• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Trabzon 4 °C

İhsanoğlu Niye Aday Gösterilmiştir?-2

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Bütün adayların kesinleşmesi ile Cumhurbaşkanlığı seçim süreci başladı. Bu konuya bakış açımızı ve siyasal duruşumuzu, kıyısından köşesinden değil tabiri caizse “bodoslamadan” önceki yazılarımızda dile getirmiştik. Artık tefekkür ve takdir halkındır demek en doğru olanıdır.

Bu yazının esas içeriği olan Eylül 2014 sonrasına ait projeksiyonumuza geçmeden önce, mevcut durumu kısaca özetlemekte yarar vardır. Adaylık yarışının resmileşmesi ile AKP, içerisine girdiği siyasi durgunluğunu atlatma ve hatta yeniden güçlenme yoluna girmiştir. Öyle ki bu süreçte mevcut politik duruşunun üzerine herhangi bir yenilik eklemeden, kitlelere yeni açılımlarda dahi bulunmadan oyunu artırabilecek bir fırsat yakalanmıştır. Doğrusu böyle bir yarış dostlar başına…

CHP ve MHP’nin işbirliği ile belirlenmiş olan ve adına “çatı aday” tabir edilen Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı hakkında oldukça detaylı değerlendirmeler basında yer almıştır. CHP içerisinde yer alan 21 milletvekilinin bu adaylığa çeşitli gerekçelerle destek vermeyişi çok önemli bir toplumsal yansımayı ifade etmektedir. Bu; azımsanmayacak ölçüde ve üzerinde durulması gereken bir çıkıştır. Kanımca günü geldiğinde mutlaka gereken karşılığını da bulacaktır.

Bizim bu ülkedeki sorunları kavrayış şeklimizin ve çözüm arayışımızın herhangi bir siyasi kategori içerisinde olmadığını peşinen söylemeliyim. Demem odur ki; özgürlükçü, demokratik, laik, sosyal adaletçi, paylaşımcı, üretimci, yenilikçi, bağımsızlıkçı, barışçı, çevreci ve de girişimci bir anlayışın bu ülkenin yararına olduğuna derinden inanmaktayız. Bunun dışında “ulusalcılık” ya da önüne “yeni” gibi sıfatlar takılan siyasi hareketlere dâhil olmadığımızı birinci elden ifade etmeliyiz. Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı adaylık sürecini de bu temelde ele alıp, bu bakış açısı ile yorumlama çabası içerisindeyiz. Ağırlıklı olarak solun ana değerleri ile çelişen anormal bir ulusalcı bakış açısının ya da toplumsal barışı yaralayacak MOSSAD merkezli bir ayrılıkçılığın bu ülkenin hayrına olmadığına derinden inanmaktayız. Ancak; toplumun bu çağdaş değerlere duyarlı olmaktan uzakta bırakıldığını çok iyi bilen birisi olarak, toplumun kendi çıkarını nerede araması gerektiğini bilememesi gibi de yapısal bir sorun ile karşı karşıya olduğumuzu belirtmeliyim.

Organizatör kim?

Bütün bu tablonun özellikle CHP gibi büyük ölçüde sol tabana sahip olan bir partinin üzerinde yaratmış olduğu fikir dağınıklığı ve cesaret kırıklığı, adaylık sürecinde maalesef İhsanoğlu gibi bir şahsiyeti yaratmıştır. Partinin üst yönetiminden son ana kadar büyük bir gizlilik ile saklanarak Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun MHP’ye oldukça “garip bir yönelişi” ile ortaya çıkan “çelebi insan” İhsanoğlu, bence uzun yıllar bu ülkenin gündeminde kalmaya devam edecektir. Zira adım gibi eminim ki; ne Kemal Kılıçdaroğlu ne de Devlet Bahçeli, sadece kendi inisiyatifleri ve fikri altyapıları ile böyle bir adayı bulacak, onu değerlendirecek ve adaylığa hazırlayabilecek durumdadır. O halde her iki partinin de üst yönetimlerinin dışındaki zeminlerde kotarılmış olan bu adaylığın arka planındaki organizatör kimdir? Bu soru bu ülkenin geleceğine ilişkin ipuçlarını da vermektedir.

