• BIST 93.225
  • Altın 358,922
  • Dolar 6,7629
  • Euro 7,3503
  • Trabzon 10 °C

İĞNE

Havva  LAKUTOĞLU

‘Benjamin Button’ filmini izlediniz mi? Enteresan bir film. 
Benjamin Button kızına yazdığı mektupta “Değişebilir ya da aynı kalabilirsin. Bu işin bir kuralı yok. Hayatımızı vezirde edebilir rezil de edebiliriz. Umarım senin için mükemmel olur. Umarım seni şaşırtacak şeyler yaşarsın. Umarım hayata başka pencereden bakan insanlarla tanışırsın. Umarım gurur duyduğun bir hayat yaşarsın. Ve umarım umutsuzluğa kapıldığında yeniden başlayacak gücü bulursun” diyor.
   
Keşke kendimizi yanlış bir hikayede bulduğumuzda hemen oradan ayrılma şansımız olsa. Ait hissetmediğimiz “böyle olmamalı” dediğimiz her ne varsa ondan ayrılsak. Ve aidiyet hissinin oluşturduğu o tutunma hissinden kopabilsek.  İnsanların gözümüzün içine bakarak konuştukları yalana “yalan” diyerek  oradan uzaklaşabilsek.
  Bugünlerde hayatıma değişik pencereden bakan insanları katmaya çalışıyorum. Çünkü onlar özgür ve bağımsız. 
İnanç insanların önünde ki perde gibidir. İnandın mı görmez ve sorgulamazsın. O sizin doğrunuzdur.
 
İzliyorum, seçilmişlerin şovlarını ve onlara inanan binlerce, on binlerce, milyonlarca insanın asla sorgulamadığını.
Kandırıyorlar ama alkış alıyorlar.
 
Oysa ki birisini kandırdığını hissediyorsan o kişi sırf sana inandığı ve güvendiği için kandırılandır. Sen üstün varlık olduğun için değil bu kanmalar.
Hatırlıyorum. İlkokul birinci sınıf ya da daha öncesiydi. Kızamık olmuştum. Çok ateşlenip, hiçbir şey yapamaz olmuştum. Çok korkmuştum. Doktor Abdurrahman Serdar Amca(Allah rahmet eylesin) eve gelip beni muayene etmişti. Bir de iğne vurup ateşimi düşürmüştü. 
  Dr. Abdurrahman  Amca benim için “beni ölümden kurtaran bir kutsaldı.” Onun ilgi ve sevgisi benim ilacımdı. Her daim benim için elleri şifa dağıtandı. Ve yeniden başlangıcım gibiydi.
İşte inandıklarımızda böyle bir şey… 
Fakat onlar her daim dozlarını arttıranlardır.

Her şey güllük gülistanlık olacak. Açlık olmayacak. Zam olmayacak. Benim belediye başkanlığımda herkes eşit hizmet alacak. Hastalıklar son bulacak, sağlıkta reform yapacağız, … gibi sözlere inanmak,  sanırım bir ütopya olsa gerek.
Ya iktidar olsaydık ile başlayıp devam eden kandırmacalar…
Vallahi ben artık adı “siyasetçi” olan şahısların vaatlerinin hiç birine itibar etmiyorum. Çünkü gerçekleşmiş vaat neredeyse yok gibi. 
Muhalefetteki siyasetçilerin tek yaptığı ise, her söylenene laf yetiştirip hiçbir şey yapmamak. Ama yinede milyonlar onlara inanıyor.
Dinleyeni çok da “anlayanı olmayan” bir hallerde bizim siyaset.
Tarihte İlk yalanı kim söylemiş. Ve neden söylemiş. Bilmiyorum, araştırmadım. Ama bildiğim bir şey var ki gerçek artık nerdeyse  aslını yitirmiş durumda.
Hani Allah bize” fakirleri doyurun “diyor ya. Ama biz yine dua edip Allah’ın bizden istediğini Allah’a havale ediyoruz. Diyoruz ki “Allah’ım fakirlere yardım et.”  Usûl dua ise, şeklinin ne önemi var. İstekler, vaatler, bir şekilde kandırmacayla hallediliyor. Yeter ki inanılan ve güçlü ol.
İnanç kısıtlayıcı ve işlevini yitirmişse,doğru diye dayatılan yanlışı  gözden geçirmez oluyorsun.
 
Hatayı itiraf etmenin, durumu düzeltmek için bir araç olduğunu unutma ve korkma.
 Vallahi artık tavrımız adalet, eylemimiz de vicdanımızın rahatlığı olmalıdır. Gerisi mi hikaye.

  Unutmayın hatanın binlerce çeşidi var ama telafinin de bir o kadar çeşidi var.
1979 yılında o zamanlar henüz tanınmamış bir performans sanatçısı  Marina Abramoviç gösteri sanatının en sıra dışı en konuşulan hatta en korkunç gösterisini yaptı. Ne mi yaptı?
Rhythm 0 adını verdiği gösterisinde ayakta 6 saat boyunca sabit duracaktı. Gösteriyi izlemeye gelenlerin seçimine bırakılan masa üstünde farklı eşya ve materyaller vardı. Masada mermi, silah, çikolata, bıçak,çiçek,kek vs vardı.
Bu objeleri ziyaretçiler istediği gibi kullanabilecekti. Bana istediğinizi yapabilirsiniz? Hiç de iyi olmayan sonuç getirdi. Hiç tepki vermeyen Abraboviç’e  önce çiçek verildi, sonra zorla kek yedirilmeye çalışıldı. Sonra mı ne oldu? Tokat, şiddet, cinsel taciz ve elbiseler üzerinden çıkarıldı. Sonrasını yazmaya gerek yok artık. 
 
Ama orada iyilerde vardı elbet, rahatsız olan ve korumak isteyenler. Onlar kıyafetlerini geri giydirdi. Üzerinde ki yaraları kapatmaya çalıştı.
Bu yaşanmışlık,  bize körü körüne insanlara inanırsanız böyle ortada kalırsınızın en önemli örneği olsa gerek.
Siyasete Dr. Abdurrahman Amca (Allah rahmet eylesin) lazım. Bir iğne ile tüm yalanı düzeltecek.

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.