• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Trabzon 6 °C

İHTİYAÇ MOLASI

Ali Rıza Keskinalemdar

Şehirlerarası yolculuk ettiğiniz otobüsünüz birden durur.

Kaptan  biraz kafasına buyruk takılmaktadır. Muavin de az buz değil tam kekemedir. Bir türlü durma nedenini becerip söyleyemez. İlk işi ortadan toz olmaktır.

Yerinden kaykılıp dışarıya doğru meyleden sürücüye haliyle sorulur, niye durduk diye. Yanıt üstünkörüdür: “İhtiyaç molası!”

Herkes birbirine soradurur: “Acaba kaç dakika buradayız?”

Kaptan duyarsa yanıtlar: “10-15 dakika!”

İhtiyaç molasından ne anlarsınız?

Herkes kendine göre yorumlayabilir; kimi tuvalete gitmeyi anlar, kimi karnını doyurmayı, kimi de dolaşıp hava almayı ama genelde anlaşılanı tuvalete gitmektir elbette.

Kendinizi 10-15 dakikaya göre ayarlarsınız. Gözünüz saattedir. İkide bir yanınızdakine indiğiniz saati teyit ettirir, rahatlatırsınız kendinizi.

Biraz ileride markete gidersiniz gözünüz otobüstedir, hala yerinde mi diye. Bir gözünüz raflarda bir gözünüz otobüste, ne aldığınızdan ne verdiğinizden haberiniz olur. Alelacele atıştırmalık bir şeyler alır çıkarsınız. Otobüse yürürken bu defa lokantanın içinde rahat rahat yemeğini yiyen Kaptan’ı görürsünüz. Saatten yana bir sorunu yoktur; sandalyede oturup saatlerce yemek yiyecekmiş gibi bir hali vardır.

Acaba çay içecek zamanınız var mıdır sorusu kafanızın içinde döner durur, ayaklarınızı bir oraya bir buraya sürükleyip birbirine dolaştırırken…

Her an bitirebilir ve yola çıkabilir kuşkusu size çayı içirtmez ama yemekten sonra ısmarladığı çayı keyifle içerken gördüğünüzde Kaptan’ı, çoktan iş işten geçmiştir.

Kekeme Muavin hiçbir sorunuza yanıt verememektedir. Kaptan’ın nerede, niye, ne kadar süreyle duracağını bilmemektedir, bilse de ifade edememektedir.

Zaten molanın niye ve hangi süreyle verildiği anlık gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

30 dakikaya da uzadığı olur, 45 dakikaya da… Kaptan’ ın paşa gönlü nasıl istediyse!

Kekeme Muavin’ in eli böğründedir. Yolcuların niye kalkmıyoruz sorusunu hem yanıtlayamaz hem de Kaptan‘a iletemez.

Becerebilirse, kalkıyoruzla oyalar.

Yerinde oturmaktan sıkılıp dışarıya çıkanlar, körün taşının kendilerine rastlarcasına, otobüsten uzaklaşır da kalkan otobüse yetişemezlerse ne hesap verirlerdi Kaptana?

Kaptan iki kaşık yemek yemiştir alt tarafı. Ardından da kollarını sandalyenin sırtına dayayıp sürücü oturuşuyla çayını bir güzel fırtlayarak içmiştir. Hakkı değil midir, yani!

Koltuğuna oturduğunda hadi gidiyoruzdur artık. Kekeme Muavin kendiliğinden sayarsa yolcuları, ne âlâ; aksine uzaklara gittiyseniz hava almak için, yok yazılmama olasılığınız da sıfırdır. Kısacası, otobüstesinizdir de farkında değilsinizdir.

Otobüsün gittiğini görür de arkasından ıslık, bağırma kıyamet yetişmeye çalışırsınız; birilerine de kendinizi gösterebilirseniz, şanlısınız demektir.

Otobüs durur ve kapı açılır. Önünüze ilk gelene fırçanızı atacaksınızdır mutlaka. Kekeme Muavin arkalardadır. Adetten olduğu üzere her araç duruşu sonrasında olduğu gibi su servisi  hazırlıkları yapmaktadır büyük bir olasılıkla.

