• BIST 89.644
  • Altın 335,806
  • Dolar 6,6029
  • Euro 7,2441
  • Trabzon 11 °C

İdeolojiler: İdrakimize giydirilmiş deli gömlekleri!

İKNUR ÖKSÜZ

   Yönetenler çıkarlarına karşılık gelen fikirleri yönetilenlerin kendi fikirleri haline getirebildiğinde uzun ömürlü bir iktidara sahip olabilirler. AK Parti bugün bunu başarmış bir yapıdadır. Yöneten gücün varlığı yönetilenlere mantıksal olarak açıklandığında ideoloji görevini yapmış düzene itaat sağlanmış ve ideal bir tahakküm kurulmuş demektir.  İdeolojinin bir diğer özelliği de insanın vicdanıyla aklını özgür iradesiyle farklı bir otoriteye teslim etmesidir. Siyasi partilerimizin ideolojilerinin peşinden giden bizler de vicdanlarımızla, akıllarımızı sanki özgür irademizle otoriteye teslim etmiş gibiyiz.
 
Küresel nüfuz amacında olanlar, seçkinler kendi çıkarlarını toplum üyelerinin ortak çıkarı olarak sunmak durumundadır. Millete hizmet etme amacıyla yola çıkmış siyasi partilerimiz de kendi gerçek çıkarlarını maskeleyerek; kutsal olarak addettikleri ideolojilerini toplum üyelerinin ortak çıkarı olarak sunmakta son derece başarılıdırlar. Bunu günümüzde en iyi başaran siyasi parti AK Parti’dir. İdeolojinin asıl görevi gücün varlığını maskelemektir. İdeoloji siyasetin ve sermayenin dizginlerini elinde tutan sınıfların çıkarlarını ve bu çıkarları simgeleyen düşüncelerin ifadesidir. İdeolojiler kitleleri yönetmek ve sömürü sistemini devam ettirmek için ihtiyaç duyulan inançların maskelenmiş halidir. Bu bağlamda Türk milleti kendini çok iyi maskelemiş olan siyasi partilerin ideolojilerinin esiri olmuş durumdadır.
  Cemil Meriç ideolojinin zihinlere olan etkisini "İdeolojiler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleri" sözleriyle ortaya koyar. İdeolojinin pençesine düşmüş insan ve kitlelerin objektif ve tarafsız bakabilme yetileri de körleşir. Grup psikolojisiyle düşünüp hareket etmeye başlarlar. Tıpkı günümüz Türkiyesi’nde olduğu gibi…
İdeoloji; peşinden sürüklediği kitleleri ‘ya bendensin ya da ondan’ baskısıyla taraf olmaya zorlar. Bu üç siyasi partimizin günümüzde tam olarak yaptığı budur.
Şimdi ise yazımızı can alıcı bir tespitle sonlandıralım.

İdeolojinin ne olduğuna dair güzel bir betimleme vardır:
“Bir parkta üzerinde ‘Yalnızca beyazlar’ yazılı bir bankta otururken insanın kendi kendisine ırkçılığa karşı olduğunu hatırlatmasının bir faydası yoktur. Bu bankın üstüne oturma eylemiyle ırkçı ideoloji desteklenmiş ve yaşatmış olunur. İdeoloji kafada değil oturulan banktadır”
 
Bu örneği siyasi partilerimize uyarlarsak karşımıza herhalde şöyle bir tablo çıkacaktır. Günümüz siyasi partileri de sanki üzerinde "Şahsi menfaat, makam, güç, bol akçeli çıkar ilişkileri" yazan bankta otururken, kafalarında bu duruma karşı çıkan, hiçbir karşılık gözetmeksizin milletin hizmetinde olma gibi düşünceleri taşıyorlar!! Kafalarındaki millete hizmet, oturdukları bank ise kişisel menfaat, makam, güç, para ve çıkar ilişkileri... Bizi kendi gerçek yüzlerini maskeleyerek kandırıyorlar. Oysa mesele kafada değil, eylemde ne yaptığınızla daha ilişkili gibi gözüküyor. Hal böyle olunca siyasi hayatın temel unsurları olan siyasi partilerimizin ideolojileri de görünürdeki milliyetçilik, vatan sevgisi, bir davaya adanmışlık, muhafazakarlık, dindarlık, sosyal demokrasi, işçinin, emekçinin hakkı, alın terinin karşılığı vb. unsurlarla değil; onun yerine rant, makam, güç, para, menfaat ve çıkar ilişkileri çerçevesinde şekilleniyor.
  Biz sıradan vatandaşlar ise Cemil Meriç"in ifadesiyle idrakimize, zihnimize giydirilmiş deli gömlekleri olan  "kutsal ideoloji" lerimizin peşinden giderek aslında kendimizi kandırıyoruz. Ne yapsak nafile… Özgür iradelerimizle esir, köle olmuşuz bir kere…

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.