutsuz olurum. Malum mücadele zordur. Öğrendiğim ise, insanlar için hak hukuk ararken, kendime yaptığım haksızlığın dozajının fazlalığıdır.
Aziz Nesin’in “ZÜBÜK” kitabını okudunuz mu?
Zübükzade İbram’ın halkı kandırmasına rağmen önce belediye başkanı, ardından milletvekili olmasını anlatır. Üstelik de vaat ettiklerinin hiç birini yapmamasına, haksızlık yapmasına hatta ayırımcılık yapmasına  karşın hep desteklenen bir adam olmasını anlatır.
Haklarımız yaratılışımızla başlar.
İnsan hayatı ve insan hakları birbiriyle orantılıdır. İnsan doğumundan itibaren hak sahibidir. Hak sadece  güç sahiplerine, makam sahiplerine, otoriteye ait değildir.
Peki bu haklar özgür yaşantımızda ne kadar elde edilendir?

Hayatımızda sürekli bir takım insanlar bizi yüksekten aşağı doğru itiyor. Tanıdık eller daha da çok itiyor. Hele kadınsan hiç acımıyorlar.
Ortaçağdan bu yana kadın olmak “cadı” olmakla eşdeğer tutuluyor. Adeta bugün bile neredeyse geceleri süpürgelerini atlayıp şeytanla işbirliği yapan olarak isyankar, asi, kandıran olarak yaftalanıyor kadın. Belki biraz masalımsı oldu ama birde siyasetçi kadın isen o zaman işler daha da sarpa sarıyor. Oysa siyasette anayasanın hükümlerinin uygulanması gerekir ve “yasa dili” herkes, birey, kişi der. Kadın, yaşlı,erkek, çocuk, sakat vs ayırmaz.
Yani herkes ayırım gözetmeksizin eşittir.
E o zaman nedir bu haksızlık ve eşitsizlikler?
Hakların bilincinde olmak diğerini görebilmektir. Diğerinin kendisi olduğunu kavrayabilmektir. (7. YY MİM’den seçmeler)
Ötekileştirmenin moda olduğu günümüzde ateşin etrafında, menfaat ve çıkar düşkünleri  yangına körükle giderken el ele tutuşup döne döne oluşturdukları çemberde kendilerinden olmayanları adeta çemberin dışına atıyorlar. Sonrada oluşturdukları çemberde hak, adalet naraları atıyorlar. Kendileri dinliyor, kendileri inanıyor ve inandırıyorlar ne acı ki.
Hakkın helal edilmesi bizim ülkemizde, genelde yiyen tarafından helal edilmeyen oluyor. Oysa ki hak emeğin geçmemesi ve hakkın yenmemesidir. Ama din herkesin tekelinde olunca yine Zübükler hak helal etmeyen oluveriyor.
İyi insanlar doğruyu söylerler, hak yemezler. İftira atmazlar. Daha iyi insanlar ise herkesi sever ve sayarlar. Kendini düşünenler ise sadece kendini kırmaz ve incitmezler.
Hak hukuk hikayesinde, hak uykuda iken, hukuk ise yasaları kişilere göre uygularmış.
Umutsuz bir vaka olan “Hak” derin ve onarılmaz bir yara imiş. Hukuk ise layık ve layık olmayanları arar dururmuş. Hayatta unutulan bu iki değer belirsizlikle boğuşurken, adil olanlar sadece “onur” denilen saygınlığı ararmış. Bugün bile.
Sorumluluk sahibi insanlar “ben” demeyenler, geçmişten bugüne hep karşısındakinin sınavında da kendini görevli hissedenlerdir. Çemberin dışına itilse bile…
Nasıl ki heykeller duygusuzdur, hak yiyicilerde, bir heykel kadar taştır.
Taştan hangi hakkı sorabilirsin ki?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.