• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 16 °C

İhsanoğlu Niye Aday Gösterilmiştir? (Bir Buçuk…)

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Konu ile ilgili olarak bu köşede 24 Haziran günü yayınlanmış olan ilk yazımızın ardından geçen süre içerisinde, Cumhurbaşkanlığına adaylık konusunda gelişen yeni konjonktürün etkisi ile yazımızın ek başlığını 1,5 koymak zorunda kaldık. Son analiz olan 2. kısma gelinceye kadar umarım yeni gelişmeler ortaya çıkmaz ve bu konuya bizce son noktayı da koymuş oluruz.

Muhalefetin adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nun açıklanması ile AKP derin bir sessizliğe bürünmüş durumdadır. Bunun nedeni olarak ancak çeşitli spekülasyonlar üretmenin dışında bir şey yapmanın imkânı yoktur. Ancak büyük olasılıkla AKP; adaylık başvurusunun son tarihi olan 3 Temmuza kadar muhalefetin ikinci ve çok daha etkileyici ve toplumu kucaklayıcı bir adayı ortaya çıkarması gibi derin sayılabilecek bir stratejik hamle yapmasından çekinmektedir. Olur mu? olur… Ancak CHP tarafından böyle bir yeni yönelişin faturasının çok daha ağır olacağını hemen belirtmek lazımdır. Ortada MHP ile mutabık kalınarak belirlenmiş olan ve adı tüm kamuoyunun gözü önünde hem Kılıçdaroğlu hem de Bahçeli tarafından açıklanmış bir aday vardır. Bu koşul altında yeni bir adaya yönelmek her iki partinin de üst yönetimlerinin meşruiyetlerinin sorgulanması sürecini anında başlatır. Yani bu saatten sonra İhsanoğlu’nu ortada bırakmanın bedelini her iki genel başkan da fazlasıyla ödemek zorunda kalır. Zira burada söz konusu olan yerel bir yönetime aday belirlemek değil, bütün ülkenin Cumhurbaşkanlığına aday belirlemektir. Bu bağlamda Ekmeleddin İhsanoğlu’nun muhalefetin adayı olduğuna artık kesin gözle bakmak zorundayız.

CHP’nin üst yönetiminden yükselmekte olan seslerde aynen bizim dile getirmekte olduğumuz gibi, bu süreçte inisiyatifin parti dışına kaymakta olduğu kaygısı dile getirilmektedir. CHP milletvekili Sayın Prof. Dr. Süheyl Batum kendi kaleme aldığı yazısında partiyi haklı olarak çok ciddi bir şekilde eleştirerek, “oyun içindeki oyundan” bahsedebilmektedir. Ayrıca eski genel başkan Deniz Baykal’ın Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına ilişkin açık eleştirisini de basından okuduk. CHP gibi toplumun önemli bir kesiminin umut bağladığı bir partinin bugün içine düşmüş olduğu bu yaman çelişkinin sorumlusunu nerede aramak gerekmektedir? En yakıcı ve can alıcı soru budur.

Esasen şahsımın da bir ölçüde dâhil olduğu 30 Mart yerel seçimlerinde yaşanan adaylık kargaşasının arka planında yatan unsurlar, önceden de dile getirmiş olduğum gibi ve Sayın Süheyl Batum’un da dile getirdiği gibi maalesef uluslararası bir planlamada yatmaktadır. Bunun toplum tarafından anlaşılmasının ve ikna edici olmasının kolay olmadığını biliyorum. Ayrıca; bu türden senaryoların geçerliliğine inanmakta çok zorlanan bir şahsiyet olarak, Cumhurbaşkanlığı adaylığına bu kadar ipi pazara çıkmış bir adayı öne sürmenin arkasında geçerli bir neden bulmakta zorlanıyorum. Bu bağlamda ülkem üzerinde yapılmakta olan gizli hesapların gerçek yüzünü göstermek adına toplumu bilgilendirmek de boynumuzun borcudur. AKP’nin yarattığı toplumsal bunalımdan bıkmış büyük bir çoğunluğun karşısına, çok daha makul ve mantıklı bir Cumhurbaşkanlığı adayı ile çıkmak varken, yapılan bu adaylık tercihi, Tayyip Erdoğan’ın işini anormal bir biçimde kolaylaştırmıştır. İlk kamuoyu yoklamaları da bu yöndedir maalesef.

Bu süreçte AKP tabanının ne kadar rahat olduğuna ve Tayyip Erdoğan’ın bir an önce Cumhurbaşkanlığına oturmasını beklediğine dikkat çekmek isterim. Yolsuzluklar, ülkenin içerisine düştüğü uluslararası yalnızlık, taşeron sisteme mahkûmiyet, yoksulluk, pahalılık, adaletsiz yargı, eğitimde kargaşa, işsizlik gibi yapısal sorunların hepsi bir anda unutulmaktadır. Niye? Yanıt gayet basit: Cumhurbaşkanlığına muhalefetin adayı olarak AKP bünyesinden gelen bir şahsiyeti çıkarmak bütün bu sorunların üzerine sünger çekmektedir. AKP ile paralel zihniyetteki bir şahsiyetin muhalefetin adayı olarak önerilmesi bu ülkede AKP’nin yarattığı bütün sorunların inkâr edilmesi ve AKP’nin aklanması anlamına gelmektedir. Böylesi bir tercihin hiçbir politik nedeni ve mantıklı bir açıklaması olamaz. Bu ülkeye giydirilmeye çalışılan yeni elbisenin provası yapılmaktadır…

Öne sürmekte olduğumuz bütün bu görüşlerin karşısında olanların kaygılarını anlayışla, ancak üzüntüyle karşıladığımı ifade etmek isterim. Bütün bu eleştirilerin; Tayyip Erdoğan’ın işine yarayacağı ve CHP’ye zarar vereceği gibi klasik partili zihniyetini rahatsız edeceğinin de farkındayım. Ancak bu adaylık süreci maalesef yerel seçimlerde yapılmış olan hatalar gibi CHP’yi ileriye götürecek olan bir yola girmemiştir.  Kazanılmış olan mevzilerin de kaybedilmesi gibi bir tablo ile karşı karşıyayız. CHP’nin şu anda genelde ve yerelde teslim edilmiş olduğu ellere parmak izi bırakmamak için aslında birer eldiven giydirildiğini, ustalıkla partinin içinin boşaltılmakta olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Hiç kimse hırsıza bekçilik yapma saflığına düşmesin lütfen. Daha ne desek bilmem ki…

Tekrar vurgulamakta yarar vardır ki; bu ülkede AKP ile başa çıkmanın yolu vardır. Halkı uyutan ve kandıran bu iktidarı devirmek elbette kolay değildir, ama mümkündür. Bunun mevcut muhalefet ile olamayacağı Cumhurbaşkanlığındaki adaylık süreci ile tescillenmiştir. Umarım bu süreç; bu ülkedeki namuslu, bilinçli, aydın, kişilik sahibi insanlarımız için en az hasarla atlatılır.

Eylül 2014 sonrasındaki gelişmelere ilişkin olarak yapacağımız projeksiyonu gelecek yazımızda ele almak üzere…     

     

 

 

 

     

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.