• BIST 91.801
  • Altın 214,232
  • Dolar 5,3608
  • Euro 6,0653
  • Trabzon 11 °C

İKİNCİ AÇILIM SÜRECİNİN AYAK SESLERİ

Dr. Hasan AKYÜZ

     Açılım süreci denilen cinnet hali bütün sıcaklığıyla hatıralarımızda yaşıyor. Yaşanan süreçte Türk Devletinin bir kısmının fiili olarak nasıl bir terör örgütünün inisiyatifinde kaldığına şahit olduk. Sürecin sonunda kendi şehirlerimizi bombalayarak geri almak zorunda kaldık, 258 şehit vererek. 
    Bu günlerde gözden ırak tutulmaya çalışılan ve acaba ikinci Açılım süreci mi geliyor diye düşündüren gelişmeler oluyor. 22-23 Kasım tarihlerinde Norveç’in başkenti Oslo’da  Democratic Progress Institute(DPI) organizasyonu ile bir toplantı yapıldı. Katılımcılar kim biliyor musunuz? Bizim meşhur akiller!  Toplanılan yer Oslo ve katılanlar akiller olunca doğal olarak akla bazı sorular ve açılım süreci geliyor. Öncelikle DPI nasıl bir örgüttür ve bizim akiller ile neden bu kadar ilgililer ona bakalım. 8 Aralık 2017 tarihli Sabah gazetesinde “Democratic Progress Institute (DPI) PKK'nın İngiltere Temsilciliği olarak bilinmesinin ötesinde  PKK terör örgütü lideri terör suçlusu bebek katili A. Öcalan'ın avukat takım üyesi (Öcalan's legal team member) olarak bilinen PKK'lı Kerim Yıldız başkanlığında faaliyet göstermektedir” şeklinde tanımlanmakta. 

    Akiller heyeti ve DPI’nin Kerim Yıldız ev sahipliğinde, 22-23 Kasım tarihlerinde Norveç'in Oslo kentinde "Çatışma Çözümlerine Toplumsal Katılım" başlığı ve "Akiller Heyeti Deneyimini Düşünmek" alt başlığıyla bir araya geldikleri ve görüşmeler yaptıkları açıklandı. Bu kadar iddialı ve ağır başlıklara baktığımızda, toplumun genelinin kabul ettiği ortak çözüm önerilerini sunan deneyimli, bilgili ve zeki bir akiller heyetinin var olduğunu ve topluma önderlik ettiğini sanırsınız. Açılım sürecinde Anadolu’nun pek çok yerinde protesto edilip konuşturulmadıklarını düşünürsek ısıtılıp ısıtılıp ortaya konan bayat çorba tadında olduklarını söyleyebiliriz sanırım. Akil adam Kadir İnanırdan Bu Millet ne öğrenebilir? Kadir İnanır kendisindeki bilgi ve ferasetle ancak rol icabı racon kesip, sağa sola sert bakmak konularında çakma Polat Alemdar müsveddeleri için bir rol model olabilir, entelektüel ve bilgi derinliği bu kadardır. Ayrıca Hülya Koçyiğit, Lale Mansur hangi anlamda akil adamlık yapıyorlar anlamış değilim. Hülya Hanımın Yeşilçam filmlerinde lüzumsuz mimik ustalığı dışında başka ne gibi bir bilgi ve felsefi derinliği var, Lale Mansur’un toplumun küçük bir kesiminin beğenisini almış sıra dışı birkaç filminden başka ne özelliği var bilen anlatsın. Son zamanlarda reklamlarda topluma burunların selameti için Rexona’yı şiddetle öneren Orhan Gencebay’ın “batsın bu dünya” ve “yazıklar olsun” perspektifiyle baktığı pencereden Güney Doğu probleminin çözümü nasıl olabilir mesela? Hele bir de bir demet tiyatronun Mükremin Çıtır’ı Yılmaz Erdoğan hangi sosyolojik tahlille görüş bildiriyor merak ediyorum. Türkiye Cumhuriyetinde Türk ibaresi geçen istisnasız her şeye penisilin alerjisi ile yarışacak derecede iflahsızca alerji duyan, hatta Türk bayrağının değişmesini isteyen Hilal Kaplanın Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti için hangi olumlu çözüm önerileri olabilir öğrenmek istiyorum. Ayrıca bütün Dünyada Soros’un eli ve elçisi olarak batı ve emperyalizm adına pek çok karışıklık ve devrim yapılmasında ön planda olan açık toplum enstitüsü TESEV in Türkiye şubesi eski başkanı Can Peker’in bu heyetin içinde olması benim için bir endişe kaynağı olarak resmin baş köşesinde durmakta. 
    Şüpheli gelişmelerin olduğu tam da bu zamanlarda bir grup Milletvekilimiz Almanya’yı ziyaret etti. Yapılan açıklamada ziyaret sırasında federal yapıya ilişkin görüş alışverişinde bulunulduğu açıklandı. Bizde federal yapı olmadığına göre verilen değil sadece alınan bir görüş olduğu çok açık bir şekilde anlaşılıyor. 

      Resmin bütününe baktığımız zaman çözüm sürecinin bir süreliğine konulduğu buzdolabından çıkarılmak için hazırlık yapıldığı şüphesi uyanıyor. Geçmişte uygulanan çözüm sürecinde Devlet otoritesinin yara aldığı aşikar. Fakat gelecekte uygulanacak ikinci bir çözüm sürecinde bırakın otoriteyi bölgede Devletin kendisinin kalmayacağı kuvvetli ihtimal. Devlete Millete ve Güneydoğu Anadolu’ya bakış açısı ve planları belli olan batı emperyalizminin kucağındaki legal görünüşlü terörize olmuş örgütlerin düzenledikleri yurt dışı toplantılarda akil denen bir grup tuhaf fikirli insanın bir araya getirilmesi ile oluşturulan Truva atlarından hayır gelmeyeceği aşikardır. 
      Son olarak şahsi serzenişim; Akiller denilen ve Türkiye Cumhuriyetinin üniter yapısı ve Milletin bütünlüğü ile sorunu olan bu grubun Oslo’ya gidiş geliş uçak biletlerinde, oralarda yiyip içtiklerinde, (varsa) aldıkları ödeneklerde benim Devlete ödediğim vergilerden bir kuruş dahi varsa helal etmiyorum, haram olsun ( Bu şahsi sitemimi mazur görün lütfen).

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.