Tesadüf bu ya, ön kapıya yakınsınızdır; ön kapı açılmıştır otobüse binmeniz için ve yeriniz biraz arkalardadır. Kaptan kızgındır sizi beklediği için. Hem suçlu hem güçlüdür. Çünkü direksiyon elindedir. Sizi bir yerden alıp başka bir yere götürmektedir. Hani eski belediye otobüslerinde şoför ile konuşmayınız uyarıları olurdu ya belki de şehirlerarası otobüslerde de şoför ile tartışmayınız diye bir uyarı konulmaması size bu cesareti vermiş olabilirdi.

Bizi almadan nasıl gidersiniz ile fırçaya başladığınızda bu kez Kaptan’dan şu yanıtı alabilirdiniz: “15 dakika dedik, değil mi? Neredesiniz? 45 dakika oldu, ortada yoksunuz. Herkes sizi beklemek zorunda mı?”

İşin içine herkes girdiğinde hem suçlu hem güçlü olmaya çalıştığınız algısı bütün otobüs yolcusunu anında Kaptan’ın arkasında toplayıp sizi sap gibi ortada bırakabilirdi. En iyisi fırçalamaktan vazgeçip az fırça yemekle kurtulduğunuz için şükretmeli ve yerinize oturup yolculuğa devam etmeliydiniz! Sonuçta canımız onlara emanetti; Kaptan’ın asabını bozup güvenliğinizi tehlikeye atmanın alemi mi vardı?

***

Otobüslerde demokrasi memokrasi olmaz. Yolculuk başladığında ne kaptanların adını bilirsiniz ne muavinin mesela. Zaten eğer bagaja verdiğiniz bir bavulunuz varsa, daha işin başında, hayatından bezmiş bir muavin size nereden çıktı bu kadar bagaj izlenimini kolayca hissettirebilir... Yolculuğa başlarken kurallar ve konumlar asla hatırlatılmaz. Haklarınızı, hukukunuzu da pek bilmezsiniz. Hangi otogarlara girip çıkacağınızı, nerede, niye hangi sürelerle duracağınızı kurumsal bir şekilde pek söyleyene de rastlanmaz.

Seçtiğiniz bir otobüs markasının, bulabildiğiniz, önünüze tv ya da başka şeyleri izlemek için bir monitör konmuş olsa da her geçen gün daha da rahatsız hale getirilen koltuklarına binerek bir yerden bir yere ulaşmaya çalışırsınız.

Çalışma koşullarından dolayı çalışanlar genelde gözünüze sevimsiz, robot gibi görünür. İçlerinde hoşsohbet olanlarını ender bulursunuz. Otobüs yolculukları bitse de insek havasında yapılır çoğunlukla.

Üstelik hayatlarını idame ettirmek için onların da kazanmak zorunda olduğunu, uykudan, rahatlıktan, aile ortamından fedakarlık ederek işlerini yaptıklarını da bilirsiniz…  

***

Kuralların, kurumsallığın insan öğesini öne çıkartmadığı ortamlarda bireylerin bir kısmı zenginleşebilir, daha iyi yollarda araçlarını da sürebilirler ama o yollarda ne içtenlik olur, ne demokrasi, ne özgürlük, ne de iyi bir toplumsal gelecek!

En kötüsü de odakta insanın gösterilip alttan alta kuyusunun kazılmasıdır; sık sık fırça atılabilecek, hakaret edilebilecek bir unsur olarak aşağılanmasıdır.

***

Otobüs markalarının tek başına önemi yoktur. Aslolan, içinde gerçek bir insan odaklılığın olup olmadığıdır.

Siz siz olun, terminal yazıhaneleri önündeki çığırtkanların yüksek perdeden bağırış çağırışlarına kanmayın.

Asıl hikaye, içeride ne olup bittiğini anlayabilmektedir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Meral Akşener’in 17 Nisan iddiası!
  • Trabzon futbolu bitmiş!
  • Koray Aydın’ın ekibi!
  • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
  • Birinci yalnız kaldı!
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.