Kesin olarak Tayyip Erdoğan bu ülkenin yeni Cumhurbaşkanı olarak seçilecektir. Zira siz sakın bakmayın HDP destekli Selahattin Demirtaş’ın Tayyip Erdoğan karşıtı söylemlerine... Bu ülkedeki dış destekli Kürt ayrılıkçılar için AKP eşsiz bir şanstır. HDP tarafından yapılmak istenen olası ikinci tur seçimde Tayyip Erdoğan’dan en yüksek tavizi koparmaktır. Aslında hiçbir yeni taviz alamasalar bile mevcut kazanımların korunması adına mutlaka ikinci turda destek Tayyip Erdoğan’a olacaktır. Bunu bu ülkenin bir yerlerinde yaşayan sağır sultan bile çok iyi biliyor…

 Yeni bir dönem!

İhsanoğlu’nu aday olarak öne süren ve seçim kaybetmenin sorumluluğunu da üstlenecek olan muhalefet partileri için doğal olarak yeni bir dönem başlayacaktır. Tayyip Erdoğan’ın iyi bir taklidini bile bu topluma kabul ettirememiş olan bir muhalefetin inandırıcılığı ve politik duruşu da sorgulanır hale gelecektir. Başarısızlığın nedeni olarak muhalefetin öne sürecek olduğu argümanların hiçbir geçerliliği olmayacaktır. Öncelikle seçime katılımın düşüklüğü konusunda muhalefet partileri ve özellikle CHP’de parti içi muhalefet suçlanacak ve büyük olasılıkla parti içi disiplin mekanizmaları işlemeye başlayacaktır. Oysaki seçime katılımın düşüklüğüne ilişkin sorumluluğun parti içi muhalefete yüklenebilmesi için ortada inandırıcı bir gerekçenin olması gerekecektir. Zaten en başında İhsanoğlu’nun adaylığına mantıklı ve inandırıcı gerekçeler ile karşı çıkan kesimin dışlanarak ve de en önemlisi küçümsenerek süreçten soğutulmuş olması, mevcut muhalefet parti yönetimlerini çıkmaza sokacaktır.

MHP’nin kendi özellikleri gereği bu partide büyük ölçüde bir sarsıntı beklenmemelidir. Halen de İhsanoğlu’nun adaylığına MHP içerisinde biat etmeyen ve aykırı bir görüş öne süren kimse yoktur. Sadece tabanın belli kesiminde ve parti üst yönetiminde sesini kısmış olan dar bir çevre seçim sonrasını bekleme modundadır. Bu nedenle MHP’de Devlet Bahçeli’nin kendisinin verebileceği bir kararın dışında partide bir değişim ya da yenilenme beklenmemelidir.

CHP’de ise durumun her zamankinden çok daha karışık duruma gelecek olması kuvvetle olasıdır. Tabanın ve parti iç dengelerin kendisine tanımış olduğu krediyi tamamen tüketecek olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun işi zordur. Alevi tabanın bile desteğini kaybedecek olan Kılıçdaroğlu; ya bildiğimiz o yumuşak üslubu ile bu işi sessizce sonlandıracak, ya da şahin kesilerek parti içi muhalefete hodri meydan diyecektir. Ancak her durumda kendisini İhsanoğlu’nun adaylığı ile kandıranlar dahi yanında kalmayacak ve klasik “politik satışlar” başlayacaktır. Halen partide yer kapma peşinde olan ve adaylık yanlışlığına ses çıkarmayanların ana hedefi seçim sonrasında pozisyon alabilmektir. Bu iş bu kadar zayıf, pamuk ipliğine bağlı ve bu kadar inançtan uzak bir yola girmiştir maalesef. Peşinde koşması istenilen adaya kuşku ile bakan bir CHP tabanına hiç kimse boşuna güvenmesin. Teşkilatların da böyle bir motivasyonu ve heyecanı maalesef yoktur. Bu işlerde zorlama olmaz.

Son olarak derim ki; sessizce ve tarafsızca izleyecek olduğumuz bu sürecin sonunda bugünkünden çok daha zayıf ve inandırıcılığı azalmış bir muhalefeti elimize bırakacaklar. Bunun sorumluluğunun kimde olacağını umarım tekrar hatırlatmak durumunda kalmayız.

BİR TEŞEKKÜR:

Geçirmiş olduğum bir rahatsızlık nedeniyle tedavimi yapıp beni eski sağlığıma kavuşturan, ayrıca halen annemin tedavisini de büyük bir özenle yapmaya devam eden KTÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi sevgili kardeşim, dünya tatlısı Prof. Dr. Mustafa GÖKÇE’ye teşekkürü borç bilirim. Allah seni başımızdan eksik etmesin sevgili hocam…      

 

 

          

